Anasayfa | Giriş / Üye Ol
Paylaş

Beğenilmeye Bağımlı Çocuklar

02 Ekim 2012
Şimdi buraya teorik teorik şeyler yazınca, abartılı beğeni ve övgülerin çocuklara nasıl zarar verdiğini anlatmak zor.

- Sevgiden ilgiden zarar gelir mi çocuğa.
- Kafamız karışıyor ama o kadar sevgi vurgusu yapıyorsunuz, sonra da fazlası zarar diyorsunuz.
- Ne kadarı fazla ne kadarı az, nasıl ölçüyoruz ki bunu.


diye sorarsınız.

Direk olayla başlıyım da açık olsun.

Benim yatışım nedeniyle valide hatunumuz bir süredir bizde.

2 gün önce mantı yapıyor mutfakta. Ben de genelde yatıyorum ya, biraz mantı kapatmaya yardım ediyim diye gittim mutfağa.

Çocuklar da geldiler biz de yardım edelim dediler.

Tamam dedim gösterdim. Bakın böyle tutuyorsunuz, böyle kapatıyorsunuz.

Anlattım.

Başladılar. Bir baktım çok güzel kapatıyorlar mantıları.

Duygularımı gizleyemedim ve:

"Ya çocuklar maşallah beklediğimden daha güzel oluyor sizin yaptıklarınız" dedim.

Oğlum "Senden bile daha mı güzel yapıyoruz." dedi.

Şaşırdım. "Yoo oğlum, yani o kadar değil de, yaşınıza göre tahmin ettiğimden daha iyisiniz."
dedim.

O sırada anneanneleri içeri girdi. Ve bombardıman başladı.

Ayyy benim yavrularım nasıl da yardım ediyorlarmış annelerineeeeee..

Afferin size beee.. Afferin size beee..

Ooo şu mantılara bak benden bile güzel kapatmışlar yaaa.

Harika valla harika. Ağğğğğyyyyyyyyyyyyvvvvvğğğ (Ne olduğu belirsiz bir ses)

Nasıl güzel nasıl düzgün yapmışlar yaaa.

Nasıl yüksek sesle, nasıl kendini kaybetmiş şekilde bağırıyor anlatamam.

Sanırsınız Galatasaray- Fenerbahçe maçında.

"Abartıyorsun. Güzel kapatıyorlar işte ama bizden güzel değil canım yani. Doğrusu neyse onu söyle" dedim.

Oğlumun neden "senden bile daha mı güzel yapıyoruz anne" diye sorduğunu anladım.

Günlerdir leğende mayalanan tarhanayı yumruklama yoğurma işlemi de yapmışlardı. Orada da çocuklara benden güzel yapıyorsunuz lafı etmiş olacak ki, çocuklar bu övgüyü kanıksamış benimsemiş!

Daha bunun gibi bir sürü abartı var.

Yani her anneanne babaanne torununa fazladan bir ilgi gösterir. Ayy ne güzel yapıyorsun der güler, öper sever.

Ama bizimki "o kadar da olur canım" diye geçiştirilecek cinsten değil. Bir başka. Gerçekten ortamdaki aklı başında insanları rahatsız edici boyutta.

Olan çocuklara oluyor.

Çocuklar hayal dünyasında yaşamaya başlıyorlar. Aldıkları abartılı yersiz övgüler yüzünden, en güzel yüzlü, en güzel giyinen, en güzel huylu, en hayran olunasıca şeyler yapan çocuk kendileri sanıyorlar.

Ve aynı ilgili gerçekdışı lafları herkesten beklemeye başlıyorlar!

Kızım zaten ilgi çekmeyi sever her dişi gibi. Bir de bu durum başlayalı iyice "ne yapsam da birileri bana iltifatlar yağdırsa" modunda!

Dün öğretmenine hediye götürecekmiş, öyle bir tutturdu ki. Kendini oradan oraya atıyor. Çok güzel birşey götürecekmiş. Öğretmen çok beğenecekmiş. Ayyy Zührenur ne güzel bir hediye almışsın diye düşünecekmiş.

Ben bu akılsızca aferinleri, övgü vermeyi, gençleri uyuşturucuya alıştırmaya benzetiyorum:


Sürekli övüyorsun, beğeniyorsun, afferinliyorsun, göklere çıkarıyorsun, sun sun sun.....

Sonra.

Bağımlı hale geliyor çocuk.

O övgüler iltifatlar gelmedi mi, kıvranıyor. Acı çekiyor.

Ceza gibi algılıyor.

Bugün güzel değil miyim acaba?

Bu sefer mantıları güzel kapatamadım mı acaba? diye kafaya takmaya başlıyor.

Alışmış kudurmuştan beterdir dedirtiyor.

Peki çözüm ne?

Çocuk ilgi övgü istiyor sanıp, aşırı iltifatları şişire şişire devam etmek çözüm değil bana göre.

Bu çocuğu daha çok müptela yapıyor.

Tıpkı uyuşturucuda olduğu gibi.

