Anasayfa | Giriş / Üye Ol
Paylaş

Yalancı Kutu Seni, Sen Popüler Bir Yalansın

25 Eylül 2009


Bayram tatilimizi geçirdiğimiz memleketimizde 1 hafta boyunca televizyonlu bir ortamda yaşadık.

Televizyonun zararlı olduğundan hep bahs edilir ama siz sahiden zararlı olduğuna inanıyor musunuz?


İnanıyorsanız en önemli gördüğünüz zararı bir söyleyin kendi kendinize, bir düşünün. Sizin gözünüzde çok önemli olsun bu zarar ki, zararlı olduğuna inandığınızı hakikaten ispat edin.

Şunlardan hangisini söylüyorsunuz?

- Aile kurumunu zedeleyici, çocuklara ahlaki yönden zarar veren yayınlar var.
- İnsanlar dizilere kilitlenip donmuş modda tv izliyorlar akşamları bu çok kötü.
- Küçük çocuklar uzun süre tv karşısında kalınca şu şu şu zararları var.
- Sabah ve öğlen kuşağı kadın programları ne kadar boş ve abuk.
- Tv haberleri insanları üzüyor mutsuzlaştırıyor, hiç mutlu eden haber yok.
- Vs vs vs...


Bu zararların hepsine amenna, daha da çok var malesef.

Ama bu son tatilimizde bana çok KORKUNÇ gelen başka bir zararı fark ettim.

Çünkü bu zararı kendi küçük duygu dünyamda çok belirgin hissettim. Ve bu şey, bu kutu, yani bu televizyon gerçekten ne kadar zararlı bir şeymiş ya dedim.

Televizyon izleye izleye içinde yaşadığınız gerçek dünyayı unutup, kendinizi televizyonun çizdiği gibi bir dünyada zannediyorsunuz fark ettiniz mi?

Bütün kızların kadınların dizilerdeki gibi güzel olması gerektiği saçmalığına inandırmaya çalışıyor televizyon mesela.

Hayat gerçekten reklamların gösterdiği gibi toz pembe olsaydı  diye düşünmek istediğiniz olmuyor mu, öyle olmadığını bilseniz de.

Taa 2 hafta sonra başlayacak bir dizinin o  kadar çok reklamını yapıyor kanal, etkileyici müziklerle bakışlarla, hakikaten bu dizide bir meret var sanıyorsunuz. O kadar çok reklamını izleyip, o kadar çok bekleyince favori diziniz oluveriyor dizi. Daha da kaptırırsanız, favori diziniz olmakla kalmayıp, kalbinizdeki favorileri belirleyen bir anlamlar bütünü oluyor o yalancı dizi. Hayatı artık o dizinin size hissettirdikleri ile anlamlandırmaya çalışıyorsunuz.

İnsanları dizideki karakterlere benzetip, dizide size en heyecan veren sahneyi hafta boyunca defalarca yaşıyorsunuz.

Ve artık kalbiniz çıkarımlar yapmaya başlıyor.

Dizideki iki rolcünün bakışmasında evet diyorsunuz, bu hayatın gerçeği hakikaten aşk. Diliniz demiyor tabi, aklınız olayın farkında bile değil, kalbiniz diyor bunu.

Ya da mavi kutuların açılışını beklerken evet diyorsunuz, bu hayatın en heyecan verici gerçeği hakikaten para. Şu kadar parayı kazandı adam, ne hissediyor acaba. Onun yerinde olduğunuzu hayal ediyorsunuz. Evet diyorsunuz, bu hayatın en heyecan verici gerçeği hakikaten para. Kalbiniz diyor bunu, farkına bile varmıyorsunuz artık.

Ya da, evet diyorsunuz, bu hayatın en heyecan verici gerçeği hakikaten futbol.

Ve malesef bu duyguları yaşamak artık o kadar çok insana nasip oluyor ki, adı bile konmuş:

POPÜLER KÜLTÜR

Popüler olan dizileri, yarışma programlarını, reklamları çok takip ederek edinilen bir kültür var.

