Anasayfa | Giriş / Üye Ol
Paylaş

Büyüyen Çocuk Dertleri

11 Ekim 2014
Merhaba sevgili anne notları okurları. Bu siteyle ilk tanışmam belki de sizinle aynı sebeptendir. Anne olmak. Şu an 6 yaşında olan kızım henüz birkaç aylıkken uzman olmadığını söyleyen bir annenin aralarında az yaş farkı olan iki küçük çocuğuyla olan maceralarını okurken buldum kendimi. Zaman geçti ve sevgili Büşra'nın evlatları da benim yavrum da okullu oldu. Bu süre zarfında benim de hayat telaşıma,bir blog eklendi. İsmi gülümseda. O da benim ikinci çocuğum. Şimdi size kendi blogumda da yayımladığım bir yazımla merhaba demek istiyorum. Dilerim beni de aranıza alırsınız. Sevgiler...

http://www.gulumseda.com/anne-cocuk/buyuyen-cocuk-dertleri.html


Annelik deneyimleri hiç biter mi? Televizyonlarda internetlerde kitaplarda hep 0-3 yaş sorunları konuşulur 6 yaşa kadar olan eğitimin öneminden bahsedilir sonra okula giden çocuk şikayetleri tartışılır. Büyük büyük insanlar toplanıp çocuklara uyku eğitimi nasıl verilir anlatır dururlar saatlerce. Doğru bir uyku rutini için önce emzirin okşayın yatağına koyun yanında olduğunuzu hissettirin ama uykuya geçişi kendi sağlayabilsin diye öğütlerler bizi. 6. aydan sonra yanınıza yatırmayın denilir özgüvenleri için önemli olduğu söylenir.

Kalın kalın kitaplar yazılır disiplinli olmayı, ödev yapmayı, sağlıklı beslemeyi anlatan. İki kadın yanyana gelsek yine devam ederiz, konusu çocuklarımız olan uzun annelik sohbetlerine. Kardeşini kıskanıyor, odasını toplamıyor, ödevini yap demekten dilimde tüy bitiyor... Yada bebekse kustuydu, aşısını olduydu, bezi sızdırdıydı falan. Oysa çocuk büyüdükçe sıkıntılar bezden değil yürekten gelmeye başlıyor. O zaman "Anneeee Ayşe saçımı çekti! Ahmet arabamı aldı" olmuyor gözyaşlarının adı.

Çare olamıyorsun canından kopan parçanın hüzünlerine. Tahtı için geceni gündüzüne kattığın yavrunun bahtını da şöyle en mutlusundan hazırlayıvermek hiçbir zaman mümkün olmuyor. Duygularıyla oynanan, güveni yıkılan, bazen iftiralara kötü niyetlere maruz kalan senin en kıymetlinin can acısını geçirecek antibiyotikleri satmıyor eczaneler. Öpünce geçivermiyor yaralar. Anneliğin en çaresiz dönemi başlıyor hayatında. Dinlemek oluyor yapabildiğin sarılmak sıkıca ve dualar etmek omuzlarına iki melek kanadı takarcasına.

Kendime bakıyorum da şimdi bu satırlarda 5 yaşında olan çocuğumla gündelik mücadelelerimi anlatıp duruyorum harıl harıl. Nasıl bir kreş seçtiğimi, hangi kriterleri göz önünde bulundurduğumu paylaşıyorum sizlerle. Gün gelecek ve benim bu süpürgeli prensesim bir eş seçecek kendine. O büyüdü ve kendi kararlarını kendi alabilen bir genç hanım yada genç bir bey oldu ya ona hayatının çocukluk döneminde verdiğimiz öz güven, öz saygı, mantık ve doğrular çerçevesinde bir yuva kuracak. Eee ya kaderi, onu ne yapıcaz? Bu seçimlerinin ardında onu bekleyecek olanı bilememek var ya işte en zor kısmı orası.

İşte öyle aradan 20-30 yıl geçecek, çocuklar büyüyecek ama hep bebeklerimiz olacak kalacak onlar. Geçirdikleri her gün, yaşadıkları her duygu kalp acımızın adı olacak. Bazen tedirgin, bazen heyecanlı, bazen çok mutlu, bazen çaresiz...

Ve biz kadınların konuları bitmeyecek, anneler tecrübelerini anlatmaya devam edecek "çocuğunu ev sahibi yapabilmenin yolları neler, bizim çocuğun patronundan zam isteme yöntemi şöyleydi" falan. "Biz anneanneler babaanneler torunlarına şöyle şöyle davranmalı, çocuğunuzun sık sık ziyaretinize gelmesini sağlamanın püf noktaları" konuşulacak aramızda. Kendimizle ilgili kaygılarımız da başkalaşacak." Damat biraz ters mi baktı, gelinin yaprak sarması fazla ekşiydi" diye değişecek aslında biraz yaşlanacak cümleler.

Bir kadınsan eğer hiç bitmez anne olmak. Küçükken oyuncak bebeklerinle başlar ilk sorumluluğun. Gittiğin yerlere kolunun altında taşırsın götürmeden olmazmış gibi, bıraktığın yerde ağlayıverecekmiş gibi. Aslında o kanı canı olmayan bebek değildir sensiz yapamayan sadece sen eksik hissedersin kendini onsuz. Anne olmak güven verir, iyi hissettirir. Dediğim gibi bir kadınsan eğer hayatındaki en anlamlı, en kutsal, en saygıdeğer ve en sonsuz kariyeri kaptın demektir.

Biz kadınız. Dünyaya gözümüzü açmakla başayıp tüm hayat yolculuğumuz boyunca anneyiz. Ve bizim şu doğum sonrası karnımızda oluşan çatlaklar var ya yaşlandık ve yaşadıkça önce kalbimize sızıntı sonra da yüzümüze kırışıklık adıyla taşınacak.

Biz her zaman iyi ki diyeceğiz, iyi ki doğurdum seni, iyi ki girdin hayatıma, iyi ki evladımsın benim...

Bu Yazı: Oyuncak bebeğiyle oynadığı günlere götürdü bu anneyi. Hiç bitmemiş anne maceraları ve hep yüreğinde sımsıkı sarmış bu sıcacık telaşı. Ve anladı ki hiç bitmeyecek yaşayacakları.

http://www.gulumseda.com/
Bunlar da ilginizi çekebilir :
Yazıya Yorum Yap Giriş / Kaydol
    HAKKIMDA
    Büşra Karaca, 1981 Edirne doğumlu, MSÜ Mimarlık terk, 2003'te dünya evine girmiş, 2005'te ilk, 2007'de ikinci, 2013'te üçüncü çocuğunu kucağına almış bir annedir. 2008 yılından beri blog tutuyor.
    busra[at]annenotlari.com
    DOST SİTELER
    Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.
    web tasarım ve programlama deSen
    0.031 sn.