Genel

16. Ben Dili (O Hep Öğrenmeye Çalıştığımız…)

Bir önceki yazıda çocuğu aşağılayarak değiştirmeye çalışan, onda öğrenilmiş acizlik yaratan, onun kendine güvensiz bir birey olmasına neden olan, çatışma yaratan zehirli bir konuşma türü olan Sen Dili’nden söz etmiştik.

Bu yazıda Sen Dili’nin panzehiri olan Ben Dili’ni işleyeceğiz ve iki dilin etkilerini karşılaştıracağız.

Etkili iletişim becerileri içinde Etkin Dinleme kral ise Ben Dili kraliçedir. Çocuğun  sorumluluk duygusu, iç denetim, karar verme yetisi, sorun çözme becerisi …………vs. gibi özelliklere sahip olmasında Etkin Dinleme ile aynı etkiyi yaratır.

Ben Dili’nin yapısını Sen Dili’ndeki örnekle incelemeye başlayalım.  Sen Dili’ndeki örnekte anne müziğin sesinden rahatsız olduğunu açıkça dile getirmiyor, çocuğuna “Ne kadar düşüncesizsin kıs şu müziğin sesini” diyerek onun tüm benliğini aşağılayıp ne yapması gerektiğini söylüyordu. Aynı örneği Ben Dili’ne dönüştürelim:

Ben Dili’nin çocuk üzerinde etkili olabilmesi nasıl kurgulayacağımızı bilmeliyiz:


Açalım:

. Önce çocuğunuzun yaptığı ya da yapmasını istediğiniz halde yapmadığı, yani kabul edemediğiniz, sizde bir sorun oluşmasına neden olan bir davranışının  üzerinizde somut bir etkisinin olup olmadığına bakmalısınız.

Somut etki, kabul edemediğiniz davranışın size neye mâlolduğunun yanıtıdır. Çocuğunuzun bu davranışı paranıza mı, zamanınıza mı, yorgunluğunuza mı, yaşamdan zevk almanıza mı engel olmaktadır? Eğer bu sorunun yanıtı evet ise Ben Dili kullandığınızda çocuğunuzun davranışını değiştirmesini büyük olasılıkla bekleyebilirsiniz.

Bu örnekteki somut etki nedir? Yüksek ses nedeniyle annenin başının ağrımasıdır. Somut etki olduğuna göre 2. Adıma geçilebilir.

. Davranışın tanımı: Kabul edemediğiniz davranışını çocuğa öyle söylemelisiniz ki çocuk kendini Sen Dili’nde olduğu gibi suçlanmış hissetmesin. Sizi rahatsız eden o davranışı sanki o yapmamış da davranış kendiliğinden olmuş, siz ona haber veriyorsunuz gibi olmalı, yorumsuz haber gibi olmalı. Geçmişe ve geleceğe gönderme yapmamalı. Örneğin “ Yine müziğin sesi çok yüksek” gibi olmamalı. Ben Dili şu anda şimdi olan biteni anlatmalı ve bir tek davranış için kullanılmalı.

“ Müziğin sesi çok yüksek” kabul edilmeyen davranışın yargısız, değerlendirmesiz bir tanımıdır.

. Sıra üzerinizdeki somut etkiyi söylemeye gelmiştir: “Başım ağrıyor”

. Şimdi de o an hangi duyguyu hissediyorsanız bunu çocuğunuza söylemelisiniz.  “ Rahatsız oluyorum/sinirleniyorum/kendimi önemsenmemiş hissediyorum/ vb”

 Çok önemli bir şey, bu duygunun o an hissettiğiniz gerçek duygunuzun olmasıdır. Şöyle dersem daha etkili olur düşüncesiyle daha etkili olacağını düşündüğünüz bir duygu söylememeli ve dozu hissettiğinizden fazla/az olmamalı. Ben Dili’nizin çocuğunuz üzerinde etkili olabilmesi için somut etkinin de, duygunuz da doğal ve gerçek olması gerekmektedir. Böyle olmadığında çocuğunuz bunu çok kolaylıkla hissedecek ve Ben Dilini kendisini manipüle etmek için kullandığınızı hemen anlayacaktır. İçtenlik en önemli özelliğiniz olmalı.

. Buna adım denmeli mi bilemiyorum, çünkü şimdi yapmanız değil, yapmamanız gereken bir noktadayız.

Ben Dili 4. adımda bitmeli. Slaytta gösterdiğim gibi adeta bir çizgi çekmelisiniz ve duygunuzu söyledikten sonra tek hece bile söylememelisiniz.

Çocuğunuzu davranışını değiştirip değiştirmemekte özgür bırakmalısınız. İşte bu özgürlük çocuğun karar vermesi için düşünmesine, yardım için harekete geçmesine  ve büyümesine yol açar.

