Son günlerde bana yöneltilen,

"Başörtüsü takmıyoruz diye biz müslüman değil miyiz?"

"Din sadece başörtüsü mü?

"Başörtüsü takıyorsunuz diye kendinizi dindar mı zannediyorsunuz?"

"Riyakarsınız siz, ibadet kul ile Allah arasında olmalı değil mi?"

gibi sorulara cevap vermeye çalışacağım bu yazıda.

Ama önce kimden gelirse gelsin ve kime karşı olursa olsun şiddeti tüm varlığımla kınadığımı belirtmek istiyorum.

Kendisine kin kusarak savaşmaya gelenlerle savaştıktan sonra, esir düşenlerin ellerinin bağlı olmasına bile razı olmayıp, ellerini çözdüren bir Peygamberin(ASM) izinden gidiyoruz.

O'nun izinden gittiğini iddia eden herkes de, şiddeti en azından kınamalı diye düşünüyorum.

Ama onlar bizim elimizi bağlamıştı diyor bazı sahabeler Peygamberimize (ASM). (Bırak ellerini bağlamayı akıl almaz işkenceler yapmışlardı)

Ama Peygamberin (ASM) kararı değişmiyor.

1400 yıl önce verilen bu mesajı almakta artık zorlanmasak çok iyi olacak.

Gelelim sorulara ve cevaplarına..

1. Başörtüsü takmıyoruz diye biz müslüman değil miyiz?:

Güzel kardeşim benim öyle bir iddiam yok. Doğrusu dinimizin içinde de öyle bir iddia yok.

İmanın şartları ve İslam'ın şartları bellidir. Bunların güzel ve doğru olduğunu kabul edip, Allah'ın varlığına birliğine inanan, Hz. Muhammed'in (ASM) onun kulu ve paygamberi olduğuna inanan, kelime-i şehadet getiren herkes müslüman olur.

Ve:

– Başını örtmeyen müslümanlıktan çıkmaz.
– 5 vakit namaz kılmayan müslüman kalabilir.(Kalabilir ama aman dikkat "Gerçekten kişi ile şirk ve küfür arasında namazı terk etmek vardır." (Müslim, Îmân 134; Ebû Dâvûd, Sünnet 15)
– İçki içen müslümanlıktan çıkmaz.

Sadece şöyle bir ince nokta var. Kılamıyorsa bile, en azından namazı kılmak gerekir iyidir ama kılamıyoruz işte der bir müslüman. Yapamasa bile yapmak gerektiğini kabul etmiştir.

Ara sıra içki içse de ya da belki her zaman içse de, hatta alkolik de olabilir, ama buna rağmen Kuran'ın içki içmeyin emrini kabul etmiyorum ben gibi bir inanışı yoktur.

Yani diyorum ki, kabul etmemek başkadır, yapmamak ya da yapamamak başkadır. Müslüman Kuran'ın ayetlerini kabul eder, tasdik eder.

Bu ince noktayı başörtüsünü ele alarak açıklayalım.

Kuran-ı Kerim'de başörtüsü ile ilgili açık ayet var:

“Resulüm! Mümin kadınlara da söyle ki; bakışlarını kıssınlar ve edep yerlerini günahtan korusunlar, zinetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini yakalarının üzerini kapatacak şekilde örtsünler.” (Nur, 24/31)

Şimdi bu ayeti gören başı açık bir müslüman ya şöyle der:

Başörtüsü takmayı Yaratıcım istiyorsa mutlaka hikmetleri vardır güzeldir, ama ben yapamıyorum yapamam Allah beni affetsin. Günahı boynuma. (Allah(cc) affeder mi etmez mi onu ben bilmem, en azından böyle temenni eder anlamında söylüyorum)

Müslümanlıktan çıkmaz.

