Anasayfa | Giriş / Üye Ol
Paylaş

3 çocukla umre

26 Şubat 2015

Umreye 10, 7,5 ve 2 yaşında 3 çocukla gidişimize hayret eden, nasıl cesaret ettin diyen çok oldu. Bugünlerde de "çocuklarla umre nasıl geçti, zor oldu mu?" sorusu bana en çok yöneltilen soru.

Zor oldu elbette ama biz çocuklarla beraber gitme niyetine girince hedefimizi ve beklentimizi fazla yüksek tutmamıştık. Tur şirketinin iğrenç sürprizlerini çocuklarla beraber yaşamak daha zor oldu sadece. Zeynep'in bebek arabası yokluğu dışında çocuklar kaynaklı önemli bir zorluk yaşamadık. (Aslında o da çocuk kaynaklı değil bizim düşünemeyişimizdendi.)

Büyük çocuklar kolaylığa bile sebep oldu. Zührenur sürekli Zeynep'le ilgilendi, onu canı sıkılınca otelin lobisinde gezdirdi filan. Zülfikar hasta olduğunda otelde 5 saat yalnız kalabilecek olgunluktaydı, hatta bunu kendisi istedi. Gerek otelde, gerek mescitte getir götür işlerinde çok yardımcı oldu.

Zülfikar'ın ihramlı olduğu dönemdeki 'ihramım çıkacak mı, hep açılıyor bu durmuyor kollarımın üstünde' şeklindeki, uykusuzluğun da etkisiyle bazen agresifliğe varan sızlanmalarını saymazsak büyüklerin canımızı sıkan bir hali olmadı.

Bebekli olmanın sıkıntıları nelerdi?

Zeynep'i kanguruda taşımanın belimizi ağrıtacağını hesap edememişiz. Bir de otel yolu yokuş olunca, bildiğin idman yaptık. Havaalanında kontrollerde angarya olmasın diye yanımıza bebek arabası almayalım, kanguruyu ve slingi götürelim, ihtiyaç olursa oradan dandik bir şey alırız demiştik.

Fakat Mekke'ye gidince eşim bir de onu mu düşüneceğiz mescide girince, nereye bırakacağız filan diyerek bebek arabası fikrine pek yanaşmadı. Ben belim ağrıdığı için daha ilk gün fazla taşıyamayacağımı anladım ve geri çekildim, eşim ben taşırım kanguruyla dedi. Bu durumdan hoşlanmadım bebek arabası alacağız diye anlaşmıştık ve ikimiz de rahat edelim istiyordum ama iyi ne yapayım taşıyacak olan sensin dedim.

Tabi ilk günlerde hep kalabalık anlarda kapılardan girdiğimizden bebek arabaları Harem-i Şerif'e girerken ne yapılıyor göremedik bilemedik, içeri alınmadığını önceden biliyorduk. Gidişimizin 5. günü civarıydı galiba ben sabah namazı için girişler kapandığından dolayı dışarıda kaldım, tam orada da bebek arabaları vardı. Milletin Allah'a emanet edip dışarıda bıraktığını anladım. İnsanlarla zor uğraşan görevlilerin bebek arabalarıyla uğraşması zordu tabi.

Fakat 5-6 gün sonra bir gün eşimin bacağı uyuşmaya ve belinde bir zorlanma olmaya başladı. Hatta dışarıdayken ayakta duramayıp bir yerlere oturdu. Çok korktum bel fıtığı olacak diye, o zaman umreye geldiğime bile pişman olabilirdim. Bu işin bebek arabasız olmayacağını anladım fakat bebek arabası almak için nerede satıldığını bulmak gerekiyordu ki, oldukça zor oldu. Bebek arabası kültürünün pek yaygın olmadığını, bebekli çocuklu binlerce kişinin bulunduğu mescidin dışında sadece 10- 15 tane bebek arabası olmasından anlamam gerekirdi. Esnaf da halk da pek bilmiyor nerede satıldığını. Neyse arayıp bulamama aşamalarını geçtikten sonra bir gün tesadüfen eczanede satıldığını gördük. Hemen kaptık. Dönüşte anladık ki, havaalanında zorluk da olmuyormuş. Umreyle ilgili en büyük pişmanlığım budur, giderken bebek arabası götürmemek.

