Anasayfa | Giriş / Üye Ol
Paylaş

İnsanlar Konuşa Konuşa Ve Yazışa Yazışa

18 Ekim 2012
Bir çok aile terapisti, psikolog, pedagog vs. evde aile toplantısı yapmak gerektiğini söylüyor.

Bu tavsiyeyi duyup değişik yorumlar yapan yurdum insanı var.

Mesela:

Eskiden aile toplantısı mı varmış?

(Herşeyi eskideki gibi mi uyguluyor hayır, sadece bahaneci. Ya da böyle adetlerle değişilebileceğine inanmak istemiyor. Yeni icatlara karşı, sadece sihirli değnek filan arıyor.)

Ya da:


Yapsak güzel olur ama yapamayız ki.

(Ümitsiz, ya da nasıl yapacağını bilmiyor, ya da kendi ailesine öyle demokratik şeyleri yakıştıramıyor. "Biz zaten birşeyler için adım atsak bile yine eskiye dönüyoruz, devam ettiremeyiz ki" modundan bir türlü çıkamayan karakter.)

Öteki:

Yapalım, nasıl yapılır acaba?

(Ümitvar ve birşeyler yapmak isteyen. Ama peşine düşmezse unutacak ve nasıl yapıldığını bilmediğini sandığı için yapmayacak)

Bir başkası:

Nasıl yapılıyormuş, gerçekten işe yarıyorsa hemen yapalım ihmal etmeyelim
(Azimli, değişime istekli azınlıktan)

Sevgili annenotları okuru, sen sen ol, en sondaki azınlık grup içine girmeye çalış diyebilirim gönül rahatlığıyla sana. Çünkü biz çook faydasını görüyoruz aile toplantısı yapmanın.

Eskiden aile toplantısı mı varmış diyenlere de "alası varmış" diyebilirim aslında. Adı konmayan aile meclisi diye birşey varmış.

Akşam yemeklerinde hasbihal ederlermiş insanlar.

Dizilerin, bilgisayarın, hızlı ve sanal hayatın olmadığı eski devirlerde aileler akşam çay içerken birbirlerinin yüzlerine bakarak sohbet eder, günün haftanın değerlendirmesini yapabilirlermiş.

Gelelim bugüne.

Şehirlerde hızlı hayat yaşadığımız için, sorunları öyle aile bir aradayken dile getirelim konuşalım gibi bir "erteleme" yapamıyoruz.

Çünkü aile, kimsenin işi ödevi olmadığı bir zaman bulup kolayca bir araya gelemiyor, bir.

Her sorun, anında düzelsin istediğimizden, sonraya bırakıp konuşmak uzun iş gibi geliyor. Bu da iki.

Sabırsızız.

Halbuki çocuk yetiştirmenin ve aile olmanın ilk şartı sabır.

Yani her gördüğün kusuru, her gördüğün şeyi pat diye söylemeden, daha sonra konuşmak üzere kayda almak. Sabır.

Yoksa, çocuğum kaç kere söyledim sana onu oraya koyma, şunu şöyle yapma diye günde milyon defa uyaran ana baba tipi ortaya çıkıyor.

Uyarma ishali olmuş gibi bir zavallı hale düşüyoruz, sözümüz de dinlenmiyor.

Sorunları konuşmak için uygun zamanın gelmesini beklemeliyiz.

İşte bunun için aile toplantısı yapmak lazım.

Mesela.

Üstü başı kirli bir şekilde dışarıdan gelen çocuğa, elini ayağını yıkaması gerektiğini defalarca söylüyor ve yıkatıyorsak.

Ama biz söylemeyi unuttuğumuzda, çocuk yıkamıyorsa, öğrenmemişse, bir türlü öğrenmiyorsa.

Uyarmaktan söylemekten bıktıysak.

Bu sorunu aile toplantısında, stresten uzak halde karşılıklı konuşmak zamanı gelmiş demek.

Çocuk o zaman bunu gerçekten istediğimizi anlıyor, defalarca uyardığımızda değil.

