İÇ DÜNYA

Doğalgaz faturasını da mı ben düşüneceğim?

‘Size bu soğuk aylarda ne kadar doğalgaz faturası geliyor’ diye bir soruyla karşılaştığımda;

‘Şey eeem bilmem ki, ne kadardııı, galiba 300-400 falandı, yoksa o kadar değil miydi? Daha mı fazlaydı? Tam bilmiyorum o civarda birşey işte..’

diye yuvarlak cevaplar vermek durumunda kalıyorum.

