Anasayfa | Giriş / Üye Ol
Paylaş

Ağabeyimin Köyü

05 Aralık 2012


Merhaba,

Annenotları'nda yazmak güzel.

Bu gün sizlerle ne zamandır aklımdaki bir konuyu paylaşmak istiyorum.

Çocuklarımıza oyuncak alırkırken nelere dikkat etmeliyiz gibi bir yazı yazamam ben kusura bakmayın.

Çünkü sizlere anlatacak kadar bilemiyorum nelere dikkat edilmesi gerektiğini...

Ama bildiğim bir hikaye varki yeni yaşandı.Dikkat etmemiz geren başka bir noktayı işaret ediyor. Oyuncuları gerçek, oynanan gerçek...

Ağabeyim dağ köylerimizden birinde imamlık yapıyor. Dağ köyü diyip geçmeyin, o kadar çok dağ köyü var ki memlekette...İşte onlardan birinde.

Çok fakir bir köyümüz burası. İnsanlar geçimlerini ancak temin edebiliyorlar. Köyün öğretmeni ve imamı en zengin kişiler yani... En azından maaşları var.

Ağabeyim şehire her inişinde çocuklara, bizim çocukların yüzüne bile bakmadığı şekerlerden alıyor ve dağıtıyor. Çocuklar nasıl mutlu oluyorlarmış bir anlatsa da duysanız.

Kendisi yeni evli, o yüzden taksit vs. çok. Olmasa neler alırdım daha diyor, ama nafile...

Geçenlerde şeker yerine bir torba balon almış. Bu seferde balon götüreyim demiş, ne olacak.

Hep şeker hep şeker...Köye varınca sarmış etrafını çocuklar. Başlamış balonları dağıtmaya...Herkese vermiş, en sona 2 çocuk ama elinde tek balon kalmış. Eh ne yapalım sizde beraber oynayın demiş.

Çocuklar nasıl mutlu, uçarak evlerine gitmişler. O iki çocuk evlerine gidememiş. Biraz oynamışlar orada. Abim mutlu, bakmayı bırakmış, hava buz, kar kış, evine girmiş...

1-2 saat sonra kapısı çalmış abimin...2 çocuk vardıya onlardan biri elinde balonla kapıda titriyor...

Ağabeyim, ne oldu oğlum?demiş şaşırarak.

Çocuk "Hocam sen bu balonu geri al, yoksa patlayacak, ne bana yar olacak, ne ona" demiş ve balonu geri verip uzaklaşmış...

Bir balonun bir çocuk için taşıdığı anlam çocuktan çocuğa değişirken, dünyada milyonlarca çocuk bu duygularla büyürken, büyütülürken, benim çocuklarımın oyuncak üstüne oyuncak istemesine ve sahip olduktan sonra hemen bıkıp yenisini talep etmelerine çok üzülüyorum.

Hani hep vardır ya, onlar daha mutlu (sahip olamayanlar) diye düşünürüz. Evet onlar daha mutlu olmalılar, çünkü hayalini kurabiliyorlar. Benim ise bizimkiler hayal kurmayı bile unutacak diye ödüm patlıyor.

Çocuklarımıza hayal kurmayı unutturmayalım olur mu?

Onların her talebini, ''bizim olmadı onların olsun' duygusuyla yerine getirmek sanırım bir çocuğa yapılabilecek en büyük haksızlıklardan biri...

Çocuklar hep hayal kursun inşallah. Dünya böyleyken güzel...

http://ben-bir.blogspot.com/
Bunlar da ilginizi çekebilir :
Yazıya Yorum Yap Giriş / Kaydol
  • nelly 08.01.2013 tarihinde dedi ki :
    buradaki hikaye çok etkileyici. eğer size de mümkün gelirse o köye küçük bir paket oyuncak, kırtasiye vb gönderebilirim. ağabeyiniz yine kendisi veriyor gibi, veya bir yerden hediye geldi falan diyerek verebilir.
    olur mu?
    Bu yoruma cevap ver. Giriş / Kaydol
  • ogrenen 24.01.2013 tarihinde dedi ki :
    Hayatımızda yok olan ya da ender bulunanlar ve zor elde edilenler daha kıymetli olmuştur. Elimizdekilerin değerlerini onları kaybetmeden bilelim. Çocuklarınmızı da mahrumiyet eğitiminden mahrum etmeyelim. (Yazınız çok güzel,istifade ettik inşaallah A.razı olsun)
    Bu yoruma cevap ver. Giriş / Kaydol
HAKKIMDA
Büşra Karaca, 1981 Edirne doğumlu, MSÜ Mimarlık terk, 2003'te dünya evine girmiş, 2005'te ilk, 2007'de ikinci, 2013'te üçüncü çocuğunu kucağına almış bir annedir. 2008 yılından beri blog tutuyor.
busra[at]annenotlari.com
DOST SİTELER
Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.
web tasarım ve programlama deSen
0.072 sn.