Ben Dili çocukların davranışlarını değiştirir. Çünkü :

Yetişkinlerin gereksinim duydukları şeyi yalnızca kendilerinin verebileceklerini bilmek onların koltuklarını kabartır.  Ama biz büyükler genellikle yardım isteyeceğimiz yerde,  davranışlarını değiştirmeleri için Sen Dili ile onları aşağılar, emirler yağdırırız.
                               
Dav. değiştirmelerinin ikinci bir nedeni de ihtiyaçlarının önüne engel çıkarılmadığı için, isteklerini yapmaktan kendilerini alıkoymayacak, aynı zamanda büyüklerin ihtiyaçlarını  da karşılayacak çözümü buluverme istekleridir.

Oğlum ortaokulda iken bu müzik sesi örneği bizde yaşanmıştı. O zaman henüz Gordon öğretisiyle tanışmamıştım. Tam bir Ben Dili olmasa da çocuğuma “ Bu gün okulda çok yoruldum, müziğin sesi bana çok geliyor, dayanamıyorum” demiştim ve ürettiği çözümler beni şaşkınlığa düşürmüş, sanki tüm enerjim geri gelmişti. Odasından elinde kulaklıkla ( O zamanlarda kulaklıklar iki kulağı dışarıdan örten büyük kulaklıklardı) mutfağa gelip “Anne çok az kaldı, istersen bu kulaklığı tak, sesi daha az duyarsın  ya da hemen işe başlama biraz deniz kenarına git, dinlen sen dönene kadar bitmiş olur.” Birkaç öneri daha getirmişti ama hatırlamıyorum. Çocuğum yanımda olduğu halde sanki müziğin sesi birden kısılmış gibi geldi bana ve artık rahatsız etmemeye başladı. Müziğin sesi kısılmadığı halde neden böyle hissetmiştim?  Çünkü çocuğum benim rahatsızlığımı kabul etmiş ve gidermek için çözüm üretmişti, beni düşündüğünü/önemsediğini göstermişti. Peki çocuğum niye benim için uğraşmaya başlamıştı? Çünkü ben de ona emirler yağdırıp ne yapması gerektiğini söylememiştim. Yalnızca müziğin yüksek sesinden rahatsız olduğumu dile getirmiştim.

E.A.E kitabı olmayanlar için bir de Gordon’dan örnek verelim:

Bir anne müzik çaların onarımı için servisin gelmesini beklerken çocuklarının müzik çaları açmak için ona yaklaştıklarını gördüğünde “ Çocuklar onu şimdi temizledim. Servisten geldiklerinde temiz olmasını, üzerinde parmak izlerinin olmamasını istiyorum” demiş ve susmuş. Büyük oğlan hemen kazağının kolunu çekip uzatarak parmaklarına geçirmiş ve kapağı elini değdirmeden açmış.

Eğer çocuklara ne yapmaları gerektiğini söylemezsek çözüm üretmeye başlıyorlar. Şimdi, anne yukarıdaki cümleyi söyledikten sonra “onun için müzik çaları ellemeyin; ya da kapağını bir bezle tutup açın” deseydi ne zararı olurdu diyebilirsiniz? Bakalım neler olurdu:

. Çocuklar annelerinin ne istediğini anladıkları için ve isteğini Sen Dili ile anlatmadığı için muhtemelen annenin Ben Dili işe yarayacak ve çocuklar davranışını değiştirip çıplak elle müzik çaları ellemeyecek ve annelerinin çözümlerinden birine uyacaklar ve anne de rahatlayacaktı. Yani Ben Dili görünürde işe yaramış olacaktı.

. Eğer Ben Dili’ni yalnızca çocuğunuzun sizi rahatsız eden davranışlarından kurtulmak amacı ile kullanmayı düşünüyorsanız Ben Dilinden sonra çocuğa ne yapması ya da yapmamasını söylemeniz işe yarayabilir. Anneyi o an için rahatlatabilir. Çünkü davranışının size ne hissettirdiğini öğrendiği için davranışını değiştirebilir ancak onun eğitimine hiçbir katkısı olmaz. Çünkü yine ne yapması gerektiğine kendi karar verememiştir. Annesinin isteğini yerine getiren bir aracı konumundadır. Davranışının sorumluluğu kendisinin değil annesinindir. Oysa çocuğa ne yapması gerektiğini söylemeyen dört adımlı gerçek Ben Dili çocuğun annesi ile empati yaparak onun rahatsızlığını anlamasına, hissettiği duyguları öğrenmesine bu sorunu kendini de yok saymadan nasıl çözebileceğini düşünmesine,  bir karar vermesine ve bu kararı bir davranışla göstermesine, yani davranışının sorumluluğunu üstlenmesine yardım eder. Yani çocuk Ben Dili ile büyür, gelişir. Etkin Dinlemede olduğu gibi sorunu kendi başına çözdüğü için kendine güven ve saygı duygusu artar. Sorumluluk duygusu gelişir. Annesinden davranışı ve sonuçları ile ilgili bilgi alıp bir davranış değişikliği ile bunu gösterdiğinde yetişkinden yetişkine bir iletişim kurulmuş olduğu için yetişkin benliği büyür. Oysa anne Ben Dilinden sonra ona ne yapması gerektiğini söylediğinde çocuğunun tüm bu gelişim şansını elinden almış olur ve o zaman Ben Dili anlık durumu kurtaran bir teknikten öteye geçemez.

