Genel

27. Güç Kullanan Kişinin Ödediği Ağır Bedel Nedir?

Güç kullanmanın zararlarından hep bahs ediyoruz. bir de kullanan kişiye ödettiği ağır bedellar var.

Bedel 1: Gücün esiri olmak

“Güç kullanılarak eli ayağı bağlanan yalnızca denetlenen kişi değildir; denetleyen de güç kullanmasının bedelini öder. “

“Dünyayı denetim altında tutanlar, denetim altında tuttukları kişilerin tehdidini sürekli olarak hissederler. Tarihteki otoriter rejimlerde görüldüğü gibi, bir yerde baskı ile yönetim bir norm ise, orada fikir ayrılığı ve isyan kaçınılmazdır. Fikir ayrılığı bastırılırsa, bir süre yatışır, sonra yer altına iner ve daha sonra isyan biçiminde patlar. “

“Çocukta Dış Disiplin Mi İç Disiplin mi?” kitabındaki en hoşuma giden çıkarımlardan birisidir bu. Devamında da şöyle bir alıntı yapılmış:

“Marilyn French’in Beyond Power adlı kitabında dediği gibi: Köleyi iş başında tutmak için başında durmalısınız ya da başına bir sorumlu kişi getirmelisiniz. Sonra da köle ve köleden sorumlu kişinin işbirliğini önlemek için bir gözetmen atamalısınız.Daha sonra da üçünün işbirliği yapmaması için? Hükmeden kişi için güvenli bir yer yoktur; ne güvenliği ne rahatı ne de huzuru vardır.”

Evet, diğer bir deyişle güç kullanan kişi gücünün esiri olmuştur diyebiliriz. Gücünü elde tutmak için sürekli kontrolde, sürekli tetikte olması gerekir, sürekli şüphe içindedir. Mutlu ve dingin bir hali ondan çok uzaklaşmıştır. Bence ödenen en ağır bedel budur, mutsuzluk, şüphecilik, ipleri elimden kaçırırsam ihanet görürüm korkusu? Ve bu duyguların getirdiği daha bir sürü karanlık duygu?

Bedel 2: İstediklerini kabul ettirmek ve diğerlerinin direncini yenmek için çok fazla zaman ve enerji harcamak, yorulmak:

“Baskı ilk bakışta evlerde ve okullarda zaman almıyormuş gibi görünebilir. Ama anababalar ve öğretmenler yapılmasını istedikleri şeylere karşı bir direnmeyle karşılaşırlar. Aynı zamanda denetledikleri çocukların, kurallarına boyun eğdiklerinden emin olmak için yaptıklarını yönlendirmeleri ve daha sonra da boyun eğmeyenlerle ilgilenmeleri gerekecektir. Kurallar koyup tek yanlı kararlar almak fazla zaman gerektirmez ama bunlara uyulup uyulmadığını denetlenmesi sanıldığından da çok zaman alır. Uzun yıllar danışmanlığını yaptığım bir şirketin başkanı bu konuda şunları söylemişti: Çatışmaları çözerken güç kullandığım zamanlar hemen kararlar verebildiğim için kendimle övünürdüm. Asıl sorunum aldığım kararları uygulatmak için harcadığım zamandı; çünkü karşılaştığım direnci yenebilmek için, kararları alırken harcadığım zamanın neredeyse on katını harcıyordum.”

Ve:

“Alınan bir kararda payı olmayan kişinin o kararı uygulamak için motivasyonu düşüktür.”

Bedel 3: Güç kullananların yönetimi altında tuttukları kişilere yabancılaşmaları.

İster anababa olun, ister öğretmen, ister yönetici, güce dayalı bir otoriteniz varsa etrafınızdaki insanlarla samimi ve güven verici ilişkileriniz olamıyormuş neden mi?

“İlişkileri kötüleştiren 2 faktör vardır. Birinci faktör insanların korktukları kişilere karşı sıcak duygular beslememeleridir. İkincisi baskıcı liderlerin özellikle çalışanlarıyla yakın ilişkiler kurmaktan kaçınmalarıdır. otoriter liderlerin kendilerini yapayalnız hissetmelerine şaşmamalı..”

Bedel 4: Fiziksel ve psikolojik sağlık sorunları

“Denetleyen bir kişi olmanın bedeli çoğunlukla yüksek tansiyon, ülser, kalple ilgili sorunlar, uykusuzluk ve aşırı alkol kullanmaktır.”