Ve o kalın süngerli kanguruda taşınmaktan pişik oldu Zeynep. Tabi sadece kanguru değil, sıcaktan kolları filan da pişik oldu. Pişik kremi kullanmaya kıl olduğum için ve pek de lazım olmaz diye düşündüğüm için götürmemiştim fakat oaradan aldık ve deli gibi pişik kremi kullandık.

Neden çocuklarla gittin?

Büyükleri özellikle götürmek istedik, ibadeti farklı şekilde görsünler dedik. Hem de, dünyanın her yeri medyanın gözümüze soktuğu batı kültürüyle ve batı değerleriyle idare edilmiyor. İslam aleminde böyle bir dünya da var görsünler istedik. Bir de, onları götürmeden gitsek gücenir ve alınırlar, umreye gittiniz bizi götürmediniz diye hayat boyu söylerlerdi belki de.

Zeynep'i bırakabileceğim biri olsa bırakır mıydım bilmiyorum ama sanmıyorum. Buyaşta ondan ayrılmayı göze alamazdım. Zaten öyle bir ihtimal olmadığı için direk götürdük yani.

Gitmeyi ben çok istiyordum ve bir tek sömestrde gitme ihtimalimiz vardı. Yaz tatilinde sıcak olacağı için yazın gitmeyi hiç düşünmedik.

Bu sene Zeynep'in altı bezliyken gidersek gideriz yoksa bir daha zor diyordum çünkü Zeynep tuvalet eğitimi kazandıktan sonra gitmek asla hoş gelmiyordu gözüme. Altını tekrar bağlasan çocuğun kafası karışacak, dönünce bocalamalı bir tuvalet eğitimi dönemini daha göze almış olacaksın. Bağlamasan orada sürekli tuvalete götürmekle, çiş derdiyle uğraşacaksın. Herkese ağır gelen şeyler farklı, bazı insanlar orada alt değiştirmenin zor olacağı kanısında fakat bana göre de o iki dakikalık iş, pişiğin de çaresi var.

Fakat oralarda necasetle uğraşmak benim düşüncesine bile dayanamadığım birşey. Bir gün Cuma namazı beklerken önümdeki Türk kadın 3,5 yaşındaki çocuğunu yere çıplak ayakla basma, bak sonra çiş geliyor filan diye defalarca uyardı çocuk çorabını giymiyordu. Tam namazı kıldık bitti o sırada çocuk bir yaptı olduğu yere, ben Zeynep'i kaptığım gibi oradan uzaklaştım. Kadın bebek arabasına büyük bir örtü koyup çocuğu öyle oturttu. Peçetelerle orayı temizledi, üstüne bir sürü çamaşır ve çocuğu yıkamak derdiyle de uğraşacaktı.

İşte bu sene gitmesek bir daha 4-5 sene çiş derdi yüzünden gitmezdim. O yüzden bu sene Zeynep 2 yaşındayken gitmek benim için en uygun olandı.

Çocuklarla gitmeyi tavsiye eder misin?

Bu tavsiye edilecek değil göze alınacak birşey. Çünkü ne kadar sakin çocuk olursa olsun her çocuğun bir de zor tarafı vardır. Ve farklı bir iklime, farklı bir kültüre, anormal bir kalabalığın içine gitmekten söz ediyoruz. Günün çok hareketli geçtiği, herkesin çok yorulduğu bir tempodan söz ediyoruz. 

Elbette çocuklarla olmanın çok güzellikleri de var, neden olmasın fakat gerçekçi olmayı elden bırakmadan artısını eksisini hesap etmek lazım. Biz gitme kararı verince, çocukların sürekli acıkan, susayan, yorulan varlıklar olduğunu düşünerek kendimizi zorluklara hazırlamaya çalıştık. Hasta olmalarını istemesek ve olmasınlar diye elbette çok dua etsek de, hasta olabilecekleri fikrini baştan kabullenmiştik. Zülfikar Mekke'de hasta oldu, Medine otelimizin berbatlığının da etkisiyle diğer ikisi de Medine'de hasta oldu (eşim ve benle beraber) ve orada doktora gidip antibiyotik kullandık.