Aslında Gordon Ben Dilini yukarıdaki son cümlemi amaçlar gibi ele almış. Başlık olarak “Çocuk size sorun yarattığınızda kullanacağınız……….” diyerek tanımlıyor.  Oysa Ben Dili de Etkin Dinleme gibi yalnızca anlık sorunların çözümü için değil, anababaların çocuklarının kişilik gelişimi için çok önemli kazanımlarıdır.

Toprağı bol olsun Gordon E.A.E nin değerini sanıyorum kendi bile çok derinden algılayabilmiş değildi. Çocuk gelişimini bir bütün olarak ele aldığımızda, Transaksiyonel Analiz gibi başka konularla da bütünleştirdiğimizde E.A.E nin varoluşçu bir yaklaşımı olduğunu görebiliyoruz. En önemli niteliği insan onuruna olan saygısıdır. Gordon öğretisinin (Kuramını açıkça dile getirmemiş olsa da bu bir öğretidir) neden bu kadar etkili olduğu üzerinde Amerika’da doktora çalışmaları varmış. Şimdi şaka yollu şöyle bir şey söylemek istiyorum: Bana neden bu kadar etkili olduğunu sorsalardı  yanıtını hiç düşünmeden verebilirdim.  Grup çalışmalarımda çok net olarak görebiliyorum ki Etkin Dinleme, Ben Dili ve Kazan-Kazan Çatışma Çözme Yöntemi ile çocuk kendini ilişki içinde var,  değerli, ait ve onuru korunmuş hissediyor. İşte yaşadığı bu duygular nedeniyle büyükleri ile iş birliğine giriyor. E.A.E de üst-ast ilişkisi yoktur. İnsan-insana eşit bir ilişki vardır. Sorun kimin ise sorunun sorumluluğu hep o kişide kalır. Kimse kimsenin sorununu çözmesine karışmaz. Bu da insana saygının ve güvenin bir dile getiriliş biçimidir.

Ben Dili de Etkin Dinleme gibi sorunun sorumluluğunu sahibinde bırakır. Çocuk davranışı ile anababasına sorun yaratıyorsa, anababa yalnızca bu konuda çocuğa bilgi verir, çocuk onları rahatlatmak içine yapması gerektiğini kendi düşünüp bulur.

Bir kez daha söylemek istiyorum: Çocuklara bilgi verdikten sonra onlara güvenip kenara çekilmemiz gerekiyor. Hatırlayalım: Bir çocuğa yapılacak en iyi yardım, başarabileceği konularda ona yardım etmemektir.

Ben Dili çocuklara bu fırsatı verir.

Çocuğum küçükken ondan bir şey yapmasını istemiştim. Bana verdiği yanıtı hiç unutmuyorum: “Anne bir dakika daha bekleseydin kendiliğimden yaptığımı görecektin. Şimdi sen söyledin diye yapmış gibi olacağım. Hiç kıymeti kalmadı.” Benim için büyük bir dersti oğlumun yanıtı. Çocuklarımızı can kulağı ile dinleyelim. Onlardan öğreneceğimiz çok şey olduğunu göreceğiz.

Logoterapinin yaratıcısı Victor. E. Frankl “Yaşamın Anlamı” kitabında “Etki ile tepki arasında bir alan vardır. Seçimlerimiz gücünü bu alandan alır” diyor. Başka bir deyişle seçimlerimizi/kararımızı bu alanda alırız demek istiyor.

       Çocuğunuz sizi rahatsız eden bir şey yaptı: Etki
       Çok sinirlendiniz ve aniden bir tokat patlattınız: Tepki 

Frankl devam ediyor: İnsan olmamız  seçimlerimize bağlıdır.

Evet, yavrumuza kızdığımızda aniden olumsuz bir tepki vermeyi de seçebiliriz; bir an sabredip iç gözlem yaparak Ben Dili ile rahatsızlığımızı, çocuğumuzun insanlık onurunu koruyarak  dile getirmeyi de .. 

