Anasayfa | Giriş / Üye Ol
Paylaş

Sıfatlar uçmuş

07 Nisan 2015

Geçen hafta bir ara oğlumu ders çalıştırayım dedim.

Daha doğrusu şöyle oldu, otur test çöz dedim sırf kardeşiyle kavga etmesin diye. Çözdüğü testte epey bir eksiği olduğunu görünce, aç bakalım konu anlatımına birlikte bakalım dedim.

(Çocuklar büyüyünce anlıyorsunuz kazın ayağı öyle değilmiş, ana babalar sanıldığı gibi yarış atı meraklısı değilmiş. Test çözmesi, çocuğun bir çok abuk subuk şeyle meşgul olmasından daha iyiymiş. Benim gibi çocuk daha küçücükken açık lise de okuyabilir hiç fark etmez diyebilen anneler, 8-9 yaşına gelince hanyayı konyayı anlıyormuş. Aman okula gitsin, evde olursa naparız, tüm gün nasıl geçer diye fikrediyormuş)

Neyse efendim, esas konumuza geleyim.

Ağlayacaktım neredeyse.

Konu anlatımını açtık.

Konu ön adlar.

Bir yerlerden hatırlar gibi oldum ama tam çıkaramadım. Ön adlar ne yahu diye geçirirken, belirtme ve niteleme diye iki dala ayrıldığını görünce uyandım:

- Haaa 'sıfatlar' demek istiyoor oğlum.

- Sıfat ne anne?

- Oğlum sıfat, sıfat işte. Hani isimlerin nasıl, kaç tane, hangi özellikte filan olduğunu anlatır. Kırmızı kitap derken kırmızı sıfattır.

- Bilmem hiç duymadım. Ön ad mı yani?

Şöyle bir kalakaldım. Nasıl yani? Sıfat tabirini hiç duymamış mı? Aradım taradım kitapta hiç bir yerde sıfat yazmıyor.

Sıfatların adını ön ad mı yapmışlar?

Nasıl olur? Şaşırdım kaldım.. Olamaz.

Ön ad çok eksik bir tabir bir kere.

Sadece 'adın önünde, öncesinde gelir' anlamı taşıyor.

Ama sıfat öyle mi? Bir şeyin özelliği olduğunu anlıyorsunuz sıfat deyince.

Sonra baktım, zamirler de 'adıllar' olmuş.

Ad olacaklarımış ama tam olamamışlar der gibi.

Halbuki zamir, bir şeyin iç yüzü, ne olduğu demek.

Ben, sen o, kişi zamirleri. Bu, şu, o işaret zamirleriydi.

Hepsi, kimisi, herkes gibi ifadeler belgisiz zamirlerdi.

Sen tut, isimlerin yerine kullanılıyorlar diye bunlar adıl de. Ne kadar ezik bir tabir.

O an düşündüm de, böyle hepsinin içinde ad geçiyor olunca anlaması öğrenmesi ne zor. Ad, adıl, ön ad. Hepsi birbirine karışır.

Yahu ne istediniz, sıfattan zamirden diye yaka tutasım geldi.

Zaten nesiller geçtikçe, farklılık ve derinlik katan kelimeler kayboluyor. Eski Türk filmlerindeki mütehayyir, müteyakkız gibi sözleri bile anlayamaz, 50 yıl öncesinin kitaplarını okuyamaz hale geldi bugünün çocukları.

Bir de gel sen bunu eğitim eliyle yap.

Okullara Osmanlıca dersi geliyor diye sevinirken, eski Türkçe kelimelerin tedavülden kalkmasını izle.

Bu çok eskiden uygulamaya sokulmuş bir program olsa gerek ki, daha bizim zamanımızda zarflara belirteç dendiğini hatırladım iyi düşününce. Ama parantez içinde yazardı Türkçesi.

Demek ki yıllar içinde böyle güzel tabirler kelimeler tamamen tedavülden kalkıyor.

Türkçe bir çok özel kavramı ifade bakımından bu kadar eksik bir dil olmasa, Türklüğe çok düşkün atalarımız Arapça ve Farsça kelimeleri dilimize alma ihtiyacı duymazdı herhalde değil mi?

Öyle görünüyor ki, Milli Eğitim Bakanlığının bu konuda bir eleştirel geri bildirime ihtiyacı var.

Ayrıca çoktan Türkçe'ye mâl olmuş kelimeleri kovmak yerine, bize hiç dost olmamış milletlerin kavramları neden dilimize giriyor diye düşünmeli, onlarla  uğraşmalı değil mi Allah aşkına?

Bunlar da ilginizi çekebilir :
Yazıya Yorum Yap Giriş / Kaydol
    HAKKIMDA
    Büşra Karaca, 1981 Edirne doğumlu, MSÜ Mimarlık terk, 2003'te dünya evine girmiş, 2005'te ilk, 2007'de ikinci, 2013'te üçüncü çocuğunu kucağına almış bir annedir. 2008 yılından beri blog tutuyor.
    busra[at]annenotlari.com
    DOST SİTELER
    Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.
    web tasarım ve programlama deSen
    0.071 sn.