Bir de çocukları götürüp götürmeme kararı, ne amaçla gittiğinize bağlı. Daha önce eşimle ikimiz hacca gittiğimiz, Mekke'de 1 ay Medine'de 8 gün kaldığımız, herşeyi rahat rahat yaptığımız için bu seferki gidiş amacımız kendi ibadetimizden çok çocuklarla o havayı solumaktı. Günde bir tavaf yapabilsek şükrettik, Harem-i Şerif'te ortalama günde 3 vakit namaz kılabildik, giriş umremiz dışında bir daha umre yapmadık.

Her gece bir o ihram sınırına bir bu ihram sınırına gidip durmadan umre yaptığını, günde bilmemkaç tane tavaf yaptığını anlatan insanları duyunca iç geçirip çocukla gittiğinize pişman olacaksınız çocukla gitmemelisiniz tabii ki. O çocuğun suçu ne. Çocukla gidiyorsanız, herşeyi az da olsa öz yapma duasıyla gidin derim.

Bir de şu sıra mescitte inşaat olduğu için gitmek isteyenlerin 2-3 sene beklemesini tavsiye etmem gerek. İçerinin kapasitesi çok düşük. Giriş çıkış yapılabilecek bir kaç kapı kalmış, diğerleri yıkılmış. Ezandan 15 dakika önce bile gitseniz, içeride doluluk olduğu için setler konulmuş ve mescide giriş kapatılmış olabiliyor. Aynen bu şekilde.

Küçük çocukla gitmenin en zor yanları nelerdi?

Küçük çocukla gitmenin en zor taraflarından biri herkesin çocuğu öpmek ve ellemek istemesi, ve hiç düşünmeden sürekli şeker ve çikolata verilmesiydi. Zührenur ve Zülfikar'a sakın kimse size birşey verirse almayın diye önceden tembih etmiştik, çok faydası oldu. Fakat Zeynep için böyle bir şansımız yoktu tabi. Birisinin birşey vereceğini anladığımda sessizce Zührenur kaç diyordum ve Zeynep'i alıp oradan uzaklaşıyordum. Sanki acilen gitmemiz gerekiyormuş gibi, evet acilen gitmemiz gerekiyor. Reddedince de kırılıyorlar ama kibarca reddettiğim de çok oldu tabi. Sevenlere de hızla yaklaşıp lütfen öpmeyin diye mümkün olduğu kadar pozitif bir şekilde söylemeye çalıştım. Engel olamadığım öpenler de çok oldu tabi. 

Çocuklarla gitmenin bir diğer zor yanı da en çok bizim Türklerin kınama yorumlarına maruz kalmaktı. Kalp kırmamaya dikkat ederek hepsinin ağzının payını verdim. Bir gün asansörde ekşi suratlı adamın biri niye getirdiniz çocukları buraya hiç sağlıklı değil, ben olsam asla getirmem türünden birşeyler söyledi. Ama nasıl olumsuz, nasıl moral bozucu bir tarzda. Kimse çocuk götürmeyi harika bir fikir olarak gördüğünden götürmüyor zaten. Ya bırakacak kimsesi olmuyor, ya çocuğundan ayrılmak istemiyor 10 günlüğüne dahi olsa, ya da başka bir geçerli amacı oluyor.

Adama 'Sen olsan getirmezdin ama biz getirdik işte ne olmuş yani' derken, birazdan boğazına çökecekmiş gibi baktım. Ben zaten zorlanıyorum, bir de moral bozan insanlara tahammülüm yoktu.

Elimde bebek arabası vardı, olduğum yerde ters dönerken arabayı asansörün duvarlarına öyle bir çarptırdım, öyle agresif hareketler yaptım ki, adam onu dövebileceğimden korktu ve nasıl çıktığını bilemedi asansörden. 

Çocukla gidenlere ne tavsiye edersin?

Anne babanın dönüşümlü mescide gidip bir kişinin otelde çocukla kalması, beraber gitmekten daha iyi oluyor. Biz Mekke'deki son 3-4 akşam böyle yaptık. Birlikte yorulup, birlikte dinlenmeye çalışmaktansa çocukları fazla yormadan yetişkinlerin nöbetleşe dinlenip nöbetleşe gitmesi daha güzel bir çözüm oluyor. Gitmeden önce bize bunu tavsiye edenler olmuştu, biz hep 'beraber' olmak istediğimiz pek sıcak bakmamıştık ama boyumuzun ölçüsünü aldık.

