İÇ DÜNYA iman, koronavirüs, ölüm korkusu, psikoloji

Beklentiye Girmeme Eğitimi

Şunun gibi çeşitli eğitim ve seminer duyurularına iyice aşina olduk:

Nokta nokta eğitimi,

Alanında uzman bilmemkimden,

Bu eğitim şu şu farkındalığa kapı aralayacak,

Kontenjan sınırlı acele edin, bilgi için şu numarayı arayın.

Kontenjanın sınırsız olma ihtimali zaten yoktur ama o cümle yazılır oraya. Acele etmezseniz kontenjan dolar duygusu oluşursa ‘biraz düşüneyim’ veya ‘sonra bakarız’ demeden hemen kayıt olmaya çalışırsınız. Sağ olsunlar var olsunlar eğitimlerle bir derdim yok, eğitim güzeldir.

Bugünlerde ileriye dönük beklentiye girmeme eğitimi gibi birşeyde olduğumuzu düşünüyorum hep birlikte. Kontenjan hiç sınırlı değil. Biraz düşüneyim ya da sonra katırılım ihtimalleriyse zaten yok.

Aslında ileriye dönük plan yapmama eğitimi de denebilir. Tabi plan yapmak kötü bir şey değil de planlarımız mutlaka gerçekleşecek diye beklentiye girmek kötü olduğundan, beklentiye girmeme eğitimi desek daha iyi.

Gündelik ev işlerimizi planlıyoruz ama alıştığımız periyotlarla ilerlemiyor örneğin bugünlerde. Çocuğun online dersine bağlanma sorunu yaşıyoruz, bazen ses gelmiyor, bazen ses gitmiyor, bazen bağlantı pat diye kopuyor falan. İşler bitmiyor hatta ilerlemiyor bile. İşlerin biteceğine dair beklentiye girmemeyi öğreniyoruz. Ya da öğrenemiyoruz. Eğitime katıldığımız halde, duyduklarımızı içselleştirerememek ve kabullenememek de mümkün mü mümkün.

Hayatımızı iyileştirmeye sebep olan şeylere bile vakit ayıramıyoruz. Eşyaları sadeleştirme ya da spor bana iyi gelen aktiviteler örneğin., herkes için farklı olabilir. Ama kahvaltı, çocukların ve benim online derslerimiz, öğlen oldu yine acıkıldı, hadi akşama eriyoruz akşam yemeği, çay derken gece oluyor. Bize iyi gelen şeylere vakit ayırma beklentisine girmemeyi öğreniyoruz. Ya da öğrenemiyoruz. Eğitime katıldığımız halde, duyduklarımızı içselleştirerememek ve kabullenememek de mümkün mü mümkün.

Sağdan soldan bilmemkim korona olmuş, bilmem kim vefat etmiş haberleri alıyoruz. Bu yıl şubat tatilini nasıl geçireceğiz, şunu mu yaparız bunu mu ya da yaz tatilinde şuraya gideriz gibi planlar aklımıza gelmiyor. Bakalım korona geçecek mi diyoruz. Hatta bakalım o zaman yaşıyor olacak mıyız diye de düşünebiliyoruz. O zamana yaşayacağımıza dair beklentiye girmemeyi öğreniyoruz. Ya da öğrenemiyoruz. Eğitime katıldığımız halde, duyduklarımızı içselleştirerememek ve kabullenememek de mümkün mü mümkün.

Gündelik işlerin biteceğine dair beklentiye girmemeyi öğrenmemiz mi gerekiyordu peki? Evet gerekiyordu, çünkü bu beklenti hayatımızda varla yok arası bir yer kaplamalıyken neredeyse bizim yaşama tutunma sebebimiz olmuştu. Yaşama başka bir şekilde tutun, hadi bunu öğren diye bir şefkatli ses duyuluyor şu an tüm dünyanın üzerinde.

Bizi iyi gelen şeylere vakit ayırmaya dair beklentiye girmemeyi öğrenmemiz mi gerekiyordu peki? Evet gerekiyordu, bize iyi gelen şeyler hayatın daha da güzelleşmesine neden olan süsü ve aksesuarı olmalıyken, bunlar hayatımızı güzel olarak anlamladırma sebebimiz olmuştu. Hayatını başka bir şekilde güzel bul, hayatındaki en derin güzelliği bul, hadi bunu öğren diye bir merhamet eli okşuyor şu an başımızı.

Bir kaç ay hatta bir kaç hafta sonrasında kesin yaşıyor olmaya dair beklentiye girmemeyi öğrenmemiz mi gerekiyordu? Evet gerekiyordu, bedensel hayatımızın devam ediyor olması, hayattan alacağımızı aldığımız ve doyduğumuz anlamına gelmiyordu. Ama biz bedensel yaşamayı her şey zannettik. O elimizden alınırsa herşey alınmış olur sandık. Bak o bedensel nefesin sarılıp boğulabilmesi ne kadar kolay,  ölünce bile ‘yaşıyorum’ dedirtecek bir nefes bul kendine diyor Biri. Hikmet eliyle kalp masajı yapıyor bize. İlgiyle, dikkatle, istekle, şefkatle. Hayatımızı kurtarmaya çalışıyor, hadi hayata geri dön diyor.

Koronavirüsü üreten derin yapılar, dünya düzeni filan yine O’nun planının parçası mahiyetinde sebepler olabilir olsa olsa.

Bazı şeylere yanlış anlam vermede biraz fazla ileri gittik sanırım, sınırları geçtik. Böyle bir eğitime girmemiz uygun görüldü. Bu sadece beklentiye girmeme eğitimi değil, ne bekleyeceğimizi ve nereden bekleyeceğimizi anlama eğitimi gibi.

Hepimiz bir şekilde katıldık. Şefkati, merhameti ve düşünülmeyi hissetmeden sadece engellenmeyi, sadece nefessizliği hissetmek çok acı olurdu. İşlerimizi yapamadığımızda yaşama nasıl tutunacağımızı bilmemek de öyle. Çok acı olurdu. Bize iyi gelen şeyler dışında hayatımızın derinliklerini güzelleştiren asıl özü bulamamak da öyle. Bir kez bile gerçek bir nefes alamadan nefeslerimizin tükenmesi de öyle.

İyi ki bu acılardan kurtulma yolu var.

İyi ki görünürde acı olan şeyler, gerçek acılardan kurtulmak için.

İyi ki, geçici acılar, kalıcı acılardan kurtulmak için.

İyi ki, çok şükür, bin şükür.

Trilyonlarca, yerler, gökler ve içindekiler kadar elhamdüllillah.