Anasayfa | Giriş / Üye Ol
Paylaş

Cinsellik Mi, Romantizm Mi?

29 Ocak 2012

Erkeklerin adı çıkmış, cinsellikten başka bir şey düşünmüyorlar diye.

Kadınların da, romantizmden başka birşey düşünmüyorlar diye.

Tabii ki başka şeyler de düşünüyorlar :)

Ama adları da boşuna çıkmamış!

Bir kadına, günde 200 milyon kere ne kadar güzel olduğunu ve onu ne kadar sevdiğinizi söyleseniz dinlemeye bıkmaz. Bir sonrakini de aynı heyecanla duymak ister.

Bilimsel verilere göre, erkeklerin hayalleri de kadınlarla o kadar doludur ki, resetlenme yaşamasa ve fiziksel kuvveti de yetse, heyecanını hiç yitirmeden hayalinden hiç gitmeyen o işleme devam eder. Tıpkı kadının seni seviyorum lafını duymaktan bıkmadığı gibi.

İki tarafta da çok büyük açlık var. Ve birbirini doyuracak kabiliyet var.

Nevzat Tarhan'dan çok sık duyduğum cümlede dediği gibi: "Kadın romantizm alır erotizm verir, erkek erotizm alır romantizm verir."

Peki ama bu ilişki bir alışveriş, bir al gülüm ver gülüm ilişkisi mi? Öyle olabilir mi?

İki tarafın birbirine karşı isteği içtenliği yoksa, alınan ve verilenler olduğu halde TATMİN yaşanır mı?

Cevabın hayır olduğunu sanırım hepimiz biliyoruz.

Ne erkek kendisini gerçekten istemeyen bir kadınla birlikte olmaktan tatmin olabilir, ne de kadın sırf alınmış olsun diye alınmış çiçeklerle, söylenmiş olsun diye söylenen tatlı sözlerle tatmin olabilir.

Ee e?

Neyle tatmin olur peki diye sorduğumda cevabı hep şu pasajda buluyorum:

Saadetin esaslarından nikah ise: Evet, insanın en fazla ihtiyacını tatmin eden, kalbine mukabil bir kalbin mevcut bulunmasıdır ki, her iki taraf sevgilerini, aşklarını, şevklerini mübadele etsinler ve lezaizde birbirine ortak, gam ve kederli şeylerde de yekdiğerine muavin ve yardımcı olsunlar.

Evet, bir işte mütehayyir kalan veya birşeye dalarak tefekkür eden adam, velev zihnen olsun, ister ki, birisi gelsin, kendisiyle o hayreti, o tefekkürü paylaşsın. Kalblerin en latifi, en şefiki, "kısm-ı sani" ile tabir edilen kadın kalbidir. (Bediüzzaman)


Zamanında düğün davetiyemize de yazdırdığımız bu cümleler ışığında bakınca anlıyorum ki:

Kadın ya da erkek olun fark etmez, eşinizle birbirinizin kalbine mukabil bir kalp olabilirseniz eğer, birbirinize içtenlikle güzel sözler söyleyebiliyor, yatakta da birbirinizi gerçekten isteyebilen iki insan olabiliyorsunuz.

Kalbine mukabil bir kalp, insanın acı tatlı her duygusunu paylaşabileceği; birşeye hayret ettiği zaman, bak ne kadar güzel bir gün batımı, ne ilginç dediği zaman hayretini anlayan bir kalp.

Anlaşılmanın ve karşılık bulmanın verdiği hazla, birbirinin gözlerinin içine bakan iki kalp.

Hikaye anlatıyorum sanmayın. Bu demek değil ki, eşimizle hep aynı duyguları yaşayıp aynı şeylerden zevk almalıyız.

Mesela biz eşimle o kadar farklıyız ki, o kadar uymayan zevklerimiz var ki, inanılmaz geliyor. Ben bir müzik açıyorum bana çok hareketli gelen parça ona hep aynı inişsiz çıkışsız nakarat gibi geliyor. Onun hoşlandığı inişli çıkışlı dediği müzikler bana bayık geliyor.

Kadınlar ve erkekler, bizim örnekte olduğu gibi genel olarak farklı şeylerden hoşlanıyor.

Ama.

Yaşadığımız hayatın öyle zengin içeriği var ki, aynı duyguları hissettirecek çok kareler ve konular var. Kaçırmayalım.

Mesela kar yağdığında, eşinize telefon açıp; "Gördün mü dışarıyı ne güzel kar yağıyor" demek bile, hayreti paylaşmak işte. Kalbine mukabil bir kalp bulmak işte...

Bazen duygularımıza karşılık bulamasak da, biz eşimizin duygularını anlayıp karşılık vermeye çalışarak yansımayı başlatabiliriz.

Tüm eşlerin, birbirlerinin kalplerine mukabil birer kalp olmalarını ve bu dünya cenneti olan yuvalarında, gerçek tatmin duygusunu yaşamalarını diliyorum.

Karşıya karşıya konulmuş iki aynanın görüntülerinin, birbirleri içinde sonsuz yansımasını andırsın kalpler. (Şimdi yazının resmine bir daha bakın)
Bunlar da ilginizi çekebilir :
Yazıya Yorum Yap Giriş / Kaydol
  • limoncicegi 02.06.2013 tarihinde dedi ki :
    ben de yazıyı ilk açtığımda karşıma çıkan resme bakıp başlıkla ne alakası var bu fotoğrafın demiştim..sonuna gelince anladım :)
    Bu yoruma cevap ver. Giriş / Kaydol
HAKKIMDA
Büşra Karaca, 1981 Edirne doğumlu, MSÜ Mimarlık terk, 2003'te dünya evine girmiş, 2005'te ilk, 2007'de ikinci, 2013'te üçüncü çocuğunu kucağına almış bir annedir. 2008 yılından beri blog tutuyor.
busra[at]annenotlari.com
DOST SİTELER
Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.
web tasarım ve programlama deSen
0.075 sn.