Kültür değil de yalan diyelim daha doğru olur. Yalancı bir anlamlar bütünü.

POPÜLER YALAN

Lafı çok fazla uzatmak istemiyorum.

KUYRUKLU YALANLARA inanmak ve heyecanlanmak için zamanımızı tv karşısında harcamak, neden hayatımızın çok büyük bir parçası olmak zorunda olsun ki?

Televizyonu hayatımızdan çıkarmak ne kadar zor olabilir ki?

Çöpe atın ya da başka bir şekilde yok edin.

Deneyin.

Bir süre sonra diyelim 6 ay sonra şöyle diyeceksiniz:

Şu yarışma programını/diziyi 6 ay izlemedim ne kaybettim, hiçbir şey. Ne kazandım. O vakitlerde eşle/ aileyle/ çocuklarla özel zaman geçirme, kendine bir hobi için vakit ayırma, kitap okuma, yalanlarla değil de insanlarla ve gerçeklerle daha fazla temas halinde olmanın sonucu duyarlılık, bu duyarlılığın sonucu gelişen davranışlar başlayan girişimler. Vs vs vs vs

Mavi kutuların açıldığı yarışma programını biz yeni öğrendik. Meğer artık yarışma bitecekmiş. İnsanlar her akşam bu yarışmaya kilitleniyormuş. Biz bu yarışma programını 2 senedir izlemeyerek ne kaybettik diye sordum kendime, elbette hiçbir şey. Kalbimiz gereksiz bir heyecandan yoksun mu kaldı?

Eğitici programlar, diziler yok mu? Faydalı kanallar yok mu diyenleri duyar gibiyim.

Evet var, ama bunları internetten takip etmek gibi bir seçenek de var.


Faydalı programlar için alınan TVlerde başka şeyler izlemekten o programlara sıra gelmediğini de o kadar çok duyuyoruz ki....

... Ve eminim evimizde televizyon olsaydı, annenotlari.com diye bir site olmazdı. Çocuklarla, eşimle, evimle etkileşimim ve iletişimim çok farklı olurdu. Gün içinde ve de akşamları tv izleyen, değil yazı yazmak, kitap okumak, geceye işini ancak yetiştiren, yorgun ve bayık yatağa giren bir kadın olurdum.

İyi ki yoksun yalancı kutu.

İyi ki yoksun.






Bunlar da ilginizi çekebilir :
Yazıya Yorum Yap Giriş / Kaydol
  • busra 26.09.2009 tarihinde dedi ki :
    evet sondaki yorumunuza katiliyorum. iki cocuklu olan bir cok arkadasim iki cocuga birden baktiklari icin hic bir seye yetisemediklerinden yakiniyorlar. sizden ve annenotlarinindan soz ettigimde, buna imkansiz bir olaymis gibi bakiyorlar. ancak TV gibi bir faktoru elbette unutuyorlar.

    ben yurtdisinda yasiyorum, burada bazi insanlar, ozellikle ev hanimi bayanlar icin internet de ayni vazifeyi goruyor ne yazikki. buradaki televizyon programlari turkce degil ve onlar da yabanci dil bilmiyorlar. o yuzden turkiye\'deki dizileri takip ediyorlar. bir cok diziyi. aliskanlik oldugu icin.

    aliskanlik konusuna biraz daha deginmek istiyorum. ben 2000, 2005 arasi isteyerek degil ama yasadigim yer geregi (yatili okumustum liseyi) televizyon izlememistim, dolayisiyla televizyonlu ortamlara girdigimde de boyle bir ihtiyac hissetmiyordum. sonra 2006 ocaktan 2007 ekime kadar, neredeyse 2 yil evimizde televizyon vardi. ilk aylardan baslayarak televizyonun benim icin yeniden bir aliskanliga donusmeye basladigini farkettim. bu cok buyuk bir zaafti ve engel olamiyordum. ay simdi yorgunum, zaten okuldam geldim, biraz kafami dagitayim vb. bahanelerle televizyonu aciyordum ve bazen saatlerimi harciyordum.. bu vahim durum beni ve esimi cok rahatsiz etti. netiecede, televizyonumuzu cope attik ve son iki yildir onun eksikligini HIC hissetmedik. istedigimiz programlari, istedigimiz zaman ve kontrollu olarak internetten izliyoruz. bu da bir cesit aliskanlik haline donusebiliyor bazen ancak buna engel koymaniz cok daha kolay oluyor.

