Anasayfa | Giriş / Üye Ol
Paylaş

37. Çocuğa Kızınca Ne Yapacağız?

13 Aralık 2009


büşra hanım, benim ben iletilerim genelde şöyle oluyor: ........... beni üzüyor ya da, ............beni sinirlendiriyor. ne kadar düşünsem de bu iki yükleme alternatif bulamıyorum ya da belki de ben iletilerini yanlış durumlarda kullanıyorum. çocuğun bir şeyleri annesini üzmemek adına yapmaması da doğru mu bilemiyorum. siz ne dersiniz?

Benim de ve sanırım ben iletilerini deneyen bir çok anne babanın da takıldığı noktaya gelmişsiniz.

Kitapta geldiğimiz yer aslında bu sorunu aşmamıza yardım edecek bir bölüm. Anababalar, ben iletilerini kullanırken nasıl olsa duygularımı ifade ediyorum diye düşünüp, kızgınım, üzgünüm, sinirliyim gibi iletileri çok gönderiyorlar.

"Sen iletisini kızgınım, sinirliyim diyerek saklayamazsınız. Kızgınlık çocuğa sen iletisi gibi gelir. Yetişkinin kızgınlığına sebep olduğu için kötü çocuk kendini kötü çocuk olarak görür."

T. Gordon çözüm olarak kızdığımız zaman birincil duygumuzu bulmamız gerektiğini söylüyor. Tespitine göre, kızgınlığın öncesinde, kızgınlığa/ sinirlenmeye sebep olan yoğun olarak yaşadığımız bir duygu var. Bu duyguyu bulmak, ifade etmek gerekiyorsa onu ifade etmek, ifade etmesek bile bu duygu ile yüzleşmek gerekiyor.

Otoyolda giderken aracınıza çok yakın geçen bir araç sizi korkutur, ürkersiniz. Birkaç saniye sonra korkunuzun sonucu olarak kızgınlaşır, küfür edersiniz. Kızgınlığın sebebi KORKUdur.

Ya da markette çocuğunu kaybeden bir anne, aynı şekilde korku yaşar. Çocuğunu ararken ona sorulsa kalbim duracak, delireceğim çok korkuyorum der. Ama çocuğu bulunca ben sana yanımdan ayrılma demedim mi diyerek kızar.

Gordon’un düşüncesine göre, kızgınlık biraz da ders vermek, suçlamak, etkilemek için bizim bilerek ürettiğimiz bir duyguymuş. Bu bağlamda önemli bir not düşmüş:

"Kızgınlığın gerçek olmadığını söylemek istemiyorum. Kan basıncınızı arttıracak, kalp atışınızı hızlandıracak, içinizde fırtınalar estirecek, dıştan sizi tir tir titretecek kadar gerçektir. Ne var ki, bu tepkiler çoğunlukla kızgın davranışın sonrasında gelir. Fizyolojik değişiklikleri getiren kızgın davranıştır. Ben insanların kendilerini kızgınlıktan tir tir titretip içlerinde fırtınalar estirdiklerini söylüyorum. Bu fırtınaya neden olan kızgınlık öncesinde hissettikleri utanma, korku, kıskançlık, yalnızlık, acı ya da her neyse odur."

Çocuk lokantada uygun olmayan bazı hareketler yapar. Anababanın birincil duygusu utanmadır. İkincil duygusu kızgınlıktır. İki yaşında çocuk gibi davranmayı bırak seni getirdiğime pişman etme.

Çocuk zayıflarla dolu karnesini getirir. Annenin birincil duygusu düş kırıklığıdır. İkincil duygusu kızgınlıktır. Tüm dönem boyunca kaytardığını biliyorum, şimdi kendinle övünebilirsin.

Evet T. Gordon kızgınlığın kendi elimizde olduğunu söylemiş. Kızgınlıktan önceki duygumuzu tespit ederek öfke/sinir nöbetlerimizi yönetebiliriz. Kendinize şu soruları sorun:

Bana neler oluyor? Çocuğun davranışı hangi gereksinimimi karşılamamı engelliyor. Hoşuma gitmeyen birincil duygum nedir?

Sinirlendim ya da üzüldüm yerine, birincil duygumuzu çocuğa ifade etmek iyi ben iletisi olabilir.

