Anasayfa | Giriş / Üye Ol
Paylaş

Kabulsüzlüğümüzü kabule var mısınız?

03 Mart 2015

Hiç ummadığım anda, hiç ummadığım yerde hiç yapmayacağını sandığım bir teklifti bu.. Büşra "bizle yazar mısın?" dedi.

Karar kararsızlık derken işte başlıyorum.

Kendimden yola çıkmak istedim evvela. Nasıl kusurlu bir insan olduğum, nasıl hatalarla dolu bir anne olduğumu kabulle hayatında yeni bir sayfa açan benle, benim yaşadığım örneklerle sizle tanıştırmak istedim. ‘Ben de bunları yaşadım demek bana özel değil’ diye hislerinize bir nebze de olsa dokunabilmek.. Tam da bu hayalim.

İki üniversite mezunu gezmeyi seven sosyal bir anneyim..

Birbirinden hareketli meraklı iki erkek çocuk annesiyim.

Hikayem onları değiştirmeye çalışarak gecen günler aylar yıllardan sonra geçen ay kendimi sırtüstü uzanmış güneşin gözlerimi kamaştırdığı dalgaların kulaklarımdan giren sesiyle nasıl dinlendiğimi düşünerek  denizde yatarcasına dalgalara bıraktığım anın hayaliyle başladı.

Çokça kitap okumuş, seminerlere katılmış hatta iletişim eğitimi de almıştım. Oysa yapamıyordum, bir gayret bir enerji ve yoğun bir istekle, az konuşan az koşan çocuklar, sessiz sakin ve hiç dağılmayan bir ev, ve saatlerce kendimle kalabildiğim anlar için o kadar çok dua ediyordum ki. Maddi manevi her türlü çabam sonuçsuz kalıyordu.

Bana nasihat edip yardımcı olmaya çalışan manevi büyüklerim, eşim dostum, okuduklarım hiçbiri tam kabule ulaşmama yardım etmiyordu. Kendi bulunduğum dünyamda kendim savaşıyordum sanki ve sonuç hep hüsran. Yorgunluk ve stres. Ta ki içimi dinlemek için durana kadar. İş dolayısıyla eşim Malezya’ya gittiğinde çocukları da erkenden uyutunca geceleri düşündüm. Haline razı olmak gerektiğine olan inancımı.

Evlat sahibi olmak isteyen anneler, nice sıkıntısı olan insanlar, nice rahatsızlığa hastalığa duçar aileler evlatlar, evlenmek isteyenler… Halime şükürsüzlüğümün nimeti azaltacağına dair okuduklarım bana tam tesir edemiyor gibi hissediyordum, şükretmiyorum diye düşünüp bu kez de bu sarmalın içinde bunalıyor daralıyordum..

Birden ak sakallı bir dede yanıma geldi ya da başıma büyük bir felaket geldi vs. diye düşünmeyin öyle bir anda içim ‘neden hiçbir şeyi kabul etmiyor edemiyoruz ’la doldu.

En yakınlarımdan gözlemlediğim biz bunu öğreniyorduk ve bu bulaşıcıydı, önce memnuniyetsizlik sonra şikayet sonra kendine acıma sonra acındırma ve hepsinin nihayetinde kabulsüzlüğümüz geliyordu.

‘Çocuk dediğin, koca dediğin, kardeş dediğin, kapıcı dediğin’ lerle başlayan bitmek tükenmek bilmeyen vazife vermeler, yakıştıramamalar ve sürekli bir huzursuzluk hali.

Oysa bize ve efendimize emredilen ‘Emrolunduğun gibi dosdoğru ol’ yine hadislerde buyrulan Müslüman kardeşinin ayıbını örtenin ahiret günü ayıbı örtülür gibi buyruklar bize öncelik olarak verilen görevin kendimizi ıslah kendimizi düzeltmek olması gerekirken buna mesai harcamak gerekirken etrafımızda çoluk çocuk kim varsa bir kulp takarak gerek eleştiri gerek aşağılama gerek durumdan vazife çıkarma yoluyla manen yara alma, maddense zihnen yorgunluk, stres ve huzursuzluktan başka hiçbir şeye yaramayan bu davranışları nasıl bırakmalıyız diye düşündüm.

Bizler zayıf aciz yaratılmış insanlarız kendi kendimize aldığımız kararlara uyamazken en yakınımızdaki eşimiz çocuğumuz veya arkadaşımızı neden değiştirip dönüştürmek isteriz?

Oysa biliriz değişim kişinin kendinde başlar bir kişi değişir dünya değişir. Nefsimiz paradigmalarımız ve seküler hayatin gün geçtikçe artan tatminsizleştirmeleri, doyumsuzlaştırmaları bizleri onulmaz ve içinden çıkılmaz bir yaralı ruh haline getiriyor.