    TV basinda yeni bir nesil yetisiyor. bu cok buyuk bir tehlike.

    boyle bir yazi icin ve bu yaraya parmak bastiginiz icin cok tesekkur ederim. ve sunu vurgulamak istiyorum, einstein\'in dedigi gibi \"davranislarimizdaki zayiflik, karakter zaafina donusur\" ve insan aliskanliklari neyse odur.
    kamer
    Bu yoruma cevap ver. Giriş / Kaydol
  • busra 28.09.2009 tarihinde dedi ki :
    3 senelik evliyiz evimizde tv yok eşimle konuşarak yuvamıza sokmamaya karar verdik eksikligini hiç hissetmedik3 4 ay önce internet bagladık ama malesef akşamlarımızı internete baglı geçiriyoruz 1 ay sonra kapatıcaz en çok sitenizi takip edemeyecegime üzülüyorum
    asu
    Bu yoruma cevap ver. Giriş / Kaydol
  • busra 28.09.2009 tarihinde dedi ki :
    sanırım bu işi başaran insanlardan biri olduğum için kendimle ve ailemle gurur duymamı bir enaniyet olarak görmezsiniz.
    2 yaşında bir oğlum var, evleneli üç yıl oluyor. şükürler olsun evime hiç tv sokmadım, saolsun eşimde destek oldu. kim ne derse desin( hani bazıları geride kalmış teknoloji düşmanı olarak görse de) evimde tv olmadığı için şanslıyız.Çevremdekiler oğlumun çok net konuştuğunu söylüyorlar. ben bunu evde tv olmamasına bağlıyorum. çünkü oğlum gün boyu sıkılıyor tek başına da oyun sarmıyor, oğlum sıkılmasın ağlamasın diye onunla sürekli diyoalog halindeyim. muhabbet ediyoruz.. ben ona sorular soruyorum o anlatıyor. o bana soruyor saatlerce anlatsam sussam yine anlat konuşalım diyor. ama annemlere gidiyoruz orada tv var, diyaloglarımız azalıyor çünkü televizyon dikkatini çekiyor ve oraya dalıp dakikalarca beni rahatsız etmeden tv izleyebiliyor. Çoğu anneler tv nin bu şekilde çoçuklar için faydalı olduğunu düşünüyor, bu sayede işlerini yapabildiklerini söylüyorlar. oysaki çocuklarımızın beyni yoğun ve dalgaboyu sürekli değişen görüntülerle zarar görüyor. çocuklarımızı meşgul edelim derken onların hem ruh dünyalarını hem de geleceklerini oluşturmalarında en büyük etken olan zekalarını olumsuz etkiliyoruz. aynı zamanda çoçuklarımızı televizyonlarda sürekli empoze edilen sözde modern kültüre teslim ediyoruz sonra bu çocukların bizim çocuklarımız olduğuna inanamıyoruz. televizyonun zararlarını düşünürken geniş bir açıylada bakmak lazım. sadece bu günlük değil mevzu çocuklarımız olunca ileriyi düşünmek şart oluyor. büşra hanım tv nin zararlarını çok güzel ifade etmişsiniz. isterseniz hepimiz düşünelim daha farklı daha ikna edici başka zararları da bulabiliriz. ama sadece sizin anlattıklarınız bile yeterli yuvamıza o nu almamaya...
    merve
    Bu yoruma cevap ver. Giriş / Kaydol
  • busra 28.09.2009 tarihinde dedi ki :
    büşra hanım
    yazmış olduğunuz yazıda evinizde televizyon olmadığını okuyunca çok şaşırdım.üstelik birde yorum yapan arkadaşlarda evlerinde televizyon olmadığını yazınca deyim yerindeyse ağzım açık kaldı.bunu başarmış olduğunuz için hepinizi tebrik ediyorum.sizleri kendime örnek alıyorum ve evde televizyonu açmama saatleri ile başlıyorum.

