ANNELİK, İÇ DÜNYA, KADIN, KÜTÜPHANE

Hem Anneyim Hem İnsan

Aşağıda da 13 Mayıs Pazar 2018 tarihinde Üsküdar Üniversitesindeki yazar buluşması etkinliğinde kitapla ilgili yaptığım konuşmayı sunuyorum. İçerik hakkında bilgi vermesi açısından, buyrunuz:

Hepiniz hoşgeldiniz. Bu etkinlik yazar buluşması olarak planlandı gönül isterdi ki kitap çıkmış olsaydı kitap buluşması olsaydı tabi. Bugün kitaptan biraz söz etmeye çalışacağım size.

Kitap benim bunalımlı anlarım ve o bunalımlı anlarda nasıl ayakta kaldığıma dair hikayelerle ilerliyor. Hepsi gerçek, noktası virgülüne kadar birebir yaşadığım anılarım. Bu hikayelerde tıpkı yaşarken olduğu gibi, daha çok duygular işleniyor.

Annelere yönelik bilgi ve tavsiye verme ya da iyi annelik yapmaya dair tecrübe paylaşımı türünden bir içeriğe sahip değil. Öğretici bir kitap değil, tersine hep anneliğe yönelik bilgi ve tavsiyeler eşliğinde yıllarını geçirmişi uzmanları çokca dinlemiş olup, hatta blogumda da hep bu doğrultuda yazılar yazmış olup,  gelip vardığım noktada hissettiğim hayal kırıklığıyla başlıyor.

Bu hayal kırıklığını aslında herbirimiz yaşıyoruz. Anneliğin ilk yıllarında yoğun bir umduğunu bulamama oluyor annelerde. Fakat ilk yıllardaki biraz daha hafif oluyor kanımca. İlk yıllarda, az çok istediğini elde edememe olsa da, tamam hallederiz, bir de şöyle deneyelim gibi telkinlerle biraz daha ümitvar bakabiliyor genç anneler kendi anneliklerine. Tabi burada anne olmayanlar da çok, onlar da gelecekteki kendi anneliklerine yönelik dinleyebilirler anlattıklarımı. Şu anda öyle bir rolün içinde olmasalar bile.

Ama şöyle bir 8-10 yılı devirdiniz mi bir de bakıyorsunuz ki, size eşlik eden derin ve git gide daha kalıcı hale gelen bir hayal kırıklığı var. Gerek blog dünyasında gerekse aynı annelik yaşında olduğum çevremdeki arkadaşlarımda rahatlıkla görebiliyorum bu durumu. Ki ben de aynını yaşadım.

Belli ideallerle başlamışsınız, çocuğunuza işte belli nitelikleri kazandırmak üzere yola çıkmışsınız, ahlaklı olsun dürüst olsun istemişsiniz, sizin anneliğiniz sevgi dolu ve merhametli olsun istemişsiniz ama umduğunuz gibi olmamış. Tam tersi çok büyük bir darbe almışsınız bu hayallerinize.

Kitabı eğer okursanız göreceğiniz en baştaki şeylerden biri zaten şu olacak,  aslında  hayal kırıklığı dediğimiz şey, bizim için anlamlı bir süreci başlatabilir. Yeniden doğuş gibi, hayat bulmak gibi bir farkındalık sürecini başlatabilir. Neden? Çünkü hayal kırıklığı bizi varoluşsal acizliğimizle tanıştırır.

Aslına bakarsanız, acizliğin anlamını ve bizim acizliği yaşama nedenimizi düşündükçe -ki kitap boyunca odaklandığım esas merkez nokta budur- aslında hayal kırıklığı yaşamanın büyük nimet ve şans olduğunu düşünmeye başladım. Şaka yapmıyorum. Allah’ın bizi kendi çapımızla yüzleştirmesi oluyor hayal kırıklığı.

