Anasayfa | Giriş / Üye Ol
Paylaş

Abur Cubur Politikamız Değişti

15 Ekim 2014
Herhalde 1-1,5 ay oldu. Çocuklarla markete gitmiştim. Birşeyler aranıyorum, bana iki de bir de anne icetea alalım, anne hüptrik alalım falan diyorlar. Ne aradığımı bile unutuyorum onların bu sorularına cevap verirken.

'Oğlum bak geçen gün icetea tarifi gördüm internette yapıcam ben sana ondan' diyorum (gerçekten de yaptım çok güzel oldu), bir yandan kıza 'yavrum o hüptriklerde bir dolu acayip madde var almayalım" diyorum.

Asıl amaç aldırmak ya, ben bu tür cevaplar verince başka bir şey istiyorlar, ona da hayır deyince bir daha geri dönüp o zaman icetea alalım diyorlar.

Moralim gayet yerinde, cuma namazına gitmişim çocuklarla, çıkışta markete gelmişiz. (Yoksa siz hala kadınların bayram ve cuma namazına gidebileceğini bilmeyenlerden misiniz?) Aradığımı buldum, alalım da çabucak çıkalım şuradan derken kadının bir tanesi yanıma gelip 'çocuklara icetea aldım bak, benden hediye olsun' demez mi?

'Cuma vakti bak, çok istediler günah' diyor bir de.

'Gerek yok teşekkürler, zararlı diye almıyorum' dedim.

'Yerden göğe kadar haklısın, ama benden hediye olsun kırma çocukları' diye tutturdu. 'Ben onları torunum yerine saydım' diye dil döktü. Artık torunu kendi yanında değil, özlüyor mu nedir herneyse.

Hiç tanımıyorum, görmedim bu kadını. Öyle alelade orta yaşın üzerinde ama çok yaşlı olmayan bir teyze. Parasını da ödemiş bırakmış kasanın oraya. Hadi hayırlı cumalar alın bak orada dedi çıktı.

Yerin dibine geçtim. Enerjim sıfırlandı bir anda, almadan çıksam çocukların mızmızına göğüs gerecek mukavemetim yok. Hadi alın şunları madem, çabucak sıvışalım şuradan dedim.

Eğer o sırada yolda yürüyüp sakinleşme imkanım olmasaydı çocukları çok fena haşlamıştım. Yürürken sürekli kendimle konuştum. Bak sakince anlat çocuklara ne hissettiğini dedim durdum.

Eve geldik, ne kadar utandığımı, nasıl çöktüğümü, nasıl üzüldüğümü, ne hissettiğimi bir bir anlattım. (Duygu aktarımı üzerine kafa patlatmalarımın faydasını en net gördüğüm anlardı.)

Hayır dememe rağmen etraftan bu kadar dikkat çekecek kadar tekrar tekrar ısrar etmeniz, doğru muydu diye sordum, hayır dediler. Benim böyle üzülmem iyi oldu mu sizce, dedim, olmadı dediler.

Onlar da üzüldüler.

İşte o ara bir karar aldım.

Bu çocukların hayatına çevre ve arkadaş faktörü girene kadar, evet zararlı anne almayalım diyorlardı. Hatta ben onlara isterseniz ara sıra alabilirsiniz diyordum kendilerini tamamen yoksun hissetmesinler diye.

Ama ne zaman ki, sitedeki, parktaki, okuldaki çocukların her gün defalarca bu gıda olmayan yiyeceklerden alıp alıp yediğini gördüler, özendiler; herşey değişti.

Sık sık almaya başladılar bakkaldan ya da okuldan, yazın her gün birer dondurma, daha yanına bir sürü şey yiyorlardı.

Ama ben mecburen ya da söylenerek izin versem de hep bu konuda karşılarında duran biriydim ve özellikle iş markette bana aldırmalarına gelince zaten çok yiyorsunuz diye direniyordum.

Artık kabul etmeliydim, eskisi gibi almayarak olmayacaktı. Birşeyleri değiştirmek gerekiyordu.

Ben niye çocukken abur cubura düşkün değildim diye sordum kendime. Annem 'Ben sizin okul kantininden ya da bakkaldan çikolata, gofret, kraker gibi abur cuburları almanızı istemiyorum. Beraber markete gidince eve alıcaz, evde olanlardan yersiniz' demişti. Ve biz öyle alışmıştık, sürekli bir şey istemezdik, toplu olarak alınanlardan yerdik.