Bizden bir örnek:

Kızım yemek yaparken sıcak tencerenin altında bir hizada çekmece karıştırıyor, birden çocuğun kafasına kaynar tencere düşecek diye çok korktum ve bu yüzden deliye döndüm:

Orada durduğunda sinirleniyorum demek de burada yanlış bir ben iletisi. Çekil şuradan, sana kaç kere söyledim şurada durma demek yerine, birincil duygum olan KORKU duygumu ifade ettim.
Orada durduğunda üzerine sıcak bir şeyler dökülebilir ve yanarsın diye korkuyorum dedim. Ve bir yandan çekmeceyi toplayıp, eline bir şey verip çocuğu başka bir yere yönlendirdim.

Ancak birincil duygularımızı mutlaka ifade etmemiz gerekmez. Misafirlerle konuşmaya çekinen kızının davranışından dolayı utanan ve kızan bir baba, birincil duygusunun utanma olduğunu anlıyor kitapta geçen örneğe göre. Ama bunu kızına utandım diyerek ifade etmiyor. Kızının kendisinden farklı bir kişiliğe sahip olduğunu kabul ederek utanma duygusunu aşıyor.

Bizim evden başka örnekler:

1. Odayı topladıktan yarım saat sonra yine darmadağınık görünce çok şaşırdım ve kendi kendime daha yeni toplamıştım dedim. Toplamak için o kadar uğraştım ve en azından 1-2 saat toplu durmasını beklemiştim

2. Kardeşinle kavga ettiğiniz zaman işimi kesiyorum, sizi ayırmaya çalışıyorum ve tekrar işime döndüğümde siz yine başlıyorsunuz. Sürekli aynı şeyi yaşamaktan bıktım, işlerimi yetiştiremiyorum. Yoluşurken sizi ayırmak için sihirli bir çözümüm olmasını ve hemen işime dönmeyi çok isterdim.


Duyguları ifade ederken, duyguları direk söylemek çoğu kez çocuğun anlamamasına sebep olabilir. Ya da çocuğa çok teknik ve samimiyetsiz bir cümle gibi gelebilir. 1. örnekte hayal kırıklığımı, hayal kırıklığına uğradım diyerek ifade etmedim, çocuğun o duygumu anlayacağı somut bir biçimde ifade ettim.

EAE uygulamalar kitabında yazdığına göre, Ben iletisinin yaptığı somut etkiyi anlatarak duyguları ifade etmek gerekiyor. Orada ben iletilerini etkili kullanmak için uygulanacak adımlar özetlenmiş, bir sonraki yazıda gelecek.

Ayrıca ben iletilerinde duygularımızı çocuktan yardım ister tarzda ifade etmek gerektiğini hatırlayalım.

Ben iletileriyle ilgili çok önemli bir duruş da, çocuktan olumlu tepki almasak bile kullanmaya devam etmek. Çocuklar hemen değişmeseler de mesajı alıyorlar.

*Alıntılar 'Çocukta Dış Disiplin Mi, İç Disiplin Mi?' isimli kitaptan yapılmıştır. Dr. Thomas Gordon, Sistem Yayıncılık

Bunlar da ilginizi çekebilir :
Yazıya Yorum Yap Giriş / Kaydol
  • busra 14.12.2009 tarihinde dedi ki :
    Büşra hanım enerjinize hayranım.Ben okurken yorulduğumu hissettim.Ama yazdıklarınızın güncel hayatımızda ne kadar önemli olduğunu yaşayarak görüyorum.Sizden çok istifade ediyorum.Bu aralar çocuk eğitimine o kadar yoğunlaştım ki ,sabah ilk açtığım site siz oluyorsunuz. Bir de Adem Güneş\'i dinliyorum arşivden(Burç fm den).Bilgi insanın çaresizliğini alıp götürüyor.İyi ki varsınız.
    hilal
    Bu yoruma cevap ver. Giriş / Kaydol
HAKKIMDA
Büşra Karaca, 1981 Edirne doğumlu, MSÜ Mimarlık terk, 2003'te dünya evine girmiş, 2005'te ilk, 2007'de ikinci, 2013'te üçüncü çocuğunu kucağına almış bir annedir. 2008 yılından beri blog tutuyor.
busra[at]annenotlari.com
DOST SİTELER
Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.
web tasarım ve programlama deSen
0.078 sn.