Anasayfa | Giriş / Üye Ol
Paylaş

Rahat Bırakmamak Ya Da Bırakmak

23 Mayıs 2014
Bana hangi konularda hassas olduğunuzu söyleyin, size çocuklarınız (veya eşiniz) ile aranızda hangi konularda sorun olduğunu söyleyeyim.

Hassas olduğumuz konularda mükemmeliyetçi oluyoruz. Yakınlarımızın, özellikle çocuklarımızın o konularda bizim istediğimiz gibi davranmalarını bekliyoruz.

Mesela okul ve ödev konusunda hassasiyeti, beklentisi olan ebeveynler, çocuklarının kendi gönüllerindeki gibi çalışkan, düzenli ödev yapan bir çocuk olmalarını çok önemsiyor.

Hassas olmadığınız bir konuda ise onları kendi hallerine bırakmak çok kolay oluyor.

Kendi hallerine bırakmak derken, ilgisizlikten bahsetmiyorum. Aşırı uyarma, sürekli hatırlatma, ısrar etme, bunaltma, baskı yapma gibi uçlara kaymadan ilgilenmekten bahsediyorum.

Ya da sürekli olmayan hatırlatmalardan, aşırı olmayan uyarmalardan söz ediyoruz diyelim. Uyarma ve hatırlatmanın olmadığı bir ebeveynlik olamaz değil mi?

Sürekli hatırlatma, hep ısrar etme gibi ilişkileri zayıflatan davranışların ne kadar fazla yapıldığı, belli bir eşiği aşıp aşmadığı yani miktarı önemli şeklinde bir düşünceye odaklandım son günlerde. Biz miktarı biraz abartmışız onu fark ediyorum.

İnsanlardan duyarız "Bıktım artık onun uyarılarından" der bazıları. Bu safhaya gelmiş biri sadece uyarıldığı konuda bunalmış değildir, o uyaran kişinin söylediği hiç bir iyi şeye açık olmayan bir hale de gelmiştir çoğu kez.

Bazen çocuklarla ilişkimi ne kadar yüz göz etmiş olduğuma şaşıyorum böyle uyarılarla.

En çok da yemek konusunda yapıyorum:

- Bak yemezsen böyle hasta olursun, şöyle sağlıksız olursun. (Uyarı)
- Hadi şunu ye, bak bundan da mutlaka ye. Birazcık koyayım tabağına. Hiç olmazsa bir lokma. (Israr)
- Ne kadar güzel yemekler var, çeşit çeşit bunların kaçta birini bulamayanlar var. Neyi beğenmiyorsun anlamıyorum. (Baskı)
- Yavrum bu kadar yavaş yersen yemeğin yarısını yemeden iştahın kesilir tokluk hissedersin. Hadi biraz daha hızlı lütfen, hadi yavrum biraz daha biraz daha. (Hatırlatma)


Evet herkesin hassas olduğu konular farklı. Benim beklenti içine girdiğim konular da bunlar.

Bu ısrarlar hatırlatmalar artık belli bir dozu aşınca tamamen ters etki yapmaya başlıyor.

Ye demek, yeme demek oluyor.
Hızlı ol demek, çocuğun daha da yavaşlamasına sebep oluyor.

Kısır döngü denen şey tam da bu oluyor. Ye demeyi bırakırsanız çocuk hiç yemiyor, bırakmadığınızda da çocuk tepki göstermek amaçlı yemiyor.

Yani ne yapsanız yemiyor.

Bir ebeveynlik çıkmazı yaşıyorsunuz.

Diyelim ara ara "Tamam çocuğu rahat bırakacağım" diyorsunuz. "Ne olursa olsun" diyorsunuz. Ama bir şekilde bir sebepten yine eskiye dönüyorsunuz.

Ve yine aynı şeyleri yaşamaya devam ediyorsunuz.

Böyle çıkmazları başka konularda yaşayanlar vardır. Belki başka konularda da hiç yaşamayanlar vardır.

Hiç kimseyi çocuğuyla yaşadığı bir sorundan dolayı tenkit etmemeye çalışıyorum. Benim çok kolay aştığım bir konuyu onlar sorun olarak yaşayabilir, onun çok kolay aştığı bir konuyu ben bir sorun olarak yaşayabilirim.

Açmaz yine açmaz. Onda ödev, bende yemek, bir başkasında gezme, bir başkasında giyimle ilgili bir sorun olabilir.

