Anasayfa | Giriş / Üye Ol
Paylaş

Anlatmayayım Mı?

06 Aralık 2013
Bir kaç hafta önce ailece otururken oğlum (8 yaş) dedi ki, "Öğretmenimiz Allah'tan hiç bahsetmiyor, şimdiye kadar sadece 2 kere bahsetti." (Öğretmen namaz kılan bir öğretmen olduğu halde durum böyle. Ayrı bir konu ama sorun öğretmende değil eğitim sisteminde)

Eşim şöyle cevap verdi: "Oğlum biliyor musun 1940'lı yıllarda Üstad Bediüzzaman Said Nursi'nin yanına lise öğrencileri giderlermiş. Bir gün Bediüzzaman'ın yanına gittiklerinde senin söylediğin bu cümleyi söylemişler. Öğretmenlerimiz Allah'tan bahsetmiyor demişler. O da şöyle demiş:

Sizin okuduğunuz fenlerden her fen, kendi lisan-ı mahsusuyla, mütemadiyen Allah'tan bahsedip, Halık'ı tanıttırıyorlar. Muallimleri değil, onları dinleyiniz.


Açtık kitabı o bölümü gösterdik, devamında fenleri nasıl dinleyip Yaratıcımızı nasıl tanıyacağımız konusunda rehberlik ediyor.

Biraz bahsettik, burayı okuyabilirsin, ya da beraber okuyabiliriz dedik. (Eşime mesaj: okumayı ihmal etmeyelim bu arada)

Çocuğun ne hissettiğini düşündüm. Dahası bir çocuğun kendisini Yaratanla ilgili hiçbirşey bilmese ne hissedeceğini düşündüm.

Bir çocuğu anne babasından ayırsanız, anne babası hakkında hiç bir bilgi vermeseniz, nasıl bir karanlık olur bu onun için? Kendini, kim olduğunu tanımlayamamak.

Kim taşımış karnında 9 ay bilememek, kim doğurmuş hiç bir fikre sahip olmamak.

Hayat boyu kayıp biri gibi yaşamak.

Hayal ederken bile acı çekiyor insan.

İnsanın 9 ay karnında kimin taşıdığını bilmemesi büyük bir travmaya sebep olabilir ama o 9 ay boyunca elleri, gözleri, hücreleri ince ince yaratan, insan olarak donatanın kim olduğunu bilmemek hiç önemli değildir(!) değil mi?

Evet halkının yüzde doksandokuzu müslüman bir ülkede yaşıyoruz. Bir Yaratıcının varlığına inanıyor çoğunluk.

Ve fakat hem Allah'a inanıp hem de Allah'ı "tanımayarak" yaşamak diye bir şey var bizim buralarda.

Aslında bilinçli olarak yapılmıyor bu.

Bazıları da sanıyor ki, çocuğa Allah'ı anlatma, Kuran-ı Kerim öğretme gibi şeyleri ideolojik yaklaşımlarım sebebiyle yapıyorum.

Sırf bir kavim/kabile taraftarlığı gibi, takım taraftarlığı gibi birşey olarak istiyorum çocuğumun namaz kılmasını.

Bizim taraftakiler çoğunluk olsun, bizim davamıza bir güç de benim çocuğumla gelsin filan gibi niyetler taşıyorum.

Bu gibi zanlara gülüp geçmek bile zaman kaybı aslında.

Çocuğumun geleceğini düşünüyorum, mutluluğunu düşünüyorum yahu.

Onun da içinde ebedî yaşama, hiç ölmeme arzusu var tıpkı benim gibi. Tıpkı bütün insanlardaki gibi.

İnsanlara ölmeme isteği ve ebedî yaşama arzusu verenden başka kim, ebedî hayatın sahibi olabilir ki?

Ve insanları hiç yoktan Yaratan'dan başka kim onları ebedî hayat için tekrar diriltebilir?

Çocuğumun hayatla ilgili her sorusuna cevap verip, o hayatın Yaratıcısıyla ilgili sorularını boşlukta bırakmak olur mu?

Sonra çocuğumu hayata hazırlıyorum değil mi?

Çocuğum büyüyünce yaşadığı sıkıntılardan bunalıp, dertlenmeyecek mi?

Dertlenecek. Tüm insanlar gibi.

- "İnsan niye bu denli sarsılır, zorlanmasından amaç zorlanması mıdır yoksa başka birşey mi?" sorusunun cevabını insana acizliği verenden başka kim bilir?

- İsteyip de değiştiremediğimiz her bir şey, her bir acizliğimiz "mutlak kudrete" tapmak için, onu istemek için bir ateş demeyeyim mi çocuğuma?

- Sonra insanın bu dünyaya niye geldiğini; bir yandan yeyip içip, çocuk sahibi olup, çalışıp didinip iş güç yaparken, bir yandan duygularıyla neyi aradığını anlatmayayım mı?

- İnsanı bu dünyaya gönderen Yaratıcı, kainattaki eserleriyle, peygamberiyle, kelamıyla ve vicdanımıza yerleştirdiği özellikler ile kendini tanıtmış,O'nu tanıyalım, sevelim, ibadet edelim diye gönderdiğini söylemiş demeyeyim mi?

- İnsanın hep sevildiği ve memnun edildiği bir yerin düşüyle yaşamasının boşu boşuna olmadığını anlatmayayım mı?

- Bediüzzaman'ın verdiği cevapta olduğu gibi, herşeyin Yaratıcı'sını tanıttığını anlatmayayım mı?

- Ağacın ağaç olmak için olmadığını, başka birşeylerden bahsettiğini, kainattaki her bir varlığın Sanatkar'ını anlatan bir eser olduğunu söylemeyeyim mi?


Anlatmayayım mı, bunların hiç birisini anlatmayayım mı?

Gelmiş geçmiş yüzbinlerce insandan biri olarak, benim evladım olarak yaratılan minicik kalbe ve ruha, bu kötülüğü niye yapayım?

Niye onu nasıl geçtiği anlaşılmayan kısa dünya hayatına var gücümle hazırlayayım da, öldükten sonraki hayata hazırlamayayım?

İnsanların bir çoğu niye yaşadığını ve niye öldüğünü düşünmeden, anlamadan göçüp gidiyor.

Ne biz ne de çocuklarımız öyle olmayız inşallah.

Benzersiz bir sanatı, misilsiz bir ilmi, zaafsız bir gücü, azametli bir merhameti, sınırsız rahmaniyet ve rahimiyeti tanımak ve ne kadar muhtaç olduğumuzu anlayıp ibadetlerle ifade etmek nasip olur inşallah.

Eksik ve kusurlarımıza rağmen, affa mazhar olmak nasip olur inşallah.


Bunlar da ilginizi çekebilir :
Yazıya Yorum Yap Giriş / Kaydol
  • kamerol 11.12.2013 tarihinde dedi ki :
    Anlatmazsak diri diri dünyaya gömmüş oluruz...Manevi feryatlar başlayınca da doktorlara taşırız Bu niye böyle oldu diye :(... Allah muhafaza.. çok korkuyorum çook...
    Bu yoruma cevap ver. Giriş / Kaydol
HAKKIMDA
Büşra Karaca, 1981 Edirne doğumlu, MSÜ Mimarlık terk, 2003'te dünya evine girmiş, 2005'te ilk, 2007'de ikinci, 2013'te üçüncü çocuğunu kucağına almış bir annedir. 2008 yılından beri blog tutuyor.
busra[at]annenotlari.com
DOST SİTELER
Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.
web tasarım ve programlama deSen
0.071 sn.