İÇ DÜNYA, KADIN, Yeme İçme

Anlık rahatlamalar

Son zamanlarda hayatımızdaki pek çok durum, iş ve sorumluluk, stres oluşturucu hale geldi. İlk iki çocuğum çok küçükken yaşadığım bir his vardı, o hissi şu an toplumsal olarak yaşıyoruz gibi geliyor. O zamanlar günün çoğu kısmında tamamen çocukların bakımıyla meşgul oluyordum. Tabi onlar çok küçük olduğu için her an her şeyin olabilmesi ihtimali oluyordu. Tam bir
EĞİTİM OKUL, KADIN

Bir anne vardı

Bir anne vardı. Anneliğimi nasıl iyileştirebilirim sorusuyla yaşıyordu.  Elinden gelen herşeyi yapmaya, tüm emeğini ortaya koymaya hazırdı. Çocuklarıyla güçlü bağlar kurmak galiba işin en kritik noktasıydı. O çocuklarında yaralar açmayacak, yaralarını saracaktı. Şiddet mi, şiddetin ve öfkenin öncüllerine bile öyle bir düşmandı ki... Çocuklarını sorumluluk sahibi, aklı vicdanı yerinde kişiler olarak yetiştirme hayali de kuruyordu. Fikrine ilmine
ANNELİK, İÇ DÜNYA, KADIN

Acizlik duygusu ilerlemeye engel mi?

İnsanın kendini herhangi bir durumda aciz hissetmesi, tamam demek ki elimden hiçbir şey gelmiyor deyip kendini bırakmasına mı nedendir? Aciz kalma duygusunu kabul ettiğimizde, enerjimizi ve faaliyet isteğimizi kırmış mı oluruz? Nasıl olsa hiç bir şey bizim elimizde değil, nasıl olsa aciziz deyip köşeye mi çekiliriz? Daha kısa ifade edecek olursak, acizlik duygusu ilerlemeye engel midir? İki- üç senedir
ANNELİK, KADIN

Bilgi Toplumunda Annelik

Dün rastladığım bir instagram gönderisinde anneliğinin altında ezilen annelerden söz ediliyordu:   Bu gönderiyi Instagram'da gör   Genç kadın, ilk bebeğini kucağına alır almaz, kocaman bir sorumluluk yükünü de sırtlandı omuzlarına. Zihninde "iyi bir anne" prototipi vardı. Annesi gibi olmayacak, falancaya benzemeyecekti. Her bir reddedişin ardından bir kabul gerekliydi. Zira tabiat boşluk kabul etmiyordu. İşte tam bu sırada pedagoglar