Çözüm basitçe normal olmak olmalı. Aklı başında olmak. Kendi hayal dünyamızdan çıkıp gerçek dünyadan konuşmak. Özellikle de 5 yaş üstü çocuklarla.

Çocukların 4 yaştan önce çok tatlı halleri olur. O zamanki beğenmeler, abartmalar, her yaptığına şaşırmalar öyle absürt kaçmıyor pek.

Ama çocuk büyüdüğü halde bizim hallerimiz büyümeyince çocuğun yetişkin ruhu kazanmasına engel olabiliriz dikkat!

Çocuk büyüdüğü halde, gerçek dünyada karşılığı olmayan masallarla çocuğun ruhunu niye güdelim?

Herkesin çocuğu kendine en güzel. Ama makul olalım.

Annem bana sınıfın en güzeli sensin, seni bir görüyorum ay parçası gibisin, parlıyorsun böyle filan falan bir sürü hikaye düzerdi.

Ben de çok güzel olduğuma inanırdım. İnsanlar benim güzel olduğumu fark etmiyorlar mı acaba diye çocuk aklımla kafam hep buna takık durumdaydı.



Sınıftaki bir çocuk sözlüğümün kenarına Kıro Büşra yazmıştı. Hani kapatıp dışarıdan sayfaların kalınlığı dediğimiz kısma yazılır ya. Çok yıkılmıştım. Herkes de görüp okuyor, gülüyordu. Demek ki dışarıdan kıro görünüyorum diye düşünmüştüm. Annem yalan söylemiş diye çıkarım yapmıştım.

Bana çok güzelsin filan demese beğenilme konusundaki beklentim bu kadar yüksek olmazdı. Kıro damgası yediğimde de bu kadar üzülmeyebilirdim belki bilemiyorum.

Şimdi anneannesi götürüyor getiriyor oğlumu okula. Geçen gün duydum. Sınıfın en yakışıklısı sensin, bir çıkıyorsun okuldan ay gibi parlıyorsun, sun sun sun. Aynı hikayeler.


Breh breh breh.

"Ne alakası var herkesin çocuğu kendine güzel gelir" deyip oğlumu biraz gerçek dünyaya döndürmeye çalıştım.

Başka bir çözüm:

Çocukların kişiliklerine değil davranışlarına kendi duygularımızı ifade ederek vurgu yapmak da, takdir etmenin en güzel yolu.

"Ayyy ne güzel ne çok yardım ettin bana" yerine
"Bu yardımın bana çok iyi geldi, çok ihtiyacım vardı" demek gibi.

İlk cümle övgü, ikinci cümle olumlu ben iletisi.

Bu konuyu ayrıntılı olarak şu yazıda anlatmıştım.

Bana sorarsanız sadece çocukları değil, yetişkinleri de övmek pek iyi birşey değil.

"Takdir etmek gerek, ama överek değil" fikrindeyim.

Takdir etmek, yaptığının iyi birşey olduğunu teslim etmek, ifade etmek iken.

Övmek, kişiliğini yüceltmek ve göklere çıkarmak oluyor.

Tam bu satırdan sonra, e yani hiç mi övmeyeceğiz kimseyi diye soranları, Övgü Zararlıdır Ama Zararsız Olanı Da Vardır yazısına havale ediyorum.

Şimdi şu yazıyı okuduktan sonra soralım kendimize.

- Abartmadan konuşmak, normal ve makul dozda beğenmek,
- Kişiliği överek değil içten duygularımızı açarak takdir etmek,


Zor mu?

Değil.

İnsanlar aşırı övgüyle mi, yoksa böyle mi daha çok sevildiğini hisseder?

Denemek size kalmış.
Bunlar da ilginizi çekebilir :
Yazıya Yorum Yap Giriş / Kaydol
  • emine 02.10.2012 tarihinde dedi ki :
    merhaba büşra hanım. aslında bu konuda benimde kafam çok karışmış durumda.çocuğun yapması doğal olan şeyler yemek yemesi vs. bunlarda aferin demek bile anlamsız geliyor bana.şuan oğlum anaokuluna gidiyor ama benim yapmadığım övgüler öğretmen tarafından yapılıyor sağolsun.aşırı övgü insanın ruhunu kaygılandırır rahatsız eder diye düşünüyorum.saygılarımla..
    Bu yoruma cevap ver. Giriş / Kaydol
  • mezzokate 08.10.2012 tarihinde dedi ki :
    Klinik psikolog olan kardeşim Mine Hasırcı'nın hocalarının yazdığı kitap da iyi veya kötü tepkilerin kişiye değil eyleme karşı yapılmasını öneriyor: http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=441024&fb_source=message
    Bu yoruma cevap ver. Giriş / Kaydol
HAKKIMDA
Büşra Karaca, 1981 Edirne doğumlu, MSÜ Mimarlık terk, 2003'te dünya evine girmiş, 2005'te ilk, 2007'de ikinci, 2013'te üçüncü çocuğunu kucağına almış bir annedir. 2008 yılından beri blog tutuyor.
busra[at]annenotlari.com
DOST SİTELER
Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.
web tasarım ve programlama deSen
0.061 sn.