“Güç kullanan kişiler her zaman tetiktedir. Güçlerini kaybetme kaygısı onları kuşkucu ve güvensiz yapar. Daha da önemlisi başkalarının kaybetmesi pahasına kazandıkları zafer onlarda suçluluk yaratır. Yıllarca danışmanlık yaparak kazandığım deneyim, bana, güç kullanan kişilerin kendi güvensizlik, kaygı, gerginlik, kuşku ve paranoya cehenemmlerini kendilerinin yarattıklarını gösterdi.”

Bedel 5: Güç kullanılan ortamlarda üretimin düşmesi, istenilen sonuçların alınamaması.

İnsanların otoriteyle karşılaştıklarında gösterdikleri zararlı davranışlar verimi düşürüyormuş:

a. Davranışların en zarar verici yönlerinden biri çalışanların liderle iletişimlerini belirgin bir biçimde azaltmalarıdır. Otoriter liderlerin ?Kimse bana bir şey anlatmıyor? ya da her şeyi en sonduyan kişi ben oluyorum diye yakındıklarını duyarsınız. Kişiler cezalandırılma ya da liderin kendi çözümünü zorla kabul etmek korkusuyla sorunlarını ona anlatmak istemezler.

b. Otoriter liderlerin gruplarında yağcılık çok sık görülür. Evet efendimcilerin davranışları nedeniyle yöneticiler çalışanların düşüncelerinden ve şirkette olup bitenden habersiz kalırlar, bu da sorunları fark etme becerilerini azaltır..Bu şıkta değinilen davranış sorununa çocuklar ve özellikle ergenlerde de çok sık rastlanıyor. Anne babanın sert, otoriter, esnek olmayan bir yaklaşımı varsa görünüşte anne babanın suyuna gidiyormuş gibi yaparlar. Ve anne baba çocuğun gerçekten ne yaptığından ne hissettiğinden habersiz kalır.

c. Baskı altındaki iş yerlerinde, sınıflarda ve evlerde kişiler arasında rekabet vardır. Özellikle iş yerlerinde, güç savaşlarına, arkadan konuşmalara ve dedikodulara tanık olunur. İnsanların birbiriyle çekişmesi ve mücadelesi, etkili ve üretken gruplar için gerekli olan işbirliği ve ekip oyununun karşı tezidir.

d. Grup üyeleri ya da çocuklar, kendilerini psikolojik ya da fiziksel olarak ortamdan uzaklaştırmanın yollarını bularak baskıcı liderlerle baş etmeye çalışırlar. Toplantılarda bazı üyeler kasıtlı olarak susarlar, öğrenciler tahtaya kalkmak istemezler, gençler odalarına kapanarak anababalarının denetiminden kaçarlar. Aynı iç güdüyle bazı çocuklar okulu bırakırlar.”

Evet bedeller hiç şüphesiz ki bunlarla kalmıyor ve güç kullanmak bir sürü bedel ödettiği halde sonuç da vermiyor.Umarım bu gerçeği anlayabilir, hazmedebilir ve güç kullanmaktan vazgeçebiliriz.

Çok fazla alıntı yaptım sanırım ama o kadar önemli buluyorum ki kesemiyorum. İşte bu bölümün bitiş cümleleri de şöyle:

“Çok uzun zamandır gücün etkili olduğunu düşünüp kendimizi aldatıyoruz. Zararlı etkilerini, kısıtlamalarını, yıkıcılığını nerdeyse hiç önemsemedik. Güç yaratıcılığı ve üreticiliği bastırıyor; denetlenenin ve denetleyenin sağlığını ve mutluluğunu tehdit ediyor; kendisini yok eden ve yerini alan başka güçler üretiyor; yaratıcılık için gerekli olan fikir ayrılığını köreltiyor; güveni, dostluğu yakınlığı ve sevgiyi yok ediyor. Güç denetlenenin köleleştirdiği gibi denetleyeni de tuzağına düşürerek etkisizleştiriyor.”

Alıntılar ‘Çocukta Dış Disiplin Mi, İç Disiplin Mi?’ isimli kitaptan yapılmıştır. Dr. Thomas Gordon, Sistem Yayıncılık

Bunlar da hoşunuza gidebilir...