Anne olunca anladım

Anne olunca ilk anladığım şey bir bebeğe bakmanın ne kadar zor olduğu idi.

Bu durumla ilgili ta derinlerde yaşadığım şaşırtıcı ve şok edici öğrenimim ise şuydu, kainatın mühendisi ben değildim.

O güne kadar daha çok hatta neredeyse tamamen kendi keyfi için, kendi tercihleriyle, kendini hayatın merkezine koyarak yaşamaya alışmış olan ben, şimdi minnacık bir yavrunun ağlaması, emzirmesi, uyuması etrafında dönüyor, hayatımı ona göre şekillendiriyordum.

Şekillendiriyordum değil mecburen böyle oluyordu, başka bir yol yoktu.

Bir terbiye edicinin gizli merhametli sesi diyordu ki, işte bak herşey senin etrafında dönmüyormuş anladın mı?

Kendini herşeyin üstesinden gelebilecek biri gibi görmeye çok meyilli ve gurura kapılmaya inanılmaz istekli insan nefsine diyordu ki, bak gör sen kendin ne kadar acizsin ki, aciz bir bebekle bu hale geliyorsun.

Hem sana harika bir evlat veriyor, şu alemin en muamma harika duygularını yaşatıyor hem de sana gerçekte çapının ne olduğunu gösteriyor.

Sen artık daha iyi anlıyorsun ki, bebek ağlaması denen, uyuması denen, acıkmak denen, vaktini saatini ezelden beri her anne bebeğin hayatında değişik değişik şekillerde ve sebeplerle, O’nun belirlediği bir düzenin içindesin.

Ve yıllar ilerledikçe görüyorsun ki, anne olmadan önce düzeni kabul etmekte zorlanan yanın bile, anne olduktan sonra o büyük düzenin bir parçası oluyor.

O’nun hayatın ve canlılığın merkezine koyduğu acıkma ve rızık kanunu icabı, hayatının her günü yemek yapan biri oluyorsun artık.

Ve başka başka görevler.. Oluyorsun da oluyorsun.

Tüm rollerinin ve duygu yolculuklarının planlanmış çok özel sonuçları var:

. insan ruhunun genişlemesi,
. O’nunla iç konuşmalar yapmak,
. kendini daha iyi tanımak,
. O’nu daha iyi tanımak,
. O’na daha çok dua etmek,
. hep O’nun nazarı altında olduğunu bilmek hissetmek,
. hiç bir varlığın O’nun kontrolü dışına çıkamadığını idrak etmek,
. O’nun düzeninde, O’nun eserlerinde O’nun kudret elini görmek,
. kısacası hep O’nunla olmak

Daha bunlar gibi sonsuz sayıda manevî meyveleri almak, böyle tatlı tatlı anlatırken güzel de yaşarken o kadar kolay değil elbette.

Ama görebildiği kadar anlam buluyor insan.

Göremediği kadar karanlıkta kalıyor.

Görmeye çalıştıkça nefes alıyor.

Continue Reading

Hiç Olduğunu Anlamak


Bir süredir yoğun bakımda olan anneannem dün sabah ebediyete göçtü.

Ölüm ne kadar sıradan, ne kadar olağan ve doğal bir olay değil mi.. Ölen kişi yakınınız değilse eğer..

Ölmüş işte, herkesin başına gelecek, Allah rahmet eylesin deyip geçilir. Olmadı bir fatiha okunur.

Ama hayatına tanıklık ettiğiniz, beraber anılarınızın olduğu ve akrabalık bağınızın bulunduğu biri olunca, ölümün gerçekte ne manaya geldiğini düşünüyor insan.

İşte o bize böyle böyle yemekler yapardı, sofra kurardı, şöyle biriydi diye düşüncelere dalarsınız.

Yaşadığı anlarına şahitliğiniz ne kadar fazlaysa, ölümüne de o kadar içerlersiniz.

Yaşantısını bildiğiniz biri ölünce duygu gözüyle görüyorsunuz ki, güzel anlarını bildiğiniz o insan nasıl gittiyse, şu güzel ve gösterişli dünyadan herkes bir bir gidecek. Ve bir gün siz de.

Her zaman bildiğiniz bir şeyi, o sırada hissediyorsunuz. Çok hissediyorsunuz.

İşte o çok normal bulduğunuz ölüm, o zaman hiç normal gelmiyor..

Sevdiklerin geride bırakıldığı, lezzetlerin terk edildiği bir ayrılışa dönüyor.

Bir ahiret olduğunu bilseniz, ehl-i iman için kabrin cennetin bekleme salonu olduğuna inansanız bile, yani ölüme bitiş gözüyle bakmasanız bile, bir kopuş gözüyle bakıyorsunuz. Ki öyle.

Ve zor bir deneyim olacak muhakkak. Kimsenin denemek istemiyorum deme şansı da yok.

Şu dünyada hep gururla yürümek, zevk odaklı yaşamak isteyen nefsin, ne kadar da güçsüz ve kudretsiz bir olduğunu da idrak edişi olacak.

Hani “Her nefis ölümü tadacaktır” ayeti var ya, dün okudular cenazenin başında. Orada insanın tadacağı nedir, tek acı mıdır diye düşünürüm hep.

O tattığı şey biraz da kendinin bir hiç olduğunu anlaması herhalde. Secde ile yakalamaya çalıştığımız hiçlik iz’anının perdesiz yaşanması gibi. Gerçekten sahip olduğun hiç ama hiç bir şey olmadığını yakinen anlayacaksın. Bedenin de dahil.

Yaşadığımız ahir zaman ve ortamda böyle bir son hiç yaşanmayacakmış gibi düşünmeden yaşamak el üstünde tutulurken, namazla ve duayla hiçliğin talimini yapanlara selam olsun.

Ve ölümden sonraki ebedî varlığımızın, ölümden münezzeh Hayy ve Baki olan Zat’a müştak olmakla mümkün olacağını idrak etmeye çalışanlara.

Continue Reading