Anasayfa | Giriş / Üye Ol
Paylaş

1-2 Yaş Duyusal Oyunlara Başladık

20 Kasım 2014
Duyusal oyun, duyusal havuz ve duyusal masa kavramlarını ilk duyduğumda garipsemiştim.

Sonra öğrendim ki montessori methodunun bir uzantısı olan duyusal etkinlikler, çocuğun duyu organlarını ve algılarını geliştirmek amacıyla yapılırmış.

Mesela çocuğun önüne değişik kokulu şeyler koyup, çeşitli şeyler koklayarak oyalanması ve duyularını geliştirmesi bir duyusal oyunmuş.

Duyusal kelimesinin arkasına masa, havuz, oyun gibi değişik kelimelerin eklenmesine bakmayın, aslında hepsi aynı şey.

Bir konu seçip (mesela sonbahar) sonbaharla ilgili yapraktır, daldır ne bulursanız derince havuz gibi bir kabın ya da leğenin içine koyup çocuğunuzun sonbaharla tanışmasını ve doğadan maddelere el sürmesini amaçlayarak yaptığınız zaman 'duyusal' ın sonuna havuz geliyor. Duyusal havuz deniyor.

Ha öyle değil de bir masa ya da sehpanın üzerine dizerseniz malzemeleri, duyusal masa diyebilirsiniz. Aslında ikisi de aynı şey.

Ne gerek var yeni yeni icatlar çıkarmayın başımıza, götürürüm çocuğu dışarı, dokundururum dallara yapraklara ağaçlara diyorsanız, ki bence de öyle, öyle yapın.

Ama işte napalım apartman hayatının sonuçları bunlar. Çocuğu dışarı çıkarma imkanı olmayanlar, ya da normalde her Allahın günü çıkarsa bile evde yaptıracağı etkinlik arayışında olanlar için duyusal etkinlikler var.

Bence iyi ki de varlar, önceki 2 çocuğum büyürken ne etkinlik yaptıracağım diye yabancı bloglarda gezinmekten içim şişerdi. Ve en gıcığı da, çocuk çok fazla olaya müdahil olamazdı, çoğu şeyi anne yapardı.

Çoğu kez evde ne varsa onlarla ayarlayabileceğin duyusal oyunlarda ise malzemeleri önüne yığıp çocuğa bırakıyorsun, karıştırsın oynasın keşfetsin, ne yaparsa yapsın.

Elif Zeynep (21 ay) evin köşesinde bucağında keşfedilmedik ellenmedik bir nokta bırakmadığından ve artık evdeki çekmecelere, alet edevata ilgi duymamaya başladığından beri bende onu oyalamak için duyusal oyunlara başvurdum.

Tabi daha sonbahar ya da deniz altı gibi kavramları bilmediği için böyle konulu etkinlikleri denemedik. Koklama, duyma ve dokunma duyusunu keşfedeceği oyunlar yaptık.

Neredeyse yarım bir oda kadar var olan kapalı mutfak balkonumdaki dolap, makina ne varsa bir tarafa yığıp, diğer tarafı Zeynep'e oyun alanı yaptım.

Yaparken bu kadar farkında değildim ama çok da iyi yapmışım, dağınık dağınık bırakıp kaçabileceğimiz, ev ahalisinin ayağının altında olmayan özgür bir yerimiz olmuş oldu. Ve mutfakta iş yaparken gözümün önünde kendi kendine oynaması bakımından da harikulade bir çözüm oldu.

HANGİ DUYUSAL OYUNLARI OYNADIK?

İlk olarak koku etkinliğiyle başladık. Evde çokca bulunan minik mama kavanozlarına (artık o mamalardan almıyorum bu arada) yoğun kokusu olan baharat ya da başka birşey koyuyorsunuz. Bir de malzemeler pamuğa yapışsın, çocuk oynarken dökülmesin diye biraz pamuk.

Nane, kahve, tarçın ve sirke kullandım ben. Zeynep koklamaya bayıldı bayıldı, koklarken kendinden geçti. Kapaklarını açtı kapattı, sıra sıra tekra tekrar kokladı.


O kavanozlar orada 1 hafta filan durdu, ara sıra açtı açtı kokladı. Ağladığı zaman hadi gel kavanozları koklayalım kızım filan dediğimde koklayarak oyalandı, teselli oldu.

Böyle tutulan bir etkinlikten sonra ses etkinliği elbette ki aşırı bir ilgi görmedi. Zaten normalde tecere kapaklarıyla, bilumum tahta kaşık, plastik oyuncakla çıkarabildiği ilginç sesler olduğundan, kavanozların içinde koyduğum bakliyatların sesi bizim kıza değişik gelmese de, yine de eliyle sallayıp sesleri dinledi.


Hatta kavanozları açıp, makarnaları bakliyatları koklamaya çalıştı.


Ki o anda ben ah canım koklamak istiyor diye garip duygular yaşayıp, çok zengin kokulardan oluşan bir kokulu etkinlik yapmalıyım diye geçirdim.

Ses etkinliğinin şöyle bir güzelliği oldu. Kavanozları hep kulağına tutup bak ses çıkıyor demiştim. Ses diye bir şey olduğunu ve kulakla olan birşey olduğunu anladı, dışarıda araba sesi duyunca ses demeye çalışıyor ve işaret parmağıyla kulağını gösterip 'duyuyor musun sende demeye?' çalışıyor bana.

Son olarak dokunma duyusunu fark etme amaçlı bir duyusal etkinlik yaptık. Sünger, pamuk, kumaş, aliminyum folye, poşet gibi şeyleri önüne yığdım.


Ne yapmaya çalıştığımızı pek anlayamadı, dokundu elledi, evirdi çevirdi ama kısa sürdü. 5 dakika sonunda herşeyi sehpanın üzerinden atıp, başka bir şeylere yöneldi.

Belki çocuğun yaş grubu, belki de yaradılıştan herkesin farklı merak ve algılarının diğerlerine göre daha açık oluyor olmasından. Yaradılıştan gelen bu eğilimler sebebiyle insanlar görsel, işitsel, dokunsal diye algılarına göre farklı tanımlanıyor belki de.

İşte böyle.

Çok çeşitli kokulardan oluşmasını planladığım bir sonraki duyusal etkinliğimizde görüşmek üzere.
Bunlar da ilginizi çekebilir :
Yazıya Yorum Yap Giriş / Kaydol
    HAKKIMDA
    Büşra Karaca, 1981 Edirne doğumlu, MSÜ Mimarlık terk, 2003'te dünya evine girmiş, 2005'te ilk, 2007'de ikinci, 2013'te üçüncü çocuğunu kucağına almış bir annedir. 2008 yılından beri blog tutuyor.
    busra[at]annenotlari.com
    DOST SİTELER
    Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.
    web tasarım ve programlama deSen
    0.030 sn.