Anasayfa | Giriş / Üye Ol
Paylaş

Yemezsen iyileşebilirsin

26 Mayıs 2015

Aç kalmanın yan etkisiz ve kusursuz bir tedavi yöntemi olduğuyla ilgili çok yazmıştım. Bu tedavi yöntemini çocuklarda nasıl uyguladığımızı dahası çocuğu aç bırakmaya nasıl 'kıyabildiğimi' de anlatmam gerekiyor.

Mecburî ilaç kullanmalarımızın bir işe yaramadığını ve çocuğun zaten kendini aç bırakmaya çalıştığını görerek o noktaya geldim.

2014 yazının başında Elif Zeynep'te bir bademcik iltihabı başladı ve 15 gün boyunca ara ara hafif ateşlendiği halsiz huysuz hasta bir dönem geçirdi. Neredeyse hiç denilecek kadar az yiyordu, sabah iki lokma tost öğlen 2 lokma köfte gibi.. O da benim zorumla. Ateşi çok yükselmediği için belki böyle atlatır diye bekliyorduk.

Fakat 15 gün böyle sürdükten sonra ateşi fırladı ve ağırlaştı. Yaptığımız tüm ateş düşürücü uygulamalara rağmen düşmedi. 2 hafta boyunca çocuğun hastalıkla mücadele ettiği fakat sonunda hastalığın daha ağır geldiği şeklinde yorumladım bu durumu.

Üstelik o iki hafta düzenli bir yememe dönemi geçirdiği için ciddi kilo verdi.

Daha önce iki kez tekrarının yaşadığımız iltihabın üçüncüsü oluyordu bu, yine mecburen antibiyotik kullanarak atlattık.

Aslında 'öteki çocuklarda ilaç kullanmadan atlatma deneyimi çok olan birisin, niye kullandın ki' diyordum kendime.. Fakat bu kızım daha ağır geçiriyordu ve korkuya kapılıp aman bir şey olmasın diye ilaca sarılıyorduk.

Ve bir süre sonra yine aynı dönem başladı. Yine ateş, bir şey yemek istemiyor, halsiz vesaire. Bir bademcik iltihabı kısır döngüsünde sıkışıp kalmıştık.

Madem çocuk yemek istemiyor ve madem ben aç kalmanın bir tedavi yöntemi olduğunu biliyorum. Bu sefer 3 gün dayanacağım diyerek gardımı aldım. Merhametli anne duygularımla savaşacak, daha büyük bir merhametle galip çıkacaktım.

Acıklı detaylarına girmek istemiyorum. Su ve anne sütü haricinde tek bir lokma bir şey yemeden geçirdiği günlerin 3. sünde Elif Zeynep 'anne mama mama mama' diyip mama sandalyesine kendi başına çıkmaya çalışan yalvaran bir hale gelmişti.

Ama inanılmaz bir şekilde canlanmıştı. Ateşi gitmiş, gözlerine hayat gelmiş, hastalıktan eser kalmamıştı.

Önce meyve suları, sonra meyveler, sonra çorbalar, lifli sebzeler ve sonra proteinler, makarnalar (3 gün aç kalan mideye ve bağırsaklara birden ağır gıdaların girmesi tehlikeli) sırasını takip ederek yemek vermeye başladım.

O zamandan beri geçirdiğimiz bademcik iltihabı ataklarını (umrede olduğumuz dönem hariç) ilaç kullanmadan atlattık yine.

Bir hafta önce tekrar bir yenisi başladı. Ateş ateş ateş.. Başta kendi yemeyi reddetti fakat çok acıkınca istemeye başladı. Versem de çok fazla değil 2 lokma yiyecek ve bu vücudun temizlenme döngüsünü baltalayacak biliyorum.

Hep o 15 gün az az yediği ama iyileşemediği, kilo verdiği sonra hastalığının ağırlaştığı dönemi hatırladım. Çocuğun günlerce azap çeksin sonra iyice kötüleşsin istemiyorsan sabredeceksin dedim.

Ve bu sefer farklı bir şey de oldu, açlığının 2. gününde Elif Zeynep yeşil renkli safralı bir şekilde kustu ve ertesi sabah da yine aynı şekilde kustu. Bunların çok harika temizlenme alametleri olduğunu Aydın Salih'in Yitik Şifanın İzinde Gerçek Tıp kitabında okumuştum. Ve 3. güne kalmadan yavaş yavaş açıldı, ateşi gitti kendine geldi.

Bu hastalıkta da bir kez daha görmüş oldum ki insan yerse değil 'yemezse' daha güzel iyileşiyordu.

Tabi bu gibi bilgileri hiç duymayanlar için, hatta sık duyanlar için bile benim açlık tedavisiyle ilgili aktardıklarım havada kalacaktır. Zaten ben de hazmedilmemiş içi dolmamış bilginin insana yarardan çok zarar getireceğine inanıyorum.

İlgi duyuyor ve yapabileceğinizi düşünüyorsanız araştırmanızı, vücut açlık ilişkisi, metabolizma tepkileri hakkında malumat sahibi olmanızı öneririm.

İşin nedenini nasılını pek iyi bilmeden ikna olmadan uygulayınca, acabalar takılmalar geri dönüşler işten bile değil.

Ve bir şey daha. Gözlem ve teşhis olmadan, açlık tedavisine başlamak doğru gelmiyor ki zaten yeterli de gelmiyor. Mesela hırıltısı olan, biraz daha ciğerleriyle ilgili bir sorunu olan çocuğa, ilaveten kupa da çekmek gerekebiliyor.

Zeynep'in boğazına bakarak iltihabı görüyor ve tamam yaşadığımız şey yine bademcik deyip başlıyorum ben. İlaç kullanmayacaksanız bile çocuğunuzu doktora görüp neymiş ne değilmiş baktırmanız açlık tedavisine daha emin adımlarla başlamanıza neden olur. Tabi doktorların ilaç kullanmadan asla düzelmez psikolojisinden etkilenmemek için biraz daha güçlü olmanız da gerekecek.

Ben gribal enfeksiyonlar ve basit iltihapları bu şekilde atlatma konusunda bilgi ve tecrübemi arttırmaya çalışıyorum. Ki daha sağlıklı yaşayalım. Fakat zatürre gibi tehlikeli hastalıkların açlıkla nasıl atlatılacağını bilmek ileri derece uzmanlık ve o süreçte ne yapacağını bilecek refleks gerektirir. Öyle rahatsızlıklar için paşa paşa ilacımızı kullanıyoruz.

Sözü getirmek istediğim yer şurası, ne yaptığını bilmek çok önemli.

Deneyerek görmek, zihinde taşları yerine oturtmak çok önemli.

Etiketler : açlık, tedavi, sağlık,
Bunlar da ilginizi çekebilir :
Yazıya Yorum Yap Giriş / Kaydol
    HAKKIMDA
    Büşra Karaca, 1981 Edirne doğumlu, MSÜ Mimarlık terk, 2003'te dünya evine girmiş, 2005'te ilk, 2007'de ikinci, 2013'te üçüncü çocuğunu kucağına almış bir annedir. 2008 yılından beri blog tutuyor.
    busra[at]annenotlari.com
    DOST SİTELER
    Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.
    web tasarım ve programlama deSen
    0.088 sn.