Bir anneliktir kariyerdir mevzusu başladı, bitmek bilmedi. Bu da ötekiler gibi bir kaç gün konuşulur biter diyordum, öyle olmadı.

Annelik en büyük kariyer diye bir laf söylendi bir bakan tarafından, patladı gitti.

Kariyer gibi başarı ifade eden bir kavramı annelikle birlikte anmak biraz garip geliyor bana. Çünkü annelik konusunda başarı yakalamak biraz mükemmeliyetçi olmayı biraz takıntılı olmayı getiriyor.

Ki anneliğin başarısı ölçülemez, ölçülmeye de çalışılmamalıdır diye düşünüyorum.

Hele bir de kariyeri bırakıp ‘kariyerimi annelik konusunda yapacağım, kendimi meslekte gösteremesem de bunda göstereceğim’ dercesine hırsla anneliğe asılmak, çok çok daha vahim bir durum gibi geliyor.

Annelik kariyere ya da başarıya alternatif değil ki.

Annelik tam tersi insana sürekli kendini güçsüz hissettiren, başarısız hissettiren bir rol.

Acaba ben şöyle iyi bir anne olamadım mı, böyle ilgili bir anne olmadım mı falan şeklindeki evhamın doruğuna çıkılan bir alan.

İnsanın hayat karşısındaki doğal acizliğinin tüm renkleriyle ortaya çıktığı bir alan.

‘Sonuç odaklı olmasan da tüm emeklerin, yaptıkların başarı sayılır zaten, hem de tüm çabaların amel defterine hasenat olarak yazılır’ gibi uhrevî bir manayı kast etmişse sayın bakan, eh ona ona katılabilirim.

Fakat bunları kariyer gibi kof, kesif, yabancı, dünyevî bir kelimeyle ifade etmek gerekmezdi. Ama belki de biz millet olarak böyle sansasyonel tabirleri seviyoruzdur. Kariyer gibi rağbet gören bir kavram kullanılmasa bu kadar ilgilenir miydik konuyla?

Herneyse.

Annelik öyle birşey ki, yaptıkların kariyer olarak görünmez. Bir karşılık düşünülmez.

Cennet annelerin ayaklarının altında hadisi de bir nasihat cümlesi haline geldi. Elbette annenin emeğine verilen kıymeti ifade ediyor, fakat bu hadis o annenin çocuğu olan kişiye hitap ediyor. Annenin cennetini garantilemiyor.

Ayrıca da zaten Allah’ın anneliğe çok değer verdiğiyle ilgili bir şüphemiz yok. Mesela annelikte çekilen sıkıntılar için sınırda nöbet tutan asker sevabının verildiğine dair de bir hadis var.

Hatta çok yıprandığım zamanlar, benim şu an ne yaşadığımı kimse anlayamaz bir tek Rabbim anlar, bir tek O takdir eder kıymetini, bir tek O verebilir karşılığını dediğim…

Çok şükür karşılığını verebilecek olan bir Allahım var dediğim çok olmuştur.

Sorun kadınların bunu bilmemesi, bilememesi değil.

Bence şöyle bir sorun var, toplum anneye yüklediği sorumlulukların kıymetini takdir etmiyor, yapacak tabi gözüyle bakıyor. Fedakarlık kisvesi altında annenin sırtına bir dünya angarya yığıyor.

Fakat başı sıkışınca, ya da anneler takdir göremediği için annelik yerine kariyeri tercih etmeye başlayınca, ama bak cennet annelerin ayağının altına serilmiş, ama bak Allah şöyle şöyle değer vermiş anneye, vermiş de vermiş falan diye yönerge moduna geçiyor.

Allah değer vermişse, peygamber değer vermişse sen de değer ver o zaman. Bu kadar basit!

Kimse böyle kariyer mariyer gazlarına da ihtiyaç duymaz o zaman.