Anasayfa | Giriş / Üye Ol
Paylaş

Kamu Malı Cinneti

13 Ekim 2014

Ülke olarak ne kadar da zor günlerden geçtik. 3-4 gün içinde neler olup bitti.

Eylemle hiç alakası olmayan, ne olduğundan haberi olmayan, hatta yoldan bile geçmeyen insanlar saldırıya uğradı, öldü, öldürüldü. Nice güzelim okul, kütüphane, tarihi bina yakıldı yıkıldı.

Öyle görünüyor ki, olayların kışkırtıcısı olan parti bile bu kadar büyüyeceğini tahmin etmemişti. Ateşle oynanmaz diye boşuna dememişler, bir anda sarıyor anlamıyorsun.

Okula, binaya, iş yerine zarar vermekle yol alınamaycağı çok açıktı ama bazıları öyle düşünmüyordu, hala da düşünmüyor. Yakılıp yıkılana üzüntüsünü dile getirenlere bile "amma da mal düşkünüsünüz, insanlar ölüyor insanlar" diyebiliyorlar sosyal medyada. Yasin Aktay'a twitterda yazılanları görünce şaştım doğrusu.

Sanki insanları öldürenler, o yağmayı yapanlardan başkasıymış gibi. Sanki öldürülenlere üzülmek, kamu malına üzülmeye engelmiş gibi.

Hatta 'kamu yani toplum, devletten hakkını almak için kendi malına zarar verebilir, ne de olsa onun malı' diyen iz'anlılar bile var.

Kimisi de 'elbette kamu malına zarar vermek doğru değil ama bu insanlar da boşuna sokağa çıkmamış canım' diyerek, aynı şeyi biraz daha üstü kapalı söylüyor.

Bunlara sorsanız, vatandaş kamu malının sadece maliyetini düşünüyor, cansız şuursuz eşyalara delirmiş gibi saldırılmasına yani yaşanan 'cinnet' haline falan şaşmıyor.

Çünkü bu zevat öyle bir cinnet hali görmüyor, onlara göre bir insanın ya da topluluğun kendisini dinletmek ya da dikkat çekmek için oraya buraya saldırması gayet doğal..

Karıştırmayalım, öfke doğal birşey olabilir. Hiç öfkesi olmayan, ya da tepkilerini belli etmeyen insanlar da normal değildir. Amma velakin öfkeyi ortalığı dağıtarak göstermek başka bir şey, o olağan bir tepki değil basbayağı tercih.

Yüzde yüz haklı bile olsanız, bazı şeyler sizin istediğiniz gibi olsun diye ortalığı kırıp yıkma hakkına sahip olamazsınız.

Aslında bu konu aile hayatlarımızı da çok yakından ilgilendiriyor.

Evinizde çocuğunuz ya da eşiniz kızınca oraya buraya saldırsa, çok kızmış belli ki, böyle yaptığında onu daha dikkatli dinlemeliyim mi dersiniz?

Yoksa 'birşeylere kızmış olabilirsin, ama tepkini etrafa zarar vererek göstermeye devam edersen seni dinlemeyeceğim' mi dersiniz?

Kırıp dökmesini bir insanı daha fazla dinlemeye gerekçe olarak görürsek, verdiği zararı desteklemiş ve haklı görmüş olmaz mıyız?

Bir dahakine daha da fazlasını muhtemelen yapacak, hatta kabul ettiremediği şeyleri kabul ettirmek için bu yöntemi çekinmeden kullanacaktır.

Maharet, bu duruma hiç gelmemek.

Ancak gelinirse de "Böyle davrandığın zaman seni dinlemem!" kararlılığı lazım herhalde. Çıldıran kişi nasıl anlayacaksa artık, sözlü ya da beden diliyle bu mesajı iletmek.

Ya da en azından, deli gibi eşyalara zarar veriyor diye, onu daha özenli dinler bir hale gelmemek.

Ve eğer bu cinnet halini yaşayan çocuğumuzsa şiddet içermeyen fiziksel ataklarla, önüne geçerek karşısında durarak zarar vermesini engellemek gerekir diye düşünüyorum.

İster evdeki eşyaya ister kamu malına karşı olsun farketmez, cinnet, öfkenin dışa vurumu ya da bir rahatlama değil. Rahatlatmıyor, öfkeyi arttırıyor. Bildiğin dengesizlik. Zararı menfaati ayıracak akıl yetisini kaybetme durumu.

Sokaklardaki yağmaya ve talana "e o noktaya gelmişler" gözüyle bakanların evlerindeki durum nasıl acaba?

Pek iç açıcı olmasa gerek.
Etiketler : kobani, şiddet, cinnet,
Bunlar da ilginizi çekebilir :
Yazıya Yorum Yap Giriş / Kaydol
    HAKKIMDA
    Büşra Karaca, 1981 Edirne doğumlu, MSÜ Mimarlık terk, 2003'te dünya evine girmiş, 2005'te ilk, 2007'de ikinci, 2013'te üçüncü çocuğunu kucağına almış bir annedir. 2008 yılından beri blog tutuyor.
    busra[at]annenotlari.com
    DOST SİTELER
    Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.
    web tasarım ve programlama deSen
    0.068 sn.