Anasayfa | Giriş / Üye Ol
Paylaş

Nota dayalı eğitim sisteminde din eğitimi

23 Şubat 2015

İlkokul dördüncü sınıfa giden oğluma geçen hafta bir dahaki senenin seçmeli derslerini seçmesi için bir kağıt vermişler.

Şöyle elime aldım baktım, yani o kadar soğuğum ki çocukların durumunu sadece not sistemiyle ölçen bu sisteme. O derslerden hangisini seçerse seçsin pek bir şey kazanmayacağını düşündüm.

Kuran-ı Kerim, Peygamberimizin hayatı, Temel dinî bilgiler şeklinde geçen dersleri seçmesi için bile istek duymuyorum çünkü benim çocuğum aynı şeyleri zaten yaz kursuyla, başka bir durumda bir şekilde öğrenecek. Bir kaç gün önceki kar tatili günlerinde sure ezberi yaptılar mesela. Bakın sure ezberlediniz ve bu gününüz nurlandı, geçip giden fani bir gün gibi olmadı dedim onlara. Namaz kıldığınız zaman da o gününüz nurlanır, ahirette lehinize şahitlik eder diyoruz.

Evin içinde elhamdülillah ayet meali, hadis mesali konuşuluyor her zaman değil ama ara sıra, yeri geldikçe.

Kuran-ı Kerim'i, sureleri veya peygamberimizin hayatını, sınav yaparak  öğretme yaptırımı uygulayacak bir sistemin benim çocuğuma katkı sağlamasından çok zarar vermesinden endişe ettim açıkçası.

Evet, çocuğuna bunları öğretme imkanı olmayan insanların ihtiyacını karşılayacağını kesinlikle yadsımıyorum, ve bu gibi derslerin okullarda çocuklara verilmesini destekliyorum fakat o not sistemi yok mu not sistemi. İster biyoloji ister matematik ister Kuran-ı Kerim olsun, öğrenilecek herşeyin büyüsünü bozuyor bence.

Üstelik bütün çocukları birbiriyle kıyaslıyor, bilgilerine göre yargılıyor. Sen takdiri sen teşekkürü hak ediyorsun diyor.

Bilgiye göre yargılamak en çok din dersleri için tehlikeli oysa ki. Bir çocuk belki suresini diğerleri gibi çabuk ve düzgün ezberleyemeyecek fakat namaz kılmaya diğerlerinden daha istekli olacak belki. Okuduğunun anlamını bilmeye daha meraklı bir karakteri var belki.

Fakat ezber yapamadığı için dersinden düşük not alınca, kendine o konuda yapışan 'başarısız' etiketinden dolayı ilgisi azalacak belki.

Belki belki belki... Bu belkiler o kadar çok ki.

Bazen namaz denince aklımıza gelen şeylere bakıyorum da, kötü desenli bir seccade ve onun başında yapılan bazı hareketler, okunan bazı sureler olarak imgelemişiz.

Bugünlerde en çok yapmaya çalıştığım şey en başta bu imgeleri değiştirmek ve çocuklarımın da aynı şekilde kodlamalarının önüne geçmeye çalışmak.

Şu perişan dünyada binlerce meseleyle uğraşmaktan yorgun ve sıkılmış olan insanoğlunun güç arayışı, nefes alışı demek namaz.

Namazın vakitleri, güneşin hareketiyle tetiklenen devasa değişikliklerden haberiz kalmamaya, görmeye, fikretmeye ve şükre davet vakitleri.

Kuşun uçması, balığın yüzmesi onun için nasıl bir zevkse, en çok yaptığı şey düşünme duygulanma olan insanın da öyle bir zevk alması ve kainatın her canlısında var olan bu coşkuya katılma çabası namaz.

Onların hayatlarıyla yaptıkları ibadetlerini de bir halife olarak sunma, sunum yapma, ifade etme manzarası aslında namaz.

Fakat okullarda bunlar öğretilmiyor, öğretilemez. Çünkü bunları anlatırsanız sonucunu notla ölçemezsiniz. Notla yürüyen bir sistemde bunları anlatsanız bile öğrendi mi öğrenmedi mi diye sınav yapacağınız için çocuk bunları sadece ezberler.

Oğlum sen ne istersen onu seç dedik, görsel sanatlar seçti, ona benzer birşey daha vardı bak ne kadar alakasızım unutmuşum, bir de Arapça dilini seçti. Umreye gidince Arapça merakları artmıştı, kelimeleri sayıları filan öğrenmeye çalışıyorlar. Geliştirmek istedi Arapçayı.

Ezber ve bilginin de lazım olduğunu inkar etmiyorum fakat, keşke sadece ezber ve bilgiyi ölçen, çocukların ne hissettiğini, neye alaka duyduğunu neyi aradığını bu kadar es geçen, onlara dinî bilgilerin hakikatini değil suretini öğreten, ve üstelik sevebileceği şeylerden bile not icabı ezberleterek soğutabilen bir eğitim sistemimiz olmasaydı...

Çok şükür ki okullarda yeni yeni başlayan değerler eğitimi çalışmaları var. Onlarda çocukların notu değil, ruhlarının ihtiyaçları önemseniyor. Keşke bütün diğer dersler için aynı şey geçerli olsa.

Bunlar da ilginizi çekebilir :
Yazıya Yorum Yap Giriş / Kaydol
    HAKKIMDA
    Büşra Karaca, 1981 Edirne doğumlu, MSÜ Mimarlık terk, 2003'te dünya evine girmiş, 2005'te ilk, 2007'de ikinci, 2013'te üçüncü çocuğunu kucağına almış bir annedir. 2008 yılından beri blog tutuyor.
    busra[at]annenotlari.com
    DOST SİTELER
    Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.
    web tasarım ve programlama deSen
    0.071 sn.