Anasayfa | Giriş / Üye Ol
Paylaş

Anlamak Anlaşılmak

10 Temmuz 2013
Her akşam saat 21:30'da:

"Hadi uyku saati geldi, çişler yapılsın, dişler fırçalansın, burunlar temizlensin"

diye ben hatırlatmayayım artıkdemiştim bu yazıda.

Çocuklara sürekli ne yapacaklarını bizim söylememizin, hem onları hem bizi çok sıktığını anlatmıştım.

O günden 2 gün sonra akşam çocuklarla oturduk konuştuk.

Şunları söyledim:

- Her akşam uyku saatinin geldiğini hatırlatmaktan çok bunaldığımı biliyorsunuz, defalarca söyledim.

- Her akşam ama her akşam dişlerinizi fırçalamak istemediğinizde "bakın çocuklar dişlerinizi fırçalamazsanız dişleriniz çürür, sonra dişçiye gitmek zorunda kalırsınız, dişlerinizşöyle olur böyle olur canınız acır vs. vs." diye tekrarlamaktan da çok sıkıldım.

- Dişlerinizi fırçalamazsanız çürüyeceğini, burnunuzu temizlemezseniz gece tıkalı kalacağını, ve tıkalı burunla ağızdan nefes alınca kulak itihabı vs. gibi bir sürü değişik hastalığın başlayabileceğinizi SANIRIM ANLADINIZ. Hatırlatmama gerek yok değil mi?

- Ve üstelik hatılatlamalarımı duymayıp yarım saat boyunca oradan oraya uykulu şekilde kendinizi atmanız, kaçışmanız beni çok yıpratıyor.

- Birşey belirlesek bir işaret, ya da başka bir şey size saatin geldiğini hatırlatsa ve kendiniz başlasanız uyku hazırlıklarına.


Gerçekten çok sevindiler. Onlar da benim hatırlatmamdan feci bunalmışlar.

Ne yapalım, ne olsun diye sorduk, akıllarına birşey gelmedi.

Eşimin çok klasik çözümünden başka ortaya birşey atan olmadı:

"Uyku saati gelince ışıkları kapatmak. Umursamama gibi bir davranışla karşılaşırsak ışıkları açıp kapatmak. Sözlü uyarı yok."

Klasik mlasik ama pek bir işe yaradı.

Önceden yarım saat süren "benim hadi uyku saati geldi" diye yırtındığım ve bazen çocukları kolundan tutup banyoya sürüklemek zorunda kalarak sonlandırdığım süreç 1 dakikaya indi.

Yani ben çağ atladım :) Ve sürekli tatsız şeyleri, sorumlulukları hatırlattığı sanılan sesimi, daha sevimli şeyler için kullanma potansiyelim arttı.

Bir yarım daha süren hazırlanma süreçleri (yani her ikisinin de çiş, kaka, diş fırçalama, burun temizliği, pijama giyme süreci) yine yarım saat sürmeye devam ediyor özellikle Zührenur pek bir yavaş.

Zührenura yardımcı oluyoruz, bazen kendimizi tutamayıp hadi hadi diyoruz, tutmak imkansız. Yine de çok yavaş. Ya da biz eşimle, bir an önce yatsalar da otursak çay içsek, konuşsak, film izlesek modunda olduğumuz için çok sabırsızız bilemiyorum..

Bakalım yavaşlık konusunu da aşarız inşallah. Şimdilik bu kadar yol aldık ya bin şükür.

Yalnız birşeyi hatırlatayım, çocukların ışık kapatma çözümüne bu kadar kuvvetli onay vermeleri ve uymaları, kendilerinin de fikrinin sorulduğu bir ortamda alınan karar olmasından kaynaklanıyor, Thomas Gordon'un yalancısıyım :) Yok aslında kendi tecrübelerim de aynı şeyi söylüyor.