Ya da şöyle der:

Başörtüsü takmayı Yaratıcı istiyorsa mutlaka hikmetleri vardır güzeldir ben bu hikmetleri faydaları bilmiyorum, aklım bilmek istiyor. Öğrenmeye çalışayım bilgimi arttırayım. Bu hikmetleri faydaları öğrendikten sonra belki yapabilirim. Kitap karıştırır, bir bilene sorar vs.

Müslümanlıktan çıkmaz.

Ya da belki Yaratıcının isteği olduğunu bütün kalbiyle onaylıyordur, hikmetleri faydaları da biliyordur, ama kendini psikolojik olarak hazır hissetmiyordur, etrafın yorumlarından çekiniyordur vs. İstediği halde yapamıyordur ve belki ömrünün sonuna kadar yapamayacaktır.

O da müslümanlıktan çıkmaz.

Müslümanların bir kısmı da, gerek hikmet ve faydalarını bilerek, gerek bilmeyerek bu ayette isteneni yapıp başörtüsü takabilir. Bilmeseler bile hikmet ve faydalarını yaşarlar, Rabbimizin bu isteğini yerine getirdik diye huzurludurlar.

Ama.

Ben de müslümanım, Kuran'a tabiki inanıyorum deyip de, Kuran'daki başörtüsü emri bana göre çok saçma bu çağda olur mu öyle şey diyen bir insanın durumu nedir onu ben bilmiyorum arkadaşlar.

Kuran'a inanıyorsan, içindeki ayete neden inanmıyorsun? İçindeki ayetlere inanmam diyorsan, Kuran'a inanıyorum neden diyorsun?

Bu çelişkili durum, bu çelişkiyi yaşayan insanın sorunudur. Cezasını biz başörtülüler çekemeyiz.

"Biz de müslümanız ama başörtüsü diye birşey yok Kuran'da" deyip bize saldırmayın lütfen.

Bilimsel cahillik yapmayın. Açın bakın, yazıyor orada. Nur Suresi 31. ayette.

Çelişkisi için yardım isteyene yardım da ederim. Otururuz konuşuruz. Olabilir çevreden aldığı bazı mesajlar ona Kuran'a inan derken, bazı mesajlar da başörtüsü saçma şeklinde olmuş olabilir. Her zaman her türlü yardıma açığım.

Ama lütfen kendi çelişkinizin faturasını bize çıkarmayın.

2. "Din sadece başörtüsü mü?

Böyle bir iddiamız da yok.

Bana din nedir diye sorsanız kısaca şöyle cevaplarım.

Din, şu dünyaya niye geldiğini ve ne yapması gerektiğini çözmeye çalışan insana Yaratıcı tarafından verilen harikulade cevaptır.

Ve bir bütündür.

Namaz, bunun bir parçası olduğu gibi, dürüstlük doğruluk da parçasıdır.

İnsanlara şefkat etmek, zülm etmemek bir parçası olduğu gibi, başörtüsü de bir parçasıdır.

Başörtüsü takınca, hah başörtüsünü taktık olduk biz, dinin tüm gereklerini yerine getirdik, cennetlik olduk şeklinde saçma sapan bir hissiyatla yapmıyoruz.

Başörtüsü taktık diye dinimizin diğer farzlarından muaf da değiliz.

Yaratıcımız böyle istedi diye takıyoruz. O kadar.

Ayrıca belli bir namus anlayışını temsil için de takmıyoruz. Başörtü takanlar namusludur diğerleri değildir gibi gerzekçe bir inanışımız da yok.

Kocamız babamız istediği için de takmıyoruz. (Yani Rabbim benden böyle birşey istemese ne insan ne cin hiçbir kuvvet kafama hiçbirşey geçiremezdi. Bu hissiyatıma başörtülü arkadaşlarımın hepsi katılır sanırım)

Bazı insanların dediği gibi, Tayyip istedi diye, Erbakan istedi diye de takmıyoruz.

Sadece inandığımız için takıyoruz ya, bunu anlamak çok zor değil.

3. "Başörtüsü takıyorsunuz diye kendinizi dindar mı zannediyorsunuz?"