    BÜŞRA: kararınız için ben de sizi tebrik ediyorum.
    AYŞE
    Bu yoruma cevap ver. Giriş / Kaydol
  • busra 29.09.2009 tarihinde dedi ki :
    Malesef bende cocukluğunu televizyon başında geçirmiş bir apartman çoçuğuyum. Karşısında kaybedilen vakit malesef geri gelmiyor. Aynı şeyin kendi yavrumada olmaması için evlediğimle eşime eve televizyon almamayı önerdim oda kabul etti ve 3 yıldır tv miz yok hiç de eksikliğini hissetmiyoruz açıkçası. Oğlum 22 aylık ama gayet net konuşabiliyor, cümle kurabiliyor. Bunu evde tv olmamasına ve sürekli onunla iletişim halinde olmamıza bağlıyorum.
    melek
    Bu yoruma cevap ver. Giriş / Kaydol
  • busra 23.12.2009 tarihinde dedi ki :
    Büşra hanım,bizim evde televizyon var fakat çalışan bir anne de olduğum için akşamları eve geldiğimizde çocuklarıma bir saatlik süre veriyorum.Ben hayatımdan çıkardım televizyonu ama eşim için aynı şeyi söyleyemem.Malesef evde televizyon olmaması hususunda aynı görüşte değiliz.Maşallah ne sağlam televizyonmuş 11 yıl oldu bozulmadı gitti:)Eşimi değiştirmem çok zor görünüyor.Değiştirmeye de çalışmıyorum zaten.Ben de çözüm olarak ailece 1 saat akşamları beraber vakit geçirmek için çocukluğumuzdaki oyunları oynatmaya çalışıyorum.Güzel de vakit geçiriyoruz.Uykuya hazırlanma derken pilim bitiyor.Mutluyum ama artık farklı oyun bulmakta zorlanıyorum.Oynadığımız oyunlar hımbıl,aklındaki nesneyi bulmaca,körebe,isimşehir,kek ve yemek yapma,gözleri kapatıp kaybolan nesneyi bulma vs..Biliyorum birçok oyun var ama çocuklarımın biri 3 biri 9 yaşında olunca ikisinin de katılabileceği oyunları bulmakta zorlanıyorum.Ve bu konuda sizden hem yardım hem de dua istiyorum.Televizyonun evde olmadığı evler biliyorum.Aileler farklı farklı odalarda zaman geçiriyor.Anne sürekli sohbetlerde.Çocuklar mutsuz.Çünkü beraber olmaları için çözüm üretilmiyor.Televizyonun evde olmaması yada kapatılması çözüm değil eğer kaliteli zaman geçirilmiyorsa öyle değil mi?

    BÜŞRA: elbette tvnin kapatılması tek başıan çözüm değil ama bir çok evde insanların birbirinden daha da fazla uzaklaşmasına sebep olan baş etken de tv.