Çünkü aslında hayal kırıklığı yaşayarak nasıl bir noktaya gelmiş oluyoruz? Hayatta kendi istediklerimizi olduracak bir güce sahip olmadığımızı hissetmiş oluyoruz ve daha gerçek, itimad edilebilecek içsel bir kuvvet aramaya başlıyoruz.

Peki biz neden acizliğin üzülünecek bir şey olduğunu düşünüyoruz çünkü bize hep öyle öğretiliyor.

Hayalleri mutlaka gerçekleştirmek, başarmak, sonuca ulaşmak övülüyor da övülüyor. Çocuğumuzu ahlaklı yetiştirmek sanki kesinlikle bizim elimizdeymiş, sanki o çocuğun kalbini ve ruhunu evirip çeviren bizmişiz gibi bir bakış açısıyla anneliğe adım atabiliyoruz.

Halbuki peygamberlerin hayatlarına baktığımızda peygamber olmalarına rağmen kendilerine böyle bir konum atfetmediklerini görüyoruz. Kendilerini Allah haber vermezse hiç bir şey bilmeyecek, Allah yardım etmezse tüm sebepler ellerinde dahi olsa hiç bir şey başaramayacak herhangi bir insan olarak görürler. Ki peygamberleri peygamber yapan esas şey bu mahiyetleri olsa gerek, yani kendilerini bu kadar kul hissetmeleridir diye düşünüyorum.

Bizi de kendimizi böyle algılamaya çağırmak için gönderilmişlerdir.

Halbuki eğitim sistemi ve bu çağın sosyal hayatı zihnimizi çok farklı bir noktaya doğru eğitiyor. Sanki herşey belli başlı bazı sebeplere bağlı olduğuna dair algılarla büyütüyor. İşte bu nedenle annelikle ve çocuklarımızla ilgili ne kadar çok hedef koyarız kendimize. Üstelik o hedeflere ulaşmak için lazım olan tüm bilgiler, uzman yazıları, internet paylaşımları, kitaplar elimizin altındadır.

Fakat ne kadar ilginçtir ki, beklediğimiz sonuçları almak şöyle dursun suçluluk, yetersizlik, güçsüzlük, yorgunluk, kaygı, korku gibi duygularla git gide daha çok iç içe olduğumuzu görürüz. Bazı davranışlarımızla çocuğumuza ne kadar zarar verdiğimizi düşünüp kendi kendimize yükleniriz, gitgide daha ağır gelen bir suçluluk duygusu biriktiririz. Ne yaparsak yapalım yetersiz kaldığımızı her geçen gün daha çok görürüz, yeterli olmak istedikçe acizliğimizle yüzleşiriz.

Ve işte orada bizim için tehlikeli bir süreç başlayabilir. Biz hep başarmayı, elde etmeyi anlamlı bulduğumuz için suçluluk gibi yetersizlik gibi acizliğimizin göstergesi olan duygularla karşılaştığımızda, kainatın en berbat en katlanılmaz karesi içinde olduğumuzu düşünürüz. Neden böyle düşünüyoruz çünkü o duyguları böyle yorumlamayı öğrendik.

Ben de bir çok anne gibi bu süreçlerden geçtim. Ve bir gün aslında yaşadığımız acizliğin ve kötü sandığımız duyguların hiç de öyle kötü bir manaya gelmediğini keşfetmeye başladım. İnsandık biz, bu duyguları yaşamamızdan daha normal birşey olamazdı. Bizim bu duyguları yaşıyor olmamız değil yaptığımız yorumlama olumsuzdu.

Doğru yorumlamalar hangileriydi, nereye nasıl ilaç oldular, hangi hakikat nerede imdadıma yetişti hepsini kitabın sayfalarına havale ediyorum. Allah’a emanet olun.

Acizliğiniz ve zayıflığınızı hissettiğinizde üzülmediğiniz, insan olmanın manasına yakınlaştığınızı hissettiğiniz günler dilerim.

………………………………………….

Kitabı temin edebileceğiniz link: https://www.kitapyurdu.com/kitap/hem-anneyim-hem-insan/481711.html