Sabır evrensel bir değerdir. Ama bu sabır bir Lâhavle çekip “Çocuktur yapsın canım” şeklinde sabretmek değildir. Bu çocuğa zarar verir. Dile getirdiğim sabır, tepki vermeden önce ne hissettiğinizi saptamanız için gerekli olan sürede içinde olumsuz bir tepki vermeme sabrıdır. Ben Dili cümlenizi hazırlayana kadar….

Şimdi biraz pratik yapalım:

Miniğiniz karyolanızın üzerine çıkmış çok sevdiğiniz işlemeli yatak örtünüzün üzerinde zıplıyor.

. Somut etki var mı? Var. Örtü yıpranıyor.
. Davranışın yargısız tanımı: Yatak örtümün üstünde ayakkabılarınla zıplıyorsun.
. Somut etki: İşlemeleri yıpranacak diye
. Duygu: korkuyorum. (Çünkü onu çok seviyorum diye ekleyebilirsiniz de)

       Birkaç örnek daha:

Ben babanla konuşurken sen aramıza girdiğinde (davranış), ne söyleyeceğimi unutuyorum (somut etki) ve kızıyorum/sinirleniyorum/kendimi önemsiz hissediyorum (duygu)

Salonda oyuncaklarınla oynadıktan sonra onları odana götürmeyince (davranış) üzerlerine basıyorum, ayağım acıyor (somut etki) kızıyorum/korkuyorum/sinirleniyorum/üzülüyorum (duygu).

Ben bu günkü ev işleriyle ilgili iş bölümümüzü sana anlatıyorum, sen şarkı söylüyorsun (davranış). Sinirleniyorum çünkü duymadığın için işlerini yapamayacaksın hepsi bana kalacak (somut etki) bu da hiç hoşuma gitmeyecek.(duygu)

Son örnekte olduğu gibi davranış, somut etki ve duygu illâki bu sırada olmak zorunda değildir. Kendi dile getirişiniz size özel olacaktır.

Şimdi de birkaç tane Sen Dilini, Ben Diline çevirme alıştırması yapalım:

“ Banyoya temiz çamaşırlarını alarak girmeyi bir türlü öğrenemedin.”
Davranışın tanımı : …………………………………………………………………
Somut etkisi         : ………………………………………………………………………
Yaşattığı duygu    : ……………………………………………………………………

“Son defa söylüyorum, çabuk herkes masaya.”
Davranışın tanımı : ……………………………………………………………………
Somut etkisi         : ………………………………………………………………………
Yaşattığı duygu    : ……………………………………………………………………

“Kardeşin daha küçücük, onun saçını çekip ağlatmaya utanmıyor musun?”
Davranışın tanımı : ……………………………………………………………………
Somut etkisi         : ……………………………………………………………………
Yaşattığı duygu    : ……………………………………………………………………

“Bir daha  kirli ayakkabılarını çıkarmadan odana gittiğini görmeyeyim.”
Davranışın tanımı : ……………………………………………………………………
Somut etkisi         : ………………………………………………………………………
Yaşattığı duygu    : ……………………………………………………………………

“Ahmet, niye ablanın eşyalarını saklıyorsun? Bu günlerde çok yaramaz oldun”.
Davranışın tanımı : ……………………………………………………………………
Somut etkisi         : ………………………………………………………………………
Yaşattığı duygu    : ……………………………………………………………………

“Okuldan çıkınca doğruca eve gelmeyeceğini telefonla bildirmeyi akıl edemedin mi?”
Davranışın tanımı : ……………………………………………………………………
Somut etkisi         : ………………………………………………………………………
Yaşattığı duygu    : ……………………………………………………………………

Sevgili anneler, babalar önümüzdeki yazıda yaşanmış örneklerle Ben Dili konusu üzerinde durmayı sürdüreceğiz. Sorularınız olursa yazabilirsiniz.
Sevgilerimle.

Birsen Özkan

(Birsen Özkan yazılarından metin ya da resimlerden alıntı yaparken lütfen yazarın adını belirtiniz. Kaynak göstermeden alıntı yapmak 5846 sayılı fikir ve sanat eserleri yasasına göre suçtur.)

………………………………………………….

Farklı bir konuda Birsen Özkan’ın annenotları okuyucularından özel bir ricası var: 

Gayrettepe’de oturan çok sevdiğim, doktor olan, iyi kalpli  genç bir anne için çocuk bakıcısına ihtiyacımız var. Bu konuda yardım edebilecek olanlar birsen@birsenozkan.com adresinden iletişime geçebilirler.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...