Annemi pek çok konuda eleştiririm ama hakkını yemeyelim bu konuda güzel bir ölçü koymuştu. Aslında onun derdi biraz da para harcamaya alışmayalım derdiydi. Hem markette daha hesaplı oluyordu ve bakkala birşey almaya gidince, ondan da canım çekti bunu da gördüm derken ipin ucu kaçıyordu.

Ben de tıpkı annem gibi yaptım. Çocuklar 'böyle böyle..' dedim. Okulda kantinden alınmayacak, site bahçesinde oynarken de bakkaldan alınmayacak, evden götürülecek. Bunu daha doğru buluyorum. Kabul mü?

Sürekli benimle isteme ve aldırma didişmesi yaşamaktan, çoğu kez de aldıramamaktan muzdarip yavrucuklara böyle anlaşmalı bir yol çok makul geldi tabi, atladılar hemen.

E ne farkı var ha evden götürsün, ha kantinden alsın demeyin.

Böyle yapınca çok ilginç bir şekilde abur cuburlara olan ilgileri azaldı. Okula ne zaman isterseniz götürün, evde de 3 gecede bir yeriz çayla demiştim. Başlarda 3 günde bir kuralını takip ediyorlardı, sonra onu da unutmaya başladılar. Okula hiç götürmüyorlar. Nadiren akıllarına geliyor.

Markette o çıldırtıcı aldırma güdülerini, toplu bir şekilde tatmin ettiklerinden midir nedir.. O rengarenk ambalajlar ve reklamlarla maruz kaldıkları özendirme bombardırmanından galip çıkıyorlar gibi mi hissediyorlar nedir.. Yoksa bizim ailede bunların sevilmemesinden, babasının da benim de yemeyişimizden midir nedir.. Bilemedim.

Ama işe yaradı.

Eskiden market arabasını abur cuburla dolduran insanlara yadırgayarak bakardım. Hadi çocuk istese, mecburen 1-2 tane alsan neyse de, bu ne böyle doldurmuşsun arabayı cipsle, bisküviyle, çikolatayla...

Derdim.

Artık demiyorum, aynısını kendim de yapıyorum. Bizim en son market arabamızda da resim buydu:


Kınama başına gelir diye boşuna dememişler.

Biliyorum bu paket şeyler, şekerli içecekler yüzünden çocukların sağlığı bozuluyor, kalp hastalığı gibi metabolizma hastalıkları daha ergenlik yaşındayken görülüyor artık çocuklarda.

Ama ben, almayınca çocuklarda gördüğüm garip duygu ve davranışların azalması için başka çare bulamadım.

Sonuç daha çok yemeleri şeklinde de olabilirdi şüphesiz, çok şükür öyle olmadı. Belki o zaman bu iş böyle olmayacak der vazgeçerdim.

Çocuklarına cips yerine havuç yedirmek için ısrar eden anneler mi aşırı kontrolcü, yoksa bu yiyeceklerin çocuklara yönelik reklamını yapmak için yılda 2 milyar dolar harcayan şirketler mi?

sorusuyla başlayan şu videonun sonunda dediği gibi, okullar, yöneticiler, ebeveynler olarak, abur cubur reklamlarına kısıtlama, ya da bazı yerlerde satış yasağı getirilmesi gibi düzenlemeler için birleşmekti hayalim.

Ama böyle eylemsel desteğil bırak, fikirsel destek bile bulmak zor oluyor çevredeki annelerden. O aşamaya gelmemiz için daha çok çocuğun hasta olması, hastalıkların salgın gibi yayılması lazım malesef.

