Genel

Tesettür Güzel Mi Çirkin Mi?

Başörtüsü ve tesettürü sevmeyenler sessizliğini iyice bozdu artık. Başörtüsüyle ilgili bir hakaret duymadığımız hafta geçmiyor gibi.

Sessizlik varken kendisi gibi giyinmeyene dayanamama hastalığından kurtulundu sanıyorduk, inançlara saygı duyuluyor zannetmiştik.

Yanılmışız.

Daha Cüneyt Arcayürek'in yazdıklarının etkisi soğumamışken, geçen hafta ODTÜ'deki video çıktı.

Saygısızlık yapanların verdiği rahatsızlığı bir tarafa bırakacak olursak herşeyde bir hayır var.

Birileri başörtüsü ve tesettürü aşağıladıkça, daha çok konuşulmasına sebep oluyorlar.

Okurlarım olan annelerden zaman zaman sorular alıyorum, tesettüre girmek isteyenler, anlamını hikmetini soranlar oluyor.

Ne zamandır değinemediğim bu konuda bir kaç söz edeyim bu yazıda.

Bazıları sanıyor ki, Yaratıcımız istemiş diye örtünüyoruz ama ne kadar kadınlığa ters, doğal olmayan bir şeydir örtünmek öyle. Yüz ve eller dışında her yerin örtülü olmasını ne kadar çirkin bulmuş sayın(!) Arcayürek de.

Bu zanlar normaldir, şu an tesettürlü hatta çarşaflı olanlarımız bile, örtünmeyi öcüyle hayaletle eşleştiren bir sistemin beyin yıkamasından geçmedik mi?

Kaç defa hatırlıyorum resim dersinde öncesi-sonrası çizimlerimi. Simsiyah çarşaflı kadınlar gitmiş yerine başı açık makyajlı rengarenk kadınlar gelmiş.

Ne kadar yıkanmış da olsa o beynimizin içinde hala akıl diye bir şey var. Hani her şeyi anlamak için kullandığımız, biz aklın izinden gideriz dediğimiz şey…

Örtünmek neymiş ne değilmiş anlamak için aklımızı kullanalım biraz.

Evet, kadın demek güzel görünmek istemek demektir. Özellikle erkeklere.

"Örtünmekse o güzelliği kapatmaktır" bazılarına göre.

Güzelliği göstermek iyi hoş da, herkese mi? Sokaktaki herkese mi güzel görünmek ister insan?

Hiç tanımadığım adama mı?

Gözlerini faltaşı gibi açmış dikiz yapan orta yaşlı, bozuk bakışlı amcalara da mı mesela?

Ergenliğe yeni girmiş, her görsel uyaranda hormanları depreşen körpecik gence de mi?

Biri geçse de laf atsak ahlakında kafa yapısında, eller yanda yürüyen dayılanan serseri tiplere de mi?

Belki de insanlardan bir insanmış gibi görünen, yanımızdan geçip gidiveren çocuk tacizcilerine mi?

Söyler misiniz bir kadın dışarıda, kendisine bakmasından hoşlanacağı kaç erkekle karşılaşır?

Hadi bakmasından hoşlandığı erkeklerle karşılaştı diyelim. (İstatistikler, 10 tanede 2-3 olduğunu söylüyor)

Bakmasından hoşlandığı erkeklerin onu beğenmesi ve bakması iyi bir şey midir?

Lütfen kimse, "kadın kendisi için güzelleşir, kendini güzel hissetmek için süslenir, başkalarına göstermek için değil" demesin. Kadınların dışarı çıkarken güzel olacağız diye ne hale girdiklerini, muazzam bir gösterme duygusuna sahip olduklarını ispata hacet yok.

Bakmasından hoşlandığı erkeklere kendini göstermesi, onların bakmasından hoşlanması, kadının kocasından başkalarına da kendini güzel göstermeye çalışması demek oluyor.

Olmuyor mu? Oluyor malesef.

Böyle olunca ne oluyor, iki eş arasındaki hürmet ve muhabbete, güven duygusuna?

Kadın başka erkeklere de güzel görünmeye çalışabilir, kocası da bundan hiç rahatsız olmaz ne var bunda diyorsanız, burada "değer farklılığı" yaşıyoruz demektir.

Sonra kendini birileri güzel görecek beğenecek diye, bakmasından hoşlanmadığı, hatta iğrendiği erkeklerin bakışlarına maruz kalmak, nasıl bir duygu durumu, nasıl bir açmaz?

Sizi bilmem ama ben bakışlarından iğrendiğim insanlara kadınlığıma ait uzuvlarımı göstermemekten çok memnunum.

Ve bunun akla gayet de uygun olduğunu, benim kadın ruhumu rahatlattığını dışarıda her nefes alıp verişte deneyimliyorum.

Örtünerek kendimi saklıyorum. Benim herhangi bir organım, herkesin bir bakışta istediği gibi seyredebileceği herhangi bir şey değil.

Bazen çok garibime gidiyor. Bir kadının uzuvlarını, etraftaki minibüs şöförü, otoparkçı, başka bir kadın, başka bir adam, hatta çocuk, yoldan öylesine geçen alakasız bir sürü yabancı insanın filan istediği gibi izleyebilmesi gerçekten çok garibime gidiyor.

