Anasayfa | Giriş / Üye Ol
Paylaş

Adına değil tadına baksınlar istiyorum

30 Aralık 2014

Dün akşam yemeğinde kapuska pişirmiştim. Bulgurunu bol koyduğumdan Elif Zeynep(22 ay) bila bila (pilav) diyerek yedi.

Bugün öğlen tekrar yedi.

Normalde sevinmem gerekirdi, fakat ben çocuğum pek yenmeyen bir sebzeyi yedi diye sevinemedim. Çünkü biliyorum ki bu böyle gitmeyecek.

Çünkü biliyorum ki, o da tıpkı ablası ve ağabeyi gibi, büyüyünce sebzelerin tadına değil adına bakarak seçim yapacak ve yememeye başlayacak.

Mesele sebzenin adındaki harfler mi, hayır.

Sebzelerin adını öğrenmesi demek, onu patatese göre köfteye daha lezzetsiz bir yemek olarak kodlaması demek oluyor galiba, çözemedim bir türlü.

Kapuskanın kapuska, pırasanın pırasa, kerevizin kereviz olduğunu öğrenince yemiyorlar.

Ama onları böyle kategorize etmeden önce, boş ve önyargısız bir zihinle tadına baktıklarında güzel bulabiliyorlar.

İşte ben buna çok üzülüyorum. Niye böyle oluyor?

Hatırlıyorum oğlumun aynı yaşlarda severek bamya yediğini, kızımın ıspanak yediğini.

Normalde tadına göre karar vermeleri gerekmez mi?

Karınları açsa ve tadını güzel buluyorlarsa yemeleri gerekmez mi?

Ya da biz çok mu nazlıyoruz bu çocukları? Karınları doysun diye severek yiyecekleri yemekleri mi daha çok yapıyoruz? Azıcık yeyip hatta hiç tadına bakmayıp kenara çekilecekleri yemekleri yapmıyor muyuz?

Ya da kocalar sevmiyor diye yapmıyoruz, çocuklar da mı alışmıyor?

Ya da sosyo-ekonomik düzeyle mi ilgili?

Değişik ekonomik seviyelerde yaşayan insanlarla tanışıyor görüşüyorum. Gördüğüm kadarıyla şu biraz daha alt sınıf mahallelerde yaşayan insanların çocuklarının yememe, beğenmeme diye bir sorunu yok! Ya da çok az.

Çeşit çeşit yemeklerin etrafında toplanmış biraz daha ekonomik olarak rahat annelerin sofra sohbetlerinde ise hep çocuklarının ne kadar az yediği, hiç bir şeyi beğenmediği muhabbetine rastlıyorum. Hatta en çok konuşulan konu bu.

Yardımcıların filan varlığı sebebiyle, evle işle çok meşgul olmadıklarından mıdır nedir, çocuğun önüne çeşit çeşit şeyler koyabilecek zamanı, ve başında bekleyerek onları yedirmeye de uğraşmak için zamanı oluyor bu annelerin.

Bazen duyuyoruz bir anne çocuğuna 3 saatte kahvaltı yaptırıyormuş. Hiç kınamıyorum, benim de o kadar olmasa da benzer tecrübelerim oldu.

Bilmiyorum.

Diğer yandan benim böyle istikrarım bile olmadı galiba. Kah babaları gibi iştahsız benim gibi isteksiz olmasınlar diyerek sevdikleri şeyleri bol bol yaptığım dönemler, kah hep sevdiklerini mi yapacağım ne varsa onu yesinler dediğim dönemler oldu.

Karar vermeye çalışan ama kararsız, karamsar dönemlerden geçtim.

Bir denge kuramadım, işin içinden çıkamadım.

Beni annelikten yıldıran bir konu varsa bu yemek konusudur.

Hani öyle her zorluğu büyüten, çocukla ilgili herşeyi kendine bir engel olarak gören, külfet haline getiren annelerden değilimdir çok şükür.

Çok severim çocuklarla oynamayı, çocuğumun kakasını yıkamak için banyoya giderken şarkı söylemeden götürdüğüm bir zaman yoktur herhalde. O dakikaları bile çocuk ve kendim için eğlence haline getiririm. Sürekli yüksek sesle severim, gülüşürüz, oynarım, gezdiririm, nereye gitsem yanımda götürürüm, hele hele küçüklerken onların her hali mutlu eder beni, ağır gelmez.

Fakat bu yemek konusu, bu yemek konusu.

Beni ihtiyarlattı ve çok ağır geliyor artık bana.

Ve artık, etrafımdaki çoğu annenin çocuğunun da benimkiler gibi yemek seçiyor olması, benim için bir teselli değil.

Bizde öyle değil ama toplumun çoğunda, artan bir fast food tüketimi, tatlı ve hamur tüketimi almış başını gidiyor.

Herkesinki kötü, benimki de kötü olsa nolur diyemiyorum.

Ne yapacağımı da bilmiyorum.

Şükür eti ve balığı güzel yiyorlar fakat hep onlarla gitmiyor.

Pırasayı yemeseler de tazu fasulyeyi, lahanayı yemeseler de bezelyeyi yiyebilsinler istiyorum. (Oğlum kısmen yiyor ama kardeşinden göre göre azaltmak istiyor)

Adına değil tadına bakabilsinler istiyorum. Çok yemeseler de biraz yesinler istiyorum.

Kimbilir belki de sorun sebzelerin pişmesindedir. Uzmanlar bilir kişiler sebzelerin çiğ yenmesini tavsiye ediyor. Pişirince hem tatları hem de besin değerleri çok azalıyormuş.

Taze fasulyenin de bezelyenin de bamyanın da çiğ hali çok daha güzel bence. Hele brokoliyi pişmiş olarak yiyemiyorum.

Belki de bir çok sebzenin yemeğini değil, tazesini yedirmemiz daha doğru ve daha kolaydır...
Bunlar da ilginizi çekebilir :
Yazıya Yorum Yap Giriş / Kaydol
  • kamerol 01.01.2015 tarihinde dedi ki :
    Ben kendi hatami soyleyeyim. Çocuk yemeği seviyor diye neredeyse kusana kadar yedirdim küçükken. Yani bu cocuk bu kadarla doymustur demeden yedigi sonn noktaya kadar verdim artı hadi son lokma israrlari yaptım. Bana göre çocuk bu yüzden sevdiği yemekten bile uzaklaşır hale geldi. Hatta şimdi bile daha doymadan doydum diyor ki poyansiyel israrlarima bir kalkan olsun. Belki kendi haline bıraksam yeterince yiyecekti.
    Bu yoruma cevap ver. Giriş / Kaydol
HAKKIMDA
Büşra Karaca, 1981 Edirne doğumlu, MSÜ Mimarlık terk, 2003'te dünya evine girmiş, 2005'te ilk, 2007'de ikinci, 2013'te üçüncü çocuğunu kucağına almış bir annedir. 2008 yılından beri blog tutuyor.
busra[at]annenotlari.com
DOST SİTELER
Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.
web tasarım ve programlama deSen
0.033 sn.