    ailecek kartlarla oynanan oyunları oynayabilirsiniz. tabu, monopoli gibi. küçük çocuğunuz tam anlayamasa da oyuna bir şekilde katılır. 2 çocuğa göre de oyun bulmak zor bir şey. ara sıra da sadece 3 yaşındaki çocuğa hitap eden şeyler yapabilirsiniz. büyük çocuğunuzda onlara yardım edebilir.
    hilal
    Bu yoruma cevap ver. Giriş / Kaydol
  • busra 09.08.2010 tarihinde dedi ki :
    Okuyan herhese merhaba. Sitenin takipçilerindenim.Hemen hem tümyazılrı okumuşumdur.Zaman zaman da tekrar için bir göz atarım aynı yazılara. Bugünlerde de tv ve çocuklarla ilgili bunalmakta olduğum için bu konuda arştırıyordum bu yazınızı okudum. Bende şaşırdım. TV.siz bir ev düşünemiyorum doğrusu.Üstelik TV izlemeyi çokçada sevmeyen izlemeyen biri olarak.Ben çalışıyorum.Yokluğumda çocuklarım TV karşısıda yada bilgisayar. Tarifsiz üzülüyorum..Tabiki bu durumda gerekli tedbirleri almaya çalışıyor olsamda eksik buluyorum.8 yaşındaki oğlum,4 yaşındaki oğlum ve tüm çocuklarımız özellikle beyinlerinin entaze en alıcı olduğu yıllarında kirleniyorlar.Gerçekten de kirleniyorlar paslanıyorlar..Yokluğumda onları bu alışkanlıklarından nasıl kurtaracağım bilmiyorum.

    BÜŞRA: bir şekilde sınır koymak gerekiyor ama çocuğun da fikrini ve onayını alarak. bu düşüncelerini onlara da açarak bir sınır koymak istiyorum nasıl yapalım diye sorarsanız hem daha katılımcı hem de kurallara uymada daha dikkatli oluyorlar.
    hacer
    Bu yoruma cevap ver. Giriş / Kaydol
  • busra 10.08.2010 tarihinde dedi ki :
    merhaba...tv konusu gerçekten üzerinde düşünülmesi gereken bir konu ama malesef etrafımdaki insanlara baktığımda bu konudaki farkındalık düzeyi eğitimlisinden eğitimsizine hiç yok....ben tv yi sınırlı izlemeyi başaranlardanım....yani ya hep ya hiç de olmaz bence...evimizde tv olmalı, pc olmalı ama sınırlamayı gerektiğinde yararlanmayı öğrenmemiz gerekiyor...kızım ilk 1 yıl hiç bilmedi tv yi...sonrasında bebekler için olan 10-15 dk lık programlardan izlettim...ama 15 aylıkken mesela sayı sayıyordu o programlardan görüyordu...hiç değil ama sınırlı tv izlettim yani....1.5 yaşında 3-4 kelimelik cümlelerle konuşmaya başladı yaşıtlarına göre şuan kelime bilgisi konuşma ve anlaması çok iyi kitapları çok sever ayrıca...yani demek istediğim yerine göre izlenir yerine göre kapatılır kilitlenmek hayatı dizilerden maçlardan ibaret saymak birazda insanın hayata bakış açısıyla ilgili sanırım....bizde olmuyor hemde lcd büyük ekran tv miz olmasına rağmen :)))))))))) gün içinde daha çok kızımla gezeriz parka gideriz arkadaş görüşmeleri yaparız vs evde olduğumuzda da günde en fazla 1 saat tv izleriz ....yani bişey ne tamamen zararlıdır ne tamamen yararlıdır.....geçende kızım anne kangurula yavrularını kesesinde taşır değil mi dedi bunu ben anlatmadım ona tv deki hayvanları tanıtan bir çocuk programından duymuş yani bu yararlı bişey o zaman iyice düşününce bişeyin yararlarını zararlarını ayırt etmek yararlarından faydalanmak zararlarından hem kendimizi hem çocuklaırmızı korumak bizim elimizde diye düşünüyorum....siz ne dersiniz büşra hanım:)

    BÜŞRA: çoğu ailede öyle olmyor. o yüzden katılamıyorum. bir de çocuk büyüyüp sizin kontrol altında alamadığınız durumlar oluyor.
    filiz demir
    Bu yoruma cevap ver. Giriş / Kaydol
HAKKIMDA
Büşra Karaca, 1981 Edirne doğumlu, MSÜ Mimarlık terk, 2003'te dünya evine girmiş, 2005'te ilk, 2007'de ikinci, 2013'te üçüncü çocuğunu kucağına almış bir annedir. 2008 yılından beri blog tutuyor.
busra[at]annenotlari.com
DOST SİTELER
Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.
web tasarım ve programlama deSen
0.033 sn.