Anasayfa | Giriş / Üye Ol
Paylaş

Ödev yaptırma işkencesine son

15 Ocak 2015

Bir kaç gün önce annenotlari facebook sayfasında şöyle yazmıştım:

"Dün akşam çocuklarla bir anlaşma yaptık. Ben oğlana gün boyu test çözdün mü, kıza da ödevini yaptın mı hadi hadi demeyecektim. Kendileri düşünceklerdi. Düşünmezlerse yapmazlarsa, son çare olarak ailece toplaşma, muhabbet, film izleme saatimiz olan akşam 20-21 arasını ödev yaparak geçireceklerdi.

Noldu? Oğlan bugün 3 test çözecekti 1 çözdü (okul yazılıları test şeklinde olduğu için böyle çalışıyor) ödevlerini de yaptı, kız hiç birşey yapmadı. Eh oğlanı yapmış kabul ettik, kız yüzünden onun hakkı yenmiş gibi olmasın diye akşam 20-21 arası bir güzel filmimizi izledik.

Sonra ben ayh güzel oldu böyle ya gerilmedik işte diye kendimi kandırmaya çalışırken, baktım ki gizli gizli yarın sabah yaşayacağım birikmiş ödev yaptırma işkencesini düşünüyorum. Galiba bünyem kaldırmadı, ben o yare doymadım, ben o yare doymadım, doysun kara topraklar li li li li şeklinde Pepeden duyduğum türküyü mırıldanarak oynamaya başladım.

Kaygının deliliğe ya da şen şakraklığa vurarak dışarı atılması, yokmuş gibi yapılması.
"

.............................................................................

Ertesi gün yani Pazartesi sabahı da şunlar oldu ve şöyle yazdım:

"Dün akşam içine düştüğüm acıklı durum beni düşündürmüş olsa gerek... Bugün kızıma "haftasonu ödev yapmadın ben sana demedim mi çocuğum son ana biriktirme hepsini" filan diye çıkışacağımı sanarken gayet sakin ve şefkatli bir anne oldum çıktım.

Ödevleri biriktiği için hüngür hüngür ağlayan kızıma "Anlıyorum seni, elinden geleni yap, ben de sana yardım etmeye çalışayım yapabileceğimiz bu" dedim. Çocuk da şaşırdı. İngilizce kelimeler ezberlenecekmiş onları tekrar ettik. Sonra yetiştiremediği matematikleri de okulda teneffüslerde yaparım anne dedi. Öğlen sakin ve mutluca okuluna gitti.

Ben bu modu her zaman istiyorum, hep böyle olmanın bir çaresi ne ola ki..."

..............................................................................

Bu yazdıklarıma gelen bazı yorumlar üzerine de şöyle yazdım.

"Çocuğuna ödev yaptırmaya çalışırken yaşadığı sorunlardan söz eden anne, ödevi çok gerekli gördüğü için üzerinde duruyor değildir. Çocuğuna yarış atı muamelesi yapan, ya da okul eğitiminden çok şey bekleyen anne de değildir.

Eğitim sisteminin yanlışlarını görmeyip, tüm suçu çocuğa bulan anne hiç değildir. Bilin ki, öğretmenle defalarca ödev konusu konuşulmuştur. Hatta öğretmenden "siz de çocuğunuz ödev yapmasın diye icazet almaya çalışıyorsunuz" ithamına bile maruz kalınmıştır.

Sorun en çok eğitim sistemindedir, biraz da yığınla ödev veren hem de mükemmel yapılmasını isteyen pipirikli öğretmendedir. Başlarda sabırlı ve planlı olmayı biraz başarabilmiş fakat her gün biraz daha isteksizleşen çocuğa nasıl yaklaşacağını bilemeyen, sükunet kotasını doldurmuş annededir belki biraz da.

Biraz da eğitim sistemini değiştirmek için hiç bir adım atmayan herkestedir."

..................................................................................

Galiba birşeyler çözülmeye başlayacakmış ondan bu kadar sancılanmışız diye düşünmek istiyorum. O Pazartesi sabahından beri bir daha hiç ödevini hatırlatmadım kızıma. Kendisi kalkıyor yapıyor, bitiriyor ve sonra keyif aldığı şeyleri yapıyor. Tıpkı benim ona defelarca söylediğim "çabucak bitirirsen oynamaya da vaktin kalır" cümlesinde belirttiğim gibi. Ama o zamanlar hiç etkilenmiyordu bu cümleden.

Ödevini hatırlatmama işini daha da önce de ısrarla denemiştim ama işe yaramamıştı. Ne oldu da bu iş böyle düzeldi diye düşünürken, kızım bana dedi ki dün:

'Anne öğretmen bir kaç gündür çok az ödev veriyor.'

Böyle der demez içimi bir korku kapladı.

'Ne? Yoksa öğretmen benim yazdığım şeyleri okuyor mu? '

Sanırım öyle değildir, artık birinci dönemin konular işlendi tatil yaklaştı diye az ödev veriyordur. Benimki de evhamdır.

İnşallah kızımın ödev yapma iştiyakı sadece ödevlerin az olmasından kaynaklanmıyordur. Benim bir kaç gün önce başlayan sakin yaklaşımımın da etkisi olmuştur.

Bunlar da ilginizi çekebilir :
Yazıya Yorum Yap Giriş / Kaydol
    HAKKIMDA
    Büşra Karaca, 1981 Edirne doğumlu, MSÜ Mimarlık terk, 2003'te dünya evine girmiş, 2005'te ilk, 2007'de ikinci, 2013'te üçüncü çocuğunu kucağına almış bir annedir. 2008 yılından beri blog tutuyor.
    busra[at]annenotlari.com
    DOST SİTELER
    Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.
    web tasarım ve programlama deSen
    0.055 sn.