Suni Sancı

Yalancı kasılmalardan bahsettiğim yazıda, bu sefer yani 3. doğumumda suni sancı almak istemediğimi yazmıştım.

Doğum kasılmalarını başlatan doğal oksitosin hormonunu aslında vücut salgılıyor. Ama doğumun ya da kasılmaların başlamadığı durumlarda serumla sentetik oksitosin verilerek kasılmaların başlaması bekleniyor.

İşte buna suni sancı deniyor.

Benim her iki doğumum, rahim açılması başladığı halde sancım olmadığı için suni sancı verilerek yaptırılmıştı. Sancı verildikten sonra ilk bebeğim 4 saat, ikinci bebeğim 2,5 saat içinde normal doğdu.

Aslında belki sürecin devamı beklense kendi sancılarım da başlayabilirdi. Ve kendi sancımla doğum yapabilirdim.

Ama doktorlar benim gibi açılması başlayan bir gebeyi bekletmeden doğurtmayı tercih ediyorlar. Çünkü:

– Kendi mesai saatleri içinde doğurtmak istiyorlar. Bunun bir çok değişik sebebi var.

– Rahmin hareketleri yavaş ilerleyebilir ve doğum 3-4 gün belki 1 hafta sonra olabilir. Gece olabilir. Bu muallak süreyi beklemek yerine, suni sancıyla hemen sonuç almak ve işi bitirmek istiyorlar.

– Risk almak istemiyorlar. Son anda ne olacağı belli olmaz, kordon mu dolanır bebek ters mi döner. Hazır herşey normalken açılma da varken doğum olsun bitsin düşüncesi var sanırım. Ne de olsa normal olacak, sezeryan filan değil.

Gebelere de, doğumun normal süresini bekleyince tanımadığı bir doktorla gecenin bir yarısı doğurmak gibi ihtimaller hoş gelmediği için suni sancı mantıklı geliyor galiba. Yani en azından bana öyle olmuştu.

Ama şu an öyle hissetmiyorum. Gece yarısı hastaneye koşturup uykusu bölünen nöbetçi doktorun tatsız suratına katlanarak bile olsa kendi vaktimi saatimi beklemek istiyorum.

İlk doğumumda nedense çok acı hissetmedim ama suni sancı ikinci doğumda çok ağır geldi bana. Allahım galiba öleceğim, bu ne böyle dediğimi çok hatırlıyorum.

Acılı olması bir dert. Bir de suni sancının nadiren de olsa sebep olduğu zararlar var.

Yani bunları biraz okudum ama olumsuz şeyler olduğu için buraya yazmak istemiyorum. Ay olabilir mi filan diye düşününce insana vehim ve korku geliyor.

Korkmak istemiyorum. İnsanın yaptığı okuduğu bazı şeyler korkusunu arttırmaya sebep oluyor, ya da azaltmaya. Dikkat etmeye çalışıyorum.

Benim durumumdaki en önemli gariplikse şu, 40 haftam daha dolmadı. Halbuki suni sancı geciken ve 40 haftayı tamamlamış kişilere uygulanıyor.

Doktorun daha 2 hafta önce bu bebek her an doğacak gibi demesine, geçen hafta da 10’undan sonra bekliyoruz biz bu bebeği demesine sebep olan şey bebeği büyük bulması. 3500 gr. çıkıyor ağırlığı ultrasonda.

Ama bu sebep bana yeterli gelmiyor.

Zaten bebeğin büyüklüğü kesin değil, sonuçta ultrasonun +- 500gr. yanılma payı var. Doğumdan önce 2.800 gr. görünüyordu oğlumun ağırlığı. 3.460 gr. doğmuştu.

Belki göründüğünden daha küçüktür bu bebek de. Hesaplandığından daha büyük olma ihtimali de var tabi oğlumdaki gibi 🙂

İşte durum bu sevgili okuyucular. Kafam karışık.

2 gün sonra hastaneye gitmek ve açıklık varsa suni sancıyla hemen doğurmak mı, yoksa sancılarım gelene kadar hiç gitmeyip kendi sancımı beklemek mi?

Ben sancılarımı beklemek istiyorum aslında. Suni sancı almak istemiyorum.

Ama işte kafamı karıştıran şeyler de var. Olumsuz olduğu için onları yazmak istemiyorum.

Allahım sen bana yol göster, yardım et… Amin.

You may also like