Bundan nasıl rahatsız olmaz insan diye düşünüyorum. Cevabı bulmakta gecikmiyorum. Beyin yıkama sayesinde, bir tek kötü bakıştan bile çok mütessir olabilen kadın ruhunu anlamak şöyle dursun, insanı boğan bir göz hapsinin "özgürlük" olduğu safsataları sayesinde.

Hayır bu özgürlük filan değil.

Özgürlükse insanların bakışlarından rahatsız olma o zaman.

İkide bir minini çekiştirip uzatmaya çalışarak, aman bir yerim açılmasın paniğinde konuşulan mevzulara doğru dürüst adapte olamadan gergin duruşun niye o zaman?

Yıllarca örtülü kadını, örtülerin içinde hapis diye yutturmaya çalıştılar bize. Halbuki o kadın kendi içinde çok özgür. İnsanlar onu dişiliğiyle değil, kişiliğiyle ağırladığı için özgür. Bu özgürlüğü sadece yaşayan bilir.

Arcayürek gibilerse, örtünen kadınları çirkin görüyor diye, örtünmeyi çirkinlik sanıyor işte.

Güzellik, dışarıya güzel görünmekte sanıyorlar.

Örtünen kadının göze çirkin görünmesiyle, ortaya çıkan güzel bir durum var.

Kadını koruyor, erkeği koruyor, hatta aileyi ve çocukları koruyor örtünmek.

Nasıl koruyor aileyi mesela?

Tesettür kadınların vücudunu sakladığı için, hangi kadın hangisine göre daha düzgün, hangisinin hatları daha güzel gibi detaylar gizli kalıyor.

Ama tesettür olmayınca, dışarıda gördüğü bir çok kadınla eşini kıyaslayabiliyor adam.

Kıyaslayınca, kendi eşinin eksiklerini, kusurlarını daha iyi fark ediyor.

Klasik teyze ağzıyla "Aman ya, dış güzellik değil iç güzellik önemli" demekle geçiştirilebilseydi hoş olurdu ama öyle olmuyor bu işler. Göz var, izan var. Gerçekçi olalım.

Dışarıda kendi karısından daha güzelini görmeyen erkek kaç tanedir acaba?

Yaklaşık 20 tanede 1 imiş.

Şimdi burada uzun uzun anlatmak zor, aldatmalar nasıl başlıyor, aileler nasıl yıkılıyor, çocuklar nasıl arada kalıyor. Arif olan anlasın.

Örtünmek kadın doğasına uygundur, kadının "kadınlığını" herkesten korur, özel yapar.

Kadının "kadınlığını" öldürmez.

Örtünüyoruz diye kimse bize bakımlı olmayın, kadınlığınızı kalbinize gömün demiyor.

Bana benimle evlenecek kadar değer veren kişiye karşı istediğim kadar dişi, ve yine Yaratıcımın çizdiği hudutlar çerçevesinde sadece kadınların yanında istediğim kadar süslü olabilirim.


Şimdi bu yazıyı okuyup siz herkesin başörtülü tesettürlü olmasını istiyorsunuz, açık kadınları aşağılıyorsunuz gibi argüman yoksunu yorumlar gelmesin diye ekleyeyim.

İnsanların zorla başının açılmasını tasvip etmediğim gibi zorla kapatılmasını da etmem. Bizi yaratan Yaratıcı da insanın içinden gelerek, isteyerek, ihlasla, samimiyetle bir şeyler yapmasına değer veriyor zaten. İçinden gelmeden koca, baba zoruyla örtünenler ne halde görüyoruz.

İsteyen istediği gibi giyiniyor, başörtülülere yapılanlar hariç kimse kimseye karışmıyor da zaten.

Bu yazıyı yazmaktaki amacım sadece şunu söylemek:

"Tesettüre çirkin, saçma, mantıksız derseniz, biz de size mantığını, hikmetini, faydasını anlatırız hoşunuza gitse de gitmese de!

Bir kadın nasıl başının açık olması ve istediği gibi giyinmesinin kendince gerekçelerini açıklıyorsa, ve daha üstün bulduğu için böyle uyguladığını izah ediyorsa, ki bunu herkes bas bas bağırarak yapıyor.

Ben de aynını yapıyor ve örtünmeyi daha üstün, daha güzel bulmamın gerekçelerini, akla uygunluğunu anlatıyorum. Tabiki daha üstün buluyorum örtünmeyi, üstün bulmamış olsam uygulamam."

Yazıyı bitirmeden bir de, "Biz gayet tesettürlü giyiniyoruz ama bir tek başımız açık, başımız açık olsa ne olur" diye soranlara bir kaç satır yazmalıyım.

Sizin de bildiğiniz bir şeyi tekrar etmekten başka verecek cevabım olamaz. O da şu:

"Evet, tesettürlü giyinmek, ziynetleri teşhir etmemek güzel. Ama şu canımızın Yaratıcısı saça da ziynet demiş, örtülmesini istemişse öyledir. Nokta."

Allahım, sen bize, evlatlarımıza, tüm müslümanlara hakkı batıldan ayıran bir izan ve feraset ver. Amin.

Bu yazının yazılmasında Bediüzzaman Said Nursi'nin Tesettür Risalesi'nden yararlanılmıştır.