5 gün önce bir özel hastanede doğum yapan annelerin bebeklerinin karıştığını okuduk. 1 gün boyunca kadınlar kendi bebekleri zannederek başkasının bebeğini emzirmişler.

Dün başka bir yerde yine aynı olay olmuş, babalar künyelere bakarak fark etmiş.

İnsanın aklına hemen acaba karışıp da bilinmeyenler kaç tanedir sorusu geliyor değil mi? Yıllarca kendi çocuğun diye bildiğin insan başkasının olsun, senin çocuğun da başkasını ana baba bilsin.

Korkunç, dehşet filan gibi kelimeler bu durumu anlatmaya yetmez!

Şu yeni doğan bebeği yangından kaçırır gibi ana babadan kaçırıp bakıma götürme uygulaması olmasa, böyle dramlar muhtemelen hiç yaşanmaz.

Anne baba bebeğini biraz görür, sever, şöyle yüzüne, saçına rengine gözüne aşina olur.

Hem aylarca çekmiş de sabretmiş anneyi bebeğine kavuşmak için 2 saat bekletmek olacak iş mi?

Hastanelerde kural bebeğin doğduktan sonra hemen ilk kontroller için götürülmesi. Bebek hemşireleri de bebeği hızlıca bebek odasına alıp işlerini çabucak bitirmeyi marifet sayıyorlar.

Eh doğum fotoğrafçılığı yaygınlaştıkça fotoğraf çekilmek için bebekleri annenin yanına yaklaştırır oldular.

Normalde anneyi bebeğe dokundurtma, fotoğraf çekilme olunca en şirin pozlarla koynuna sok. İleri görüşlülüğünüze diyecek yok.

İlk doğumumda zaten acemiyim işlerin nasıl yürüdüğünü bilmiyorum, bebeği aldılar götürdüler. Şaşkınlık içindeyim.

İkincide öyle yapmayacağım diye karar verdim, hemşireye yanıma getirmesini rica ettim.

Beni gayet anlayışla karşılayacağını ve gülümseyerek bebeğimi kucağıma vereceğini beklerken ne dese beğenirsiniz: “Ama üşüyoo şu anda.”

Yüzünde, beni oyalama kadın ifadesi var.

Üşüyor olabilir, üzerinde bez sarılı zaten. Kucağıma versen ben üşütmem onu, kavrarım şöyle.

O yorgunluk ve hayal kırıklığıyla içimden geçirdiğim bu cümleleri söyleyemiyorum bile. Yanıma getirip kolumla zor uzanacağım bir mesafede tutuyor. Zührenur diye seslenip (İsmini önceden vermiştik) bakıyorum sadece.

Üçüncüde artık çok kararlıyım, 9 ay ceremesini çekmiş, doğumda canı çıkmış biri olarak “götürmeyin hemen, getirin yanıma” diye tekrar tekrar söylüyorum.

Allah sizi inandırsın, kimse böyle birşey istemiyor sen niye istiyorsun ki şeklinde bakıyorlar.

Doktorla biraz yakınlığımız olduğu için “götürün annesine hadi sevsin biraz” diyor da öyle biraz göğsüme dayayıp, ıh ıh ıh diye iç çekişlerini duyabiliyorum, dokunuyorum 1-2 dakika sadece.

Ama yine hemşirenin elinde tabi, tamamen kucağıma verirler mi, asla.

Bebeğin dili olsa da konuşsa herhalde o da anneden ayrılıp bir yığın kontrole maruz bırakılmanın kendisine yaşattığı şoku anlatır.

Sen 9 ay kapalı bir suyun içinde dur, doğumdan önce kafan dik aşağı doğum kanalında saatlerce bekle, zar zor engelleri aşıp geniş ve seni suyun kaplamadığı bir dünyaya çık, kendini boşluktaymış gibi hisset.

Ama seni aylarca duyduğun sesle rahatlamaktan ve hep içinde yaşadığın kokudan, kucaktan mahrum edip gözlerini alan bol ışıklı bir odada orana burana iğne batırsınlar.

Hayata böyle başlamayı kim ister? Ben doğdum da annem nerede duygusuyla hayata başlamaları hoş birşey olabilir mi?

Hayır bebekler bilinçsiz değil, hissediyorlar bunları. Yenidoğanlarla ilgili yapılan bir yığın araştırmadan biliyoruz ki, daha neleri neleri anlıyorlar.

Zaten o yorgunlukla yarım saat boyunca kucakta tutacak değiliz fakat 5-10 dakikayı bile çok görmelerine bile çok içerliyor insan. Kontroller bu 5-10 dakikadan sonra da yapılabilir.

Sanki doğum için özel hastanelere para veriyoruz diye, bize ne isterlerse hissettirmelerine imkan tanıyoruz!

Yurt dışında çekilmiş bazı doğum sonrası videolarında, bebeğin hemen annenin kucağına verildiğini, annenin başına toplanan 1-2 kişinin hızlıca o halde bebeğin ilk bakımını yaptığını görerek iç geçiriyoruz bir de!

Buradan sağlık görevlisi, bebek hemşiresi, kadın doğum doktoru olan herkesi lütfen bu konuda biraz duyarlı ve insancıl olmaya davet ediyorum.

Ve mümkünse herkesi, bu saçma uygulamanın değişmesi için insiyatif almaya.