Genel

Bütün Yolların Mutfağa Çıkması

2025 Kasım ayının sonunda eşim bir rahatsızlık geçirdi. Bir sabah uyandı ve “her şeyi çift görüyorum” dedi. “Senden iki tane var, masadan iki tane, bardak iki tane”. Baktığı her şey iki taneydi.

Üç gün hastane yatışımızda yapılan onlarca tetkik ve tahlil sonucunda korkulan bir sonuç çıkmadı elhamdülillah. Neticede altıncı sinir felci isminde bir hastalık teşhisi kondu eşime. Tıpta kesinleşmiş bir tedavisi olmayan bu hastalığın tedavisinin ‘beklemek’ olduğunu öğrendik. Ya da ameliyat. Yerli yabancı bir çok makale okuyarak, doktor dostlarımızın fikrini alarak ve google’dan aynı hastalığı yaşamış bir sürü kişinin tecrübelerine ulaşarak bu bekleme süresinin çok çok değişebildiğini öğrendik. En erken 8 haftada, bir ihtimal 4-6 ayda, belki 1 yılda belki 3 yılda iyileşebilirmiş. Hatta kızımın geçen hafta ders aldığı direksiyon hocasının çocuğu, tam da ergenlik döneminde tam 7 yıl bu hastalığı yaşamış. Sonunda ameliyat olarak şifa bulmuş.

Gözümüzün etrafında, gözümüzün istediği yana dönebilmesini sağlayan kaslar ve sinirlerden biri felç olmuş. Eşimin yaşadığı sol gözünün sola bakan tarafındaki sinirin felci.

Bekleyerek geçmezse ameliyatla gözün etrafındaki diğer kas ve sinirlerin, çalışmayan kasa bağlanarak güçlendirilmesi ve çalışması mümkün olabiliyormuş. Tabii o da ameliyat başarılı geçerse.

Sinir sistemini desteklemek adına eşim hemen akupunktur ve ozon tedavisine başladı. Ayrıca nörolog bir arkadaşının sürekli takibinde, sürecin hızlı toparlanması için bu doktor arkadaşının söylediği her şeyi yapıyoruz.

Çok şükür bu hastalık hayatımızı çok etkileyen bir değişikliğe neden olmadı. Eşim yazılımcı, biraz sıkıntı yaşasa da işine gücüne devam ediyor. Herhangi bir gözünü kapattığında diğeriyle tek görüyor. Bilgisayara bakıp kod yazmak için bir göz şükür yeterli oluyor. Gündelik hayatta mesela yolda yürürken çift görmeyi engellemek için bir gözünü kapatarak yaşıyor sadece.

Nörolog arkadaşı bize ilk önce bir beslenme listesi gönderdi. Yasaklar, az yenmesi gerekenler ve yenmesi gereken gıdalar olarak. Yasaklar ve az yenmesi gerekenler bildiğiniz şeyler, şeker, glutenli ürünler, işlenmiş gıdalar paketli gıdalar vs.

Esas yenmesi gerekenler listesi hayatımızı değiştiren kısım gibi geliyor bana.

Bir sürü de takviye verdi doktor. Bende de östrojen dominansı olduğunu ve bir sürü takviye kullandığımı yazmıştım kısa bir süre önce. Üstüne eşiminkiler de eklenince bir kutu etti. Unutmayalım diye salonun ortasına göz önüne koydum:

Görünen markalar için #reklam yazmak zorundayız malum. Tabii ki bunlarla uğraşmak yerine beslenmeyi iyileştirmek çok daha ucuz ve sürdürülebilir.

Yeni haber, şu sıra lipödem hastası olduğumu ve östrojen dominansı, kabızlık, döngü bozukluğu ve mineral eksikliklernin tamamını bu lipödem hastalığının tetiklemiş olabileceğini öğrendiğim günlerdeyim. Yani her şeyin sebebi gibi görünen kabızlığın da öncesinde başka bir sebep var gibi duruyor.

Ben de iki haftadır lipödem beslenmesine kısaca ketojenik beslenmeye geçtim İYİLEŞMEK için. Glutensiz beslenme gerçekten çocuk oyuncağıymış ketojenik beslenmenin yanında. Karabuğday dahil tüm tahıllar, tüm baklagiller, meyveler vs de tamamen yasak ketojenikte. Lipödem beslenmesinde bazı çiğ sebzeler bile yasak.

Dediğim gibi hayatımızı değiştiren kısım yasaklar değil yenmesi gerekenler oldu. Karbonhidratı zaten çok aramazdık ama her öğünde yeşillik yemek hem de bol miktarda yemek dünyanın en emek isteyen mutfak görevi olabilir.

Her öğünde bol protein almak, öyle pilavın yanına yenen az miktarda değil, o kadar çok proteini her gün düşünmek ve pişirmek de efor istiyor. Belki alışınca kolaylaşır da şu an yeni başlayanlar modunda zorlanıyorum. (Bu akşamki menümüz şuydu: Kuru fasulye + pilav + dana dili+ bol yeşil salata. Ben son ikisini yiyebildim tabii)

Özetle, hem eşim hem ben şifa yolunun beslenmeden geçtiği bir hallerdeyiz. Çocuklar büyüyünce mutfaktan çıkarım biraz diyordum, çıkmak gibi bir ihtimal olmadı da, daha çok girmek çok büyük ihtimal bilgilerinize sunarım.

Zaten yaş ilerledikçe, hayatın ilk gençlikteki gibi ne yersen ye enerjili ve hastalıksız devam etmesi çok düşük ihtimal.

Galiba hayatın tam merkezinde bütün yolların mutfağa çıkması diye bir fenomen var. Bu fenomen her kişiye farklı bir yerden dokunsa da bir şekilde dokunuyor. Çünkü biz bize fayda veren, saf ve temiz nimetlere çok çok muhtacız. Ne kadar muhtaç olduğumuzu yine yeniden anlamaya da muhtacız.

Öyle işte. Bereketli üç aylarda ve Ramazanda ismen dualarınızı bekleriz.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...