Sonra gelsin ‘eşim böyle, çocuğum şöyle, babam böyle’ şikayetlerimiz...

Eşim tatlıcıdır her yemekten sonra mutlaka tatlı ister beklemez çünkü kalkıp kendi bulur.

Bu ilk zamanlar babası hayatında tatlı yemeyen, hatta sevmeyen biri olarak bana ne tuhaf gelmişti.. Burada yazdıklarım sizler için değil sizlerle kendimi ve kabulle nasıl ferahladığımı paylaşmak için.. Şu an o kabulün getirdiği rahatlıkla eşime ben soruyorum tatlı ister misin diye ve çok hafifim.

Onu veya onları yani bizden ötekileri kalıplara sokmaya çalışmasak olduğu gibi sevsek kabul etsek. Önce kendimiz yaşasak iyiye doğruya dair ne varsa.. Gerisini bizim de kabul edemediğimiz yemek yemeyen çocuğumuzu da, çok konuşkan arkadaşımızı da veya sessiz sakin annemizi de tatlı düşkünü eşimizi de kabulümüzü artır bize ferahlık ver diye Yaratanımıza sığınsak..

Önce biz doğrulsak çabalasak, insanları çevreyi sürekli yargılamak, eleştirmek veya ötekileştirmek yerine bize doğruyu göstersin diye Rabbimize yakarsak. Çocuklarımızın kelimelerle değil de işiterek değil de görerek öğrendiğini unutmasak ve hayatimizi beklentiler şikayetler insanları şekillendirme çabaları yerine, kendi kendimizi Efendimizin(ASM) hayatını örnek alarak yasamaya çalışmaya adasak ve teslim olsak. (Ki burada teslimiyet hataya yanlışa veya günaha değil, doğruyu güzeli yapıp gerisini Allaha bırakmayı imgeler)

Son olarak da her insanin bir dünya olduğunu unutmasak nasıl olur bu hayat??

Yorucu gecen zor gecen annelik yıllarım boyunca hep ya daha fazlasını istedim yavrularımdan (ve ne tezattaydım ki onlar içindi bu  sonsuz istekler) ya da oldukları hali hep şikayetteydim.. Şimdi dönüp geçen yıllarıma bakınca ah vah ediyorum ve silkiniyorum. Rabbim o hatalara tekrar düşmeyeyim yardim et diyorum. Çünkü iştahsız bir çocuğu kabulüm çok zor oldu ve çok hareketli ve konuşkan diğer çocuğumu da. Çıkış yolunu kabulde ve Rabbime bu yönleriyle ilgili sığınmakta buldum. Şimdi nasıl hafifim anlatamam.

En ilginci de ben hafifledikçe kabul ettikçe onlar değişti, bizzat şahidim ve şahitlerim de var. Bu lütuf da Rabbimden.
Sadece bir kaç adım atınca kabul kelimesini içselleştirince, başkasını dönüştürmeyi bırakıp kendine dönünce (kendi hatalarına) pek çok şeyin düzeldiğine şahit oldum.. Şimdi burada sözlerimi su duayla bitirmek istiyorum (çok zor olsa da, )

Yarabbi, ben bir hiçim sen beni bırakma.

Yarabbi ben acizim zayıfım bu dünya imtihanında kabul edemediklerim çok. Sana sığınır senden bunlar için sonsuz yardim dilerim.

Sen istersen bunlar olur, kurumuş ağaçlara baharda can verdiğin gibi bizim de gönlümüze can ver, ötekileştirmelerden değiştirme uğraşlarımızdan vazgeçmemizi nasip et, kabulümüzü artır, kabul edemediklerimizi bize kolay kıl.

Sana hiçbir şey zor gelmez biliriz, bizi işiten gören en gizli hatıratımızı bilen Sensin, sen kullarının nefis mücadelelerinde onlara yardim et, et ki mahşer günü kaçanlardan değil hesabi kolay olanlardan olalım.

Sen imtihanımızı hafiflet.

SEN YUREGIMIZI GENISLET ONCE KENDIMIZDEN BASLAYALIM DUZELMEYE VE DUZELTMEYE.. AMIN.

Yanlışımdan kusurumdan sana sığınırım Ya Rabbi, senden yine sana sığınırım Ya Rabbi.

Etiketler : annelik, ,
Bunlar da ilginizi çekebilir :
Yazıya Yorum Yap Giriş / Kaydol
    HAKKIMDA
    Büşra Karaca, 1981 Edirne doğumlu, MSÜ Mimarlık terk, 2003'te dünya evine girmiş, 2005'te ilk, 2007'de ikinci, 2013'te üçüncü çocuğunu kucağına almış bir annedir. 2008 yılından beri blog tutuyor.
    busra[at]annenotlari.com
    DOST SİTELER
    Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.
    web tasarım ve programlama deSen
    0.041 sn.