Kızım Elif Zeynep’in (18 ay) bacaklarında 7-8 aylıkken biraz hissettiğimiz ama üzerinde durmadığımız bir eğrilik vardı. Ne de olsa bacakların anne karnındaki duruş şeklinden dolayı her bebekte eğrilik oluyor diye düşündük.

Yaz ayları gelip şort giymeye başlayınca eğriliğin biraz farklı olduğunu fark etmeye başladık. Fakat o sırada da çok erken ayağa kalkmasına ve erken yürümesine verdik.

İnsanların dikkatini de çekiyordu, üstelik herkes ağız birliği içinde “düzelir düzelir bol bol güneşe çıkarın, bizim bir tanıdığın çocuğunda da vardı 2 yaşından sonra düzeldi” şeklinde yorumlar yapıyordu.

Bol bol güneşe çıkarmak, parka götürmek kulağa hoş geliyordu ama pek yapamıyordum açıkçası. Zamanında her Allah’ın sabahı parka gitmişliğim olduğu için bu park işi artık bende bıkkınlıktan da öte bir işkence etkisi bırakmaya başlamıştı. Peşinde koşturmak gerekmeyen zamanlar gelsin, o zaman eskisi gibi daha çok çıkarırım diye düşünüyordum.

Bir süre sonra bu bacak yamukluğu bizi rahatsız etmeye başladı ve 2 ay önce ortopediye gösterdik.

Ortopedi bir sorun olmadığını söyledi, çocuk doktoruna havale etti. Çocuk doktoru D vitamini, fosfor ve kalsiyumu kan tahliliyle ölçelim dedi. Tahlil sonucu kalsiyum ve fosfor normal, D vitamini eksik çıktı.

Doktorlar öyle fazla üzerinde durmadılar, ortopedi bol bol güneşe çıkarın demişti. Çocuk doktoru ya güneşe çıkarılmazsa filan diye işi ihtimale bırakmak istemedi sanırım, bir depo ampül ve ardından 6 ay kullanılacak bir damla verdi. 2 aydır kullanıyoruz.

Sonucu öğrenip eve gelince D vitamini hangi gıdalarda var diye şöyle bir google’a yazayım dedim. “D vitamini eksikliği, çocuklarda raşitizm olarak görülür” şeklindeki cümlelerle karşılaştım.

Hani orta okulda filan sınavlarda D vitamini eksikliğinde görülen hastalık nedir diye klasik bir soru vardı, biz de balık soru yorumu yaparak raşitizm yazardık.

İşte bu raşitizm o raşitizmdi. Tamamen unutmuşum, uçmuş gitmiş aklımdan.

Çok üzüldüm, bizimki raşitizm denilecek düzeyde değildi ama başlangıcı gibi birşeydi işte.

Okudukça D vitamininin bağışıklık sistemini hatırı sayılır bir derecede desteklediğini ve otoimmun hastalıklara karşı koruma özelliği olduğunu öğrendim. Acaba Zeynep’in sık hastalanması da bu yüzden mi oluyordu?

Kemiklerde yumuşama ve eğrilmeye sebep oluyordu. 4 kilo doğan kızımın gelişiminin birdenbire yavaşlamasının ve boyunun kısa kalmasının nedeni de bu muydu acaba?

Ve niye ben önceki 2 çocuğumda böyle bir şeyle karşılaşmamıştım acaba? Biraz daha okuyunca çocuklardaki eksikliğin, genelde annenin hamileyken özellikle son aylarda güneşe çıkmamasından olduğu bilgisine ulaştım.

Bir düşündüm. İlk hamileliğin son ayları Mart-Nisan-Mayıs’tı ve öğlenleri ikindileri bol bol yürüdüğümü hatırlıyorum. İkincide son aylar Haziran- Temmuz- Ağustos idi. Hem doğum kolay olsun hem de kilo almıyım diye arşın arşın gezmiştim.

Sonuncuda ise son aylar Aralık- Ocak- Şubat idi. Ve tabi hamileliğin büyük kısmını bu derece sıkıntılı geçirdiğim için ve çıkan komplikasyonlardan dolayı yatarak yaşamıştım. Güneş yüzü görmedim gibi birşey.

Fıtratta boşluk yok derler ya hani, öyle. Bir boşluk birşeye sebep oluyor illa.

İlk toslama anında biraz sarsıldım ama hem doktorların fazla önemsemeyişinden hem de okuduğum her yerde tedavisi çok kolaydır, D vitamini takviyesiyle 6 ay-1 sene içinde tamamen düzelir gibi cümleleri görünce rahatladım.

D vitamini bazı balık türlerinde ve gıdalarda az miktar varmış, ama en çok güneş ışığıyla alınırmış. Güneşten D vitamini alındığını biliyordum ama yokluğunun bu denli bir geri dönüşü olduğunu bilmiyordum. Doktordan sonra parka çıkarma işini de biraz daha ciddiye aldım.

Çocukların 1-2 yaş civarı sürekli ana babayı dışarı sürüklemesinde var bir hikmet, onun içine de o meyil konulmuş.

Elif Zeynep yazı oldukça iştahlı ve neşeli geçirdi, kilo alma konusunda da ilerleme kaydedince kaygılarım azaldı. Bacaklarındaki eğrilik de çok yavaş olmakla birlikte düzeliyor.

İşte bazen böyle ilk 2 çocukta yaşamadığı şeyleri 3.de yaşayabiliyor insan. Aman siz yaşamayın, hamileler güneş görmeye dikkat.

Sadece çocuklar değil, biz yetişkinler de tehlike altındayız. Kemik erimesi sadece kalsiyum eksikliğinden değil D vitamini eksikliğinden olurmuş. Geçen gün parkta bir kadın gördüm, tekerlekli sandalyeyle gelmiş, 40- 45 yaş civarındaydı ve kemik erimesi varmış, güneş almaya çalışıyordu.

Güneşten kaçmamak lazım. Yalnız öğlen güneşi kanserojen, sabah ve ikindi güneşi faydalıymış. Kulaklarımıza küpe niyetine.