Aile toplantısının tek hedefi, defalarca söylendiği halde bir türlü öğretilemeyen şeyleri öğretmek değil tabiki.

Bana göre aileye verdiği en büyük fayda bu ama diğerleri de var.

Aile birbirini tanıyor en başta.

Anne baba, çocukları nelerden hoşlanıyormuş nelerden rahatsızmış öğreniyor. Çocuğunun duygularını tanıyor.

Çocuk ailenin beklentilerini net olarak öğrenince, rahatlıyor. Kendisinden ne istendiğini biliyor. (Dünyayı ve insanları tanımayan çocuğumuzdan, her durumda nasıl davranacağını bilmesini bekliyoruz da yapmayınca çatıyoruz ya bazen.)

Çocuk bir birey olarak fikrinin alınmasından etkileniyor, ruhen büyüyor.

Sıcak bir ilişki kuruluyor.

Aile Toplantısını Gözde Büyütmeye Gerek Yok


Nasıl yapacağız, nasıl olacak becerebilecek miyiz diye çok gözde büyütmeye gerek yok.

Toplantılarda napılır?

Durum değerlendirmesi, iyi giden ve gitmeyen şeyler zikredilir. Problemler masaya yatırılır. Bu konuda ne yapabiliriz diye herkesin fikri alınır. Çoğunluğun katıldığı ortak kararlar alınır.

Yalnız önemli olan, toplantıda suçlama ve kınamalardan uzak olmaya çalışmak.

Sen hep böyle yapıyorsun gibi "sen dili" içeren zehirli cümleleri kullanmadan, daha çok o durumdan rahatsız olma sebeplerimizi duygularımızla anlatmak.

Bu böyle olmalı gibi emr-i vakiler yerine, bu konuda ne yapalım, bu sorunun çözümü için aklınıza nasıl fikirler geliyor gibi önerilerle, herkesi karara katmaya çalışmak.

En mühimi de, duyguları ve kararları bir kağıda yazmak. Konuşamak güzelse yazmak daha güzel.

Yazınca herkes, kendi isteğinin de diğer aile bireyinin isteğinin de ne kadar ciddiye alınması gerektiğini daha bir duyumsuyor.

Ha bir de, sadece sorunları konuşmak için değil aile toplantısı. Olumlu geri bildirimleri yani mutlu memnun eden şeyleri iletmeyi de unutmamak gerek.

İşte size dün akşamki aile toplantımızdan bir kaç duygu, takdir etme ve karar.


- Büşra, çocuklara oyuncakları toplamaları için sürekli hatırlatma yapmaktan hoşlanmıyor. (rahatsızlığım)

- Zührenur ve Zülfikar ben ben kavgası yapmayacak, sıra ile yapacaklar. (Bu çözümü kendileri buldular. Zil çalınca ben açıcam, önce çişimi ben yapıcam, ben birşey isteyince ben getircem kavgası yapıyorlardı)

Sıra ilk Zülfikar'dan başlayacak kura çektik. Sırayı kendileri takip edecekler.

- Büşra, Zührenur ve Zülfikar artık birbirine vurmadığı için çok mutlu.

- Zührenur aile toplantısında bir şey söylemekten çok mutlu oldu.




Gerçekten işe yarayan deneyimleri burada sizinle paylaşmaktan çok mutluyum.

Ama denemezseniz boşuna yazmış olurum.

Lütfen alışkanlıkları kırıp deneyin.
Bunlar da ilginizi çekebilir :
Yazıya Yorum Yap Giriş / Kaydol
    HAKKIMDA
    Büşra Karaca, 1981 Edirne doğumlu, MSÜ Mimarlık terk, 2003'te dünya evine girmiş, 2005'te ilk, 2007'de ikinci, 2013'te üçüncü çocuğunu kucağına almış bir annedir. 2008 yılından beri blog tutuyor.
    busra[at]annenotlari.com
    DOST SİTELER
    Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.
    web tasarım ve programlama deSen
    0.032 sn.