Genel

Aile Ödevi İşkencesi

Malesef bugünkü eğitim sistemimiz öyle bir halde ki, okula giden bir çocuğun ana babası olmak demek bakın neler yaşamak demek olabiliyor bir doktorun dilinden dinleyin. Efendim benim çocuğum daha okula gitmiyor çok var diye düşünmeyin, önceden bilinçlenmezseniz siz de akıma kapılıp selin götürdükleri arasında gidebilirsiniz. (Resimdeki çocuk: “Bu akşam ev ödeviniz yok, sevinebilirsiniz”)

Bugün uzun süredir görmediğim, en son görüştüğümüzde 6 yaşındaki çocuğuna okul seçmekle meşgul olan bir hasta halsizlik yakınması ile başvurunca kendisine
“Nasıl gidiyor okul, nereye verdiniz?” diye sordum
“Sormayın Doktor Bey, özel koleje verdik ama ev ödevi yapmaktan perişan olduk” dedi
“Nasıl yani, ben artık ilkokullarda ödev verilmeyecek diye duymuştum” dedim
Acı acı gülerek, “Yanlış duymuşsunuz. Hergün ödev verdikeri gibi, verdikleri ödevler çocuğun kendi başına asla yapamayacağı şeyler. Aile katılımı diye bir şey çıkarmışlar bütün ödevleri biz yapıyoruz. Okuma yazma bilmeyen çocuğa Atatürk’ün hayatını, annesinin, babasının, doğduğu evin resimleriyle poster şeklinde sunmasını istiyorlar. Çocuk nasıl yapacak ki? Biz araştırıp, internetten indirip, resimleri basıp, ödev hazırlıyoruz” dedi.

“Çocuk ne yapıyor bu sırada?” diye sordum
“Ne yapacak, yanımızda durup mızıldanıyor. Geçen gün erozyon konusunda sunum hazırlamasını istemişler. Erozyon nedir bilmiyor ki… Ben internetten araştırdım, bir sürü akademik şey çıktı. ‘Erozyon+ilkokul’ yazdım, çıkanları derledim, Power pointle sunum hazırladım, program çalışmadı, başka program buldum, indirdim, tekrar hazırladım, canım çıktı, en son babasına bıraktım CD’ye çeksin diye. O da çekmiş ama bilgisayarın içinde unutmuş, çantasına koymamış. Ertesi gün okuldan süklüm püklüm geldi, sınıfta ödevin yapmayan bir tek bizimkiymiş!” dedi
“Başka ne ödevler veriyorlar?” diye sordum

“Geçenlerde teknolojik bir aletin resimlerle sunumunu hazırlayın diye performans ödevi vermişler. Ödevi anlatan kağıttaa yazmıyordu ama çocuk; ‘Maket de hazırlasak olurmuş’ dedi. Biz önce ilaç kutularından falan hazırlarız diye düşündük ama sonra üşendik, büyükçe bir kartona dizüstü bilgisayarı, nasıl çalıştığını falan çizip, hazırlayıp gönderdik. Akşam çocuğa soruyoruz, ‘Sıra bana gelmedi’ diyor. Meğer bütün aileler görkemli maketler hazırlamış. Marangoza dizüstü bilgisayar yaptıranlar olmuş; tavla gibi menteşeli, açılıp kapanıyor. Birisi strafordan büro tipi, kocaman buzdolabı yapmış. Öğretmen de tabi maketi güzel olanları kaldırıyormuş, bizimki ezik kalmış. En son benzer bir performans ödevini müzik aleti için verdiler. Bu sefer biz de hırslandık. Babası kartondan, misinalarla falan güzel süslü bir gitar yaptı. Bunu gören diğer aileler alçıdan gitar döktürmüşler. Veli toplantılarında aileler birbirlerini tebrik ediyorlar, şu ödeviniz çok başarılıydı diye” dedi. (Yuuuuuh diyorum burada)

“Diğer veliler sizin yaptığınız ödevi nasıl bilebiliyor??” dedim.

“Okuldan ayrlmıyorlar ki!
Devlet okulu olsa anlıycam, öğretmenin gözüne girmeye çalışıyorlar diyeceğim. Anneler sabah sınıfa giriyor, çocukların ödevlerini inceleyip, öğretmenlerden son havadisleri alıyorlar. Öğleyin sefertasında yemek getirip çocuklarna yediriyorlar. Akşam çıkışta da sınıfa girip o gün neler oldu, ne ödev verildi öğreniyorlar. Milletin işi gücü yok ki. Bizimkinin sınıfında BMW cipli bir anne var, bütün işi gücü bu: İki çocuğu okula getir götür!
İşin sinir bozucu yanı veli toplantısı olduğu zaman da öğretmenlerle en çok konuşanlar bunlar, hiç yanlarından ayrılmıyorlar. Ya, zaten hergün burdasın, konuşuyorsun, bırak azcık da biz konuşalım di mi!” dedi.

“Veli toplantılarında bu konulardan şikayet etmiyor musunuz?” diye sordum
“Etmez miyiz. Son toplantıda eczacı bir hanım vardı. Öğretmene;
‘Rica ediyorum, haftada bir gün ödev vermeyin. Çocuk için değil, kendim için istiyorum, lütfen! Aile düzenimiz bozuldu, huzurumuz kaçtı, çok geriliyoruz, haftada bir gün istirahat etmek istiyoruz” dedi, öğretmenler kabul etmedi, hergün ödev olmazsa alışkanlık bozulurmuş” dedi.

“Bu iş bana hiç mantıklı gelmedi, aile katılımı olmazsa ne olurmuş. Biz okulları okuduk, ödevlerimizi yaptık, sınıflarımızı geçtik. Bu yaştan sonra daha zorla ödev yapılır mı?” dedim.

“Vallahi iki yıl önce biz de aynen sizin gibi düşünüyorduk Doktor Bey. Arkadaşlarmız anlatıyor, biz de onlarla dalga geçiyorduk. İşin içine girince bu lafların bir anlamı kalmıyormuş. Çocuk daha ikinci sınıfta; SBS için kurs düşünmeye başladık. Beşinci sınıftan sonra her sene sınava gireceklermiş. Özel koleje vermeden önce bir öğretmen bana ‘En iyisi devlet okulu artı etüd. Çocuk eve ödev getirmez, rahat edersiniz’ demişti. Haklıymış!” dedi.

Muayenesinde anksiyetesi dışında patolojik bulgusu olmadığından halsizliği için kan tahlillerini istedim.

kaynak:

http://benbugunbunuogrendim.blogspot.com/2009/04/aile-odevi.html
http://benbugunbunuogrendim.blogspot.com/2009/04/aile-odevi-2.html

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.