Çocuklara tıbbî maske takmak mikroplardan korunmak için önemli bir tedbir. Hacda Arafat ve Müzdelife'de takmıştık fakat çocuklar için şehrin içinde de gerekli diye düşünüyorum artık.

Ayrıca pişik kremi, pudra ve gerek yetişkinler gerek çocuklar için bol iç çamaşırı ya da bebekler için body lazım. Günde bir kaç kez değiştirmek gerekebiliyor.

Bir daha gidersen çocukları götürür müsün?

Zannetmiyorum. Çünkü hesapta olmayan şeylerin ne kadar fazla çıkabileceğini ve çocuklar için bunun ne kadar zor olabileceğini bu gidişimizde daha iyi gördük. Önceki gidişimizde pek bir terslikle karşılaşmamıştık. Anamızı ağlatan tur şirketi kaynaklı iğrençliklere ek, kontrol edemediğimiz başka şeyler de oldu. Mesela giderken uçak saatimizin sabaha karşı 4:30 da olması çocukların tüm gece uykusuz kalmasına neden oldu. Otelde 2 saat uyuduktan sonra umre tavafı ve say için mescide gittik, çocuklar çok yoruldu tabi. Bizim başımıza gelmedi ama havaalanında ekstradan 5-6 saat bazen 10 saat beklemek zorunda kalanlar olabiliyor. Hiç birşeyin kesinliği yok. Bununla beraber sömestr dönemi inanılmaz yoğundu, çoluğu çocuğu toplayan gelmişti adeta. Ortaokul ve lise çağında çocuklar da çoktu.

Çocuklarla gittiğine pişman mısın?

Yaşanacak şeyler varmış yaşandı, çocuklarla gitmek istemiştim ve gitmeyi çok çok fazla istemiştim. Gitmezsem bir daha 4-5 sene gitmeyeceğim için üzüntüsü beni epey yıpratırdı ve içimde kalırdı. Ben sadece Asil turla gittiğimize pişmanım.

Çok şükür çocuklarla gittik, namazın ne kadar ciddiye alındığını gördüler orada. Namazlara hep katıldılar. Dükkanlar, çarşılar namaz vaktine 15 dakika kala kapanıyor. Namaz dünyanın en önemli işiymiş gibi, ki öyle, uzun uzun kılınıyor. Döndükten sonra namazı daha normal ve hayatın içinde olması gereken birşey olarak görmeye başladılar. Akşamları hep beraber kılıyoruz artık. Zührenur da yavaş yavaş alışmaya başladı.

Zeynep namazlar sırasında sorun çıkarmadı,  'Ava ti ti' diyerek tekbir aldı hep, fatihadan sonra aminlere bile katıldığı oldu hatta. Mekanın maneviyatından hissedar olmuştur, ruhu almıştır inşallah diyoruz. Bazen babasının kucağında kanguruda, bazen benim yanımda durdu namaz sırasında, uzaklaşmadı, problem çıkarmadı. Bir kere kalabalığın içinde kalıp ne ileri ne geri gidemediğimizde kucakta bunaldığı zaman hariç hiç ağlamadı da.

Zaten bu yolculuğa cesaret edebilmemizin sebeplerinden biri de çocuklarımızın sakin çocuklar olmasıydı. Sakinlikleriyle oradaki bir çok insanın da hayretine mazhar oldular. Dediğim gibi bizim zorlanmalarımız çocuklar sebebiyle değil beklemediğimiz imtihanlar sebebiyle oldu daha çok.

Sıkıntılar ve hastalıklar içinse, orada yaşayınca sevabı daha büyük olmuştur inşallah, günahlarımızı temizlemişsindir inşallah diye Allah'a dua ediyorum. Samimi şekilde çok ağladık, çok yakardık, Allah'a çok sığındık zorluklar yüzünden. Allahım sen bunları ibadet olarak kabul et diye dua ediyorum.

Bunlar da ilginizi çekebilir :
Yazıya Yorum Yap Giriş / Kaydol
    HAKKIMDA
    Büşra Karaca, 1981 Edirne doğumlu, MSÜ Mimarlık terk, 2003'te dünya evine girmiş, 2005'te ilk, 2007'de ikinci, 2013'te üçüncü çocuğunu kucağına almış bir annedir. 2008 yılından beri blog tutuyor.
    busra[at]annenotlari.com
    DOST SİTELER
    Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.
    web tasarım ve programlama deSen
    0.072 sn.