Başörtüsü taktığım için değil ama, genel olarak hayatımı yaşarken Yaratıcımın yap dediklerini yapmaya çalışan, yapma dediklerini yapmamaya çalışan bir insan olarak kendimi dindar diye tanımlayabilirim evet.

Ve bu tanımda bir sorun görmüyorum.

Başörtüsü takmıyoruz ama sizden daha dindar olabiliriz demek istiyor bu soruyu soranlar.

Olabilir hay hay, başörtüsü takmasan da namaz kılıyor, oruç tutuyorsundur, Rabbime benden daha çok dua ediyorsundur, benden daha yakınsındır, benden daha dürüst her bakımdan daha ahlaklısındır belki.

Başörtüsü bence de dindarlığın ölçüsü değil.

Ama kimse benim başörtüme karşı çıkmak amacıyla, Allah'ın farz kıldığı şeyleri kabul etmiyorum yapmıyorum ama ben daha dindarım demesin. Çünkü başörtülülerden daha dürüstüm iyiyim ben gibi kendini övme havalarına girmesin.

Rabbimiz bizden sadece dürüstlük ve iyilik bekleseydi, o kadar ibadeti istemezdi demiştim bu yazının ikinci yarısında. Okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.

Hem dinin hükümlerini kabul etmeyeceksin, hem de çok dindarım ben diyeceksin. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu derler adama.

4. "Riyakarsınız siz, ibadet kul ile Allah arasında olmalı değil mi?"

Güzel kardeşim, ibadetin tanımını yapan kim, Allah (cc).

İnsanlardan ibadet isteyen kim, Allah (cc).

Başörtüsü takmak riyakarlık olmuş olsa, bizden neden böyle bir ibadet istesin?

Hacca gitmek riyakarlık olsa, neden hacca gidin desin.

Sadece insanların görmediği yerde, kendi halinizde ibadet yapın demez miydi öyle olsa?

Hem dinimizde şöyle bir kaide vardır; farz ibadetlere riya girmez.

Yani bazı şeyler çok açıktır. Mesela 5 vakit namaz, 1 ay oruç tutmak, başörtüsü takmak farz ibadetlerdendir. İnanıyorum diyen herkesin yapmakla yükümlü olduğu şeylerdir. Neden riya olsun?

5 vakit namaz haricinde, günde 10 rekat daha nafile namaz kılıyordur mesela evet ona riya girebilir. Evet onu göstere göstere yapmamaya özen göstermek gerekir.

Ya da Ramazan orucunun haricinde nafile oruç tutuyordur. Herkesin tutmadığı bir oruç olduğu için insanların bunu bilmesini istemesi ve bildirmeye çalışması riyakarlık olabilir.

Yani ekstradan yapılan ibadetler gösteriş gibi olabilir.

Ancak Kuran'da açıkça belirtilen farz ibadetlerin yapılması zaten normal olduğu için, bunların yapılması gösteriş sınıfına girmez.

Piknikte farz olan öğlen namazımı kılıyorsam, kimse aa gösteriş yapıyor bak herkesin içinde namaz kılıyor diyemez.

Ortamda mescid, yakın bir cami ya da uygun bir yer yoksa mecbur orada kılacağım. Namaz kılmak için eve gidecek halim yok ya.

Yıl 2013. Taş devrinde yaşamıyoruz.

Beni piknikte namaz kılmanın riyakarlık olmadığını anlatmak zorunda bırakanlar, kendi özgürlük ve anlayış söylemlerinizi bir gözden geçirin yeter artık.

Başörtülü ya da çarşaflı görünce korkuyorsanız, önyargılarınızın esiri olduğunuzu kabul edin ve değişmeye çalışın artık.


Eskiden polis eliyle gelen bu düşmanlık, aynı toprağa beraber vatan dediğimiz insanlardan da gelmesin artık.

Hiç kimseden gelmesin.