Anasayfa | Giriş / Üye Ol
Paylaş

Vicdan denen birşey varsa

11 Kasım 2015

Dindar muhafazakar bir ortamda büyümedim. Bizim oranın insanı dine uzaktır. Hem amel hem itikad olarak. Seçimlerde Chp her zaman ezici çoğunluktur.

Memleketime gidince Avrupa’ya gitmiş gibi hissediyorum kendimi. Çok yabancı geliyor bana ecnebi memleketi gibi. O yüzden fazla kalmak istemiyorum.

Orta ve liseyi okuduğum Anadolu Lisesinde edebiyatından matematiğine her öğretmenimiz dinsizlik propagandası yapardı. Laik ve seküler olmayanlar parmakla gösterilirdi.

Bir yıl gittiğim üniversite keza Türkiye’de laiklerin ve solcuların markası bir yerdi. Öyle mutaassıp insanlara rastlanmazdı yönetimde olsun, öğrenci profilinde olsun.

Karşıma Risale-i Nur çıkmasaydı bu çevrenin içinden ben de dindar biri olarak çıkamazdım.

Yani size rahatlıkla diyebilirim ki Kemalistleri iyi tanırım.

Bir tanesinin bile acaba işler bize anlatıldığı gibi olmayabilir mi diye sorguladığına şahit olmadım. Hani şu hep sorgulamaktan söz eden insanlar..

En yumuşak, en candan arkadaş olanı dahi devrimler söz konusu olunca demir vicdanlı olur. Ama aydınlar asılmış dersin, demek ki öyle lazımmış der. Ama masumların canı yanmış dersin, e o kadar olacak der.

Biat etmeye lafta karşıdırlar da. Biatta ve radikallikte onlara kimse yetişemez.

Çok da İslamafobik ve korkaktırlar. Aman rejim değişecek vehimleriyle yatıp kalkarlar. Bu nedenle kendilerinden olmayan her lideri diktatör olarak görürler.

Ama elbette ki biz dünyaya onların vehimleriyle bakmıyoruz.

Bugün başka bir kültürün kıyafetini herkese dayatan kanunlar çıkarmadığı, evinde sessizce oturan halkını bombalamadığı halde devletin başındaki insana diktatör denilebiliyorsa.

Özgürlük bu kadar ileri gittiyse..

Lütfen biz de bu zorbalıkları gerçekten yapan şahsa zorba diyebilelim artık yani değil mi?

Dün facebook sayfamda dedim ben de. Gelen karşıt yorumların bir tanesi hariç hepsi hakaret içeriyordu sildim.

Aslında derdim kimin zalim olduğunu anlatmak filan da değildi. Ölmüş gitmiş bir zalimin sonu gayya kuyusu olsun der geçerim.

Derdim, kalbinde zerre kadar iman bulunan bir insanın en çok da imanlı insanlara zulmü dokunmuş birine sempati duymasını kanıksayamamaktı.

Çünkü son zamanlarda O hazretleri de çok dindarmış modası çıktı.

Birisi çıkıyor ben Kuran da okuyorum O’nu da çok seviyorum ehe he yapıyor. Milletin de hoşuna mı gidiyor artık ne bileyim. Ya da bak Kemalistlerden de Kuran okuyan var diye onare mi oluyor artık herneyse. (Sanki Kemalistin Kuran okumasıyla Kuran daha değerli oluyor haşa) Başlıyor o da izindeyim yazmaya.

Yahu sen bilmiyor musun bu izindeyim dediğin şahıs Kuran’a 'gökten indiği sanılan kitaplar ve dogmalar' diyor. Aç google’u yaz gör. Bana cahil diyeceğine kendin araştır. Onun izinde olmak gibi bir derdin varsa hem imanın hem ebedî  hayatın tehlikede.

Dinsizliği yayan bir şahsı savunmak için bana hidayet dileyenler çıkıyor bir de. Tuhaf bile değil.

Bir de her kesime hitap etme edebiyatı yapanlar var. Hiçbir değeri, fikri yokmuş gibi herkese eşit mesafede durma masalı anlatanlar.

Yahu bu ülkede insanları yaralayan, kitleleri rencide eden katı devrimleri dindarlar yapmadı. Kemalist rejim yaptı. Özlemle ananlar hala yapılan o eziyetleri kutsuyorlar.

Bu kutsamayı yapanlara ve yapmayanlara eşit mesafede durmak kadar küçültücü acınası bir durum göremiyorum.  

Eğer vicdan denen bir şey varsa Kemalistlerin utanması lazım. Özlemle anmak falan şöyle dursun yani..

İnsan hakları diye bir şey varsa başlarının öne eğik olması lazım.

Pişman olmaları lazım. Zulümden ve istibdattan taraf oldukları için. Önce kendi vicdanlarından özür dilemeleri sonra da kendilerini affettirmeleri lazım.

Her kesime hitap etmekse siyasilerin işi. Senin benim gibi sıradan vatandaşın işi hangi tarafta olduğunu özgürce belli edebilmek.

Açık açık zalime zalim diyebilmek.

Ve 'zalime karşı en ufak bir sevgi duymuyorum, duyan da gözümde makbul değil' diyebilmek!

Etiketler : özgürlük,
Bunlar da ilginizi çekebilir :
Yazıya Yorum Yap Giriş / Kaydol
    HAKKIMDA
    Büşra Karaca, 1981 Edirne doğumlu, MSÜ Mimarlık terk, 2003'te dünya evine girmiş, 2005'te ilk, 2007'de ikinci, 2013'te üçüncü çocuğunu kucağına almış bir annedir. 2008 yılından beri blog tutuyor.
    busra[at]annenotlari.com
    DOST SİTELER
    Bu site annelik ve çocuk eğitimi hakkında genel bilgiler içerir. Siteden yararlanmak profosyonel yardım yerine geçmez. Kendiniz ya da çocuğunuzla ilgili psikolojik ya da fiziksel sağlık problemleriniz varsa, bir uzmandan profesyonel destek alınız.
    web tasarım ve programlama deSen
    0.056 sn.