Biz şimdilik markette çocuğumuza zararlı diye bazı şeyleri almak istemeyişimizin, hiç tanımadığımız insanlara bile battığı devri yaşamaya mecburuz galiba.
Bunlar da ilginizi çekebilir :
Yazıya Yorum Yap Giriş / Kaydol
  • sinemsamli 16.10.2014 tarihinde dedi ki :
    Merhaba,çok hassas ve sıkıntılı bir konuya değinmişsiniz.Öncelikle teşekkür ederim.Videoyu izledim.Bu video bir kez daha uyanmamı sağladı.Gittiğim çocuk doktorlarına bu videoyu mail atmayı teklif edeceğim.Her doktor çocuğu ve anneyi bu konuda uyarsa çok yol kat edilir bence.Günümüzde doktora gitmeyen çocuk yok.Bir doktor günde ortalama 20-30 hastaya bakıyor.Her bir hastayı bu konuda bilgilendirmek için 1-2 dk ayırsa hiç bir şey kaybetmez.Uyarılan her anne babanın 10 tanesinde 1 i dikkate alsa bunu değiştirmek için çaba harcasa bu oran gitgide artarak bir gıda hareketine dönüşür.Yangıları söndüremeyiz belki ama ama en azından bu şekilde büyümesini durdurabiliriz.Her bir anne yılda en az bir gıda firmasına katkı maddesi çok az ya da katkısız ürün üretmeleri konusunda teşvik etse bu katkı maddeli gıdaları almayacağını bildiren bir email yollasa eminim yine çok şey değişir.Şunu kabul etmek gerek gıda hassasiyeti olmayan aileler katkı maddeli ürünü 1 tl vererek almayı tercih ediyor katkısız ürünüe 5-8 tl vermek yerine.Yeter ki talep edelim ve tavrımızı gösterelim.Ürünlerini satamayacaklarından endişe eden firmalar bu gıda hareketine uyum sağlayacak ürünler üretmek zorunda kalacaklardır.Ben evde süt dilimi yapıyorum.Oğlum anneciğim markette aldıklarımızdan daha güzel olmuş diyor.Meyve sularını kendim yapıyorum.Vişneleri yazdan dolduruyorum dolaba kışın idare ediyor.Kayısı,şeftali,çilek,karışık hepsinden yapıyorum.Buzluk meyveden geçilmiyor.Belki çok vitaminli olmuyor ama en azından paket meyve suyuna göre daha sağlıklı.Meyve suyunu şeker katmadan tatlandırma şeklini bulamadım malesef.Hurmayı denedim ama olmyor.Mecburen şeker katıyorum ama en azından katkı maddesi yok.Evde kek,kurabiye,poğaça,börek vb.yapıyorum.Çubuk kraker lolipop şeker isteyince mecburen alıyorum.Onun çaresini bulamadım.Arada sakız çiğniyor kimbilir neler var içinde...Kısacası elimden geleni yapıyorum.Yine de arkadaş muhabbetine engel olamadıklarım da var sizin gibi.Allah yardımcımız olsun.
    Bu yoruma cevap ver. Giriş / Kaydol
  • mujkan 24.10.2014 tarihinde dedi ki :
    Merhaba,
    yazınızı dikkatle okudum. Aynı çözümün bizde olumlu etki yapacağı konusunda endişeliyim. olunca yeniyo çünkü.. benim kendimce denediğim yöntem ise, çerez.. yani çerezler de abur cubur paketlerine benziyor.. ama badem, leblebi, kuru üzüm, fındık.. artık ne seviyorlarsa... yemesi de zevkli.. hem bunlar daha sağlıklı deyip alıyorum ve yiyorlar da.. ama tabi yine onlardan da istemeyi ihmal etmiyorlar..
    herkese kolaylıklar dilerim.
    Bu yoruma cevap ver. Giriş / Kaydol
      gidamuhendisim 02.11.2016 tarihinde dedi ki :
      Merhabalar
      Bulunduğumuz şu durum bir gıda mühendisi olarak beni de çok düşündürdü ve bu konuya artık bir el atmak gerektiği konusunda bir karara vardım .Katkısız ve gdosuz ürünlerden oluşacak marketteki abur cubur ürünleri ile hemen hemen aynı tad ve görüntüye sahip yeni ürün natifleri üzerine çalışıyorum.Umarım diğer annelerde sizler kadar bilinçli davranarak çoluk çocuğumuzu bu hastalık yapacak katkılı gıdalardan korumak için çaba gösterip bu girişime destek çıkarlar.
HAKKIMDA
Büşra Karaca, 1981 Edirne doğumlu, MSÜ Mimarlık terk, 2003'te dünya evine girmiş, 2005'te ilk, 2007'de ikinci, 2013'te üçüncü çocuğunu kucağına almış bir annedir. 2008 yılından beri blog tutuyor.
busra[at]annenotlari.com
DOST SİTELER
Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.
web tasarım ve programlama deSen
0.057 sn.