Bir dolu geri dönüş yaşadıktan sonra her seferinde geldiğim noktaya geliyorum: "Tamam çocuğu rahat bırakacağım dedikten sonra geriye dönmemek gerekiyor. Hatta bazen sağlık problemlerine rağmen."

Şu an 6,5 yaşında olan kızımda böbrek taşı -biraz ırsî biraz da beslenmeyle ilgili nedenlerden olduğu tahmin ediliyor- olduğunu öğrendiğimizde doktorun da önerileriyle ani bir ısrar ve zorlama yoluna girdim.

Çocuk ilk günler doktorun da tavsiyelerinden etkilendiği için düzgün beslenmeye başladı. (Düzgün beslenme derken, en azından çocukların sevdiği meyvelerden yemesini, çorbaların yanında sebze yemeklerinden minicik bir tabak da olsa yemesini kast ediyorum. Pilav, makarna ve tatlı ağırlıklı beslenmenin içine biraz sebze ve meyvenin de girmesinden yani)

Sonra yine herşey eskiye döndü.

Kendi kendime dedim ki, çocuk bir süre zoraki doktorun dediği gibi beslenip o böbrek taşını atsa da (ki olmuyor, doktorun dediği gibi beslenemiyor zaten), doğru beslenmeyi alışkanlık haline getirmeyince yine başka sağlık problemleri çıkacak. Rahat bırakmaktan başka bir çare gerçekten yok.

Şimdi ne olursa olsun rahat bırakma kararıma beynimi ikna etmeye çalışıyorum.

Geri dönüşlerin sebebi genelde "Rahat bıraktım yine olmadı" oluyor.

Düşününce, çocuğu 1-2 gün ya da 1-2 hafta rahat bırakarak eski haline dönmesini beklediğime inanamıyorum.

Benim ısrarlarım, 1-2 hafta mı sürdü ki 1-2 haftada düzelsin.

Çocuk zorlama ve ısrarların etkisiyle eksi kutuplarda. Uzunca bir süre hiç ama hiç ama hiç ısrar etmeden, önce bir sıfır noktasına yaklaşması için yardım etmek gerekiyor. Sıfırın civarında biraz durulduktan sonra yavaş yavaş belki çoğu şeyden kendi isteğiyle yemeye başlayıp (Allahım ne güzel bir hayal) artı kutuplara doğru ilerlemeye başlayabilir.

Benim için ne kadar zor. İster misiniz diye bir kere sorup istemezlerse ikinciye ısrar etmemek.

Hadi hadi dememek. Hızlı yiyin, çabuk yiyin dememek.

Bugün böyle yapmaya karar verdim diyeceğim ama o kadar zor ki, karar verdim bile diyemiyorum.

Allahım sen yardım et diyorum sadece.

SEN yardım et bize.

İrademizi, istikametli davranmaya alıştır.

Hal ve tavrımızı, güzel hal ve tavırlara dönüştür.

Sebepleri bize musahhar kıl.

İnsanın yaradılışında ve kainatta koyduğun kanunlara riayet ederek, şuurla ve teenni ile hareket etmemizi kolaylaştır. (İnsanı bir şeye zorladığınızda, onu yapmak istememesi bir fıtrat kanunu mesela)

SEN yardım et bize.

İnsan gerçekten çok aciz, verdiği kararın arkasında duramayan, anlık duygularla anlık değişimler yaşayan, çok zayıf bir varlık.

Bizi doğruya ve hayra yönelt, sapmaktan koru.

Amin.


Bunlar da ilginizi çekebilir :
Yazıya Yorum Yap Giriş / Kaydol
  • kamerol 11.06.2014 tarihinde dedi ki :
    Annelik ne kadar büyük bir acziyet. Kendimi düzeltemiyorum ki hassas ruhlu bir çocuğu doğru şekilde yönlendirebilsem. Bazen " cocuklar ben size iyi annelik yapamıyorum....gidin başka bir anne bulun iyiliğiniz için" diyesim geliyor... şu anda da kendimi gayet mutsuz ve ümitsiz hissediyorum.
    Bu yoruma cevap ver. Giriş / Kaydol
HAKKIMDA
Büşra Karaca, 1981 Edirne doğumlu, MSÜ Mimarlık terk, 2003'te dünya evine girmiş, 2005'te ilk, 2007'de ikinci, 2013'te üçüncü çocuğunu kucağına almış bir annedir. 2008 yılından beri blog tutuyor.
busra[at]annenotlari.com
DOST SİTELER
Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.
web tasarım ve programlama deSen
0.030 sn.