Biz onlara, bundan sonra her akşam ışıkları kapatacağız ve siz de uyku saati olduğunu anlayıp harekete geçeceksiniz deseydik, kural koymuş olacaktık ve belki uysalar bile bu kadar içselleştirmeyeceklerdi.

Ama onlara danışıp fikirlerini alınca adı kural değil çözüm oldu.

Yani her akşam hadi uyku saati yırtınmalarım bazen sinirden köpürmeme, tükenmişlik hissi yüzünden hayattan haz alamamaya, bazen derin bir uykuya dalmak ve hiç kalkmamak istiyorum duygusuna sebep oluyordu.

Şu an herşey süt liman değil ama yine de üzerimden büyük bir yük kalktı.

Çocuklarla oturup konuşabildiğimizde genelde tatlıya bağlıyoruz, bir çözüm çıkmasa bile rahatlıyoruz, birbirimize daha özenli davranmaya başlıyoruz konuştuktan sonra.

Bir nevi birbirimize başka bir bakışla bakmamızı sağlayan bir terapi gibi oluyor.

Aile toplantıları ve konuşmalar sonrasında, aman sesimi yükseltmeyeyim, aman şu konuda daha hassas olayım çocukları anlamaya çalışayım derken buluyorum kendimi.

Onlara da bir enerji geliyor, iyilik değneği değmişçesine meleğimsi davranıyorlar.

Birbirilerini anlamaya çalışmak, insanlara hep iyi gelir zaten.

Kötü gelmesi mümkün mü? İnsafa geliyor ruh, anlaşılmanın güveni sarıyor insanı.

Toplum olarak da ne çok ihtiyacımız var, insafa, güvene, anlamaya anlaşılmaya.

Toplumca bu değerleri yaşayabilmenin yolu da aileden geçiyor işte biliyoruz.

Anlamaya çalışırsan, anlamaya çalışan evlatların olur.

Anlamazlıktan gelirsen, anlamazlıktan gelen evlatların olur.

Konuşmaya çalışırsan, konuşmaya çalışan evlatların olur.

İnsanın suçlama yapmadan sadece kendini duygularını anlatmaya çalışması da en büyük anlaşılma sebebi galiba. Çocuklarla son konuşmamızda bunu çok iyi anladım.

Herkese, bol anlamalı, anlaşmalı, çözümlü, gülümsemeli, güvenli aile konuşmaları diliyorum.

Bunlar da ilginizi çekebilir :
Yazıya Yorum Yap Giriş / Kaydol
  • nurefsan47 17.07.2013 tarihinde dedi ki :
    s.a. çok etkilendim yazınızdan ne yazıkki oğlum 4,5 yaşında olmasına rağmen uyku problemimizi çözmüş değiliz. onunla ilgilide aslında tavsiyeye ihtiyacım var. fakat tv için ve banyoda küvette suyla oynaması için v.s. alarm kuruyorum. oğlum alarm çaldı vakit doldu dediğimde tamam deyip kendisi tv yi kapatıyor. çok hoşuma gitti bu durum Allah razı olsun vesile oldunuz. boğazımın patlamamasına ikna etme çabalarımın olmayışına kızmamaya ve en çok çocukla aramızın bozulmaması olayına çok sevindim uykuyla ilgilide hala benimle yatıyor oluşu korku olayını aşamamak çok yıpratıyor beni hayırlısı olsun. şimdilik buna da şükür aşama kaydediyoruz en azından Allah ebeden razı olsun deneyimlerinizi bizimle paylaştığınız için.. En Güzele emanet...
    Bu yoruma cevap ver. Giriş / Kaydol
HAKKIMDA
Büşra Karaca, 1981 Edirne doğumlu, MSÜ Mimarlık terk, 2003'te dünya evine girmiş, 2005'te ilk, 2007'de ikinci, 2013'te üçüncü çocuğunu kucağına almış bir annedir. 2008 yılından beri blog tutuyor.
busra[at]annenotlari.com
DOST SİTELER
Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.
web tasarım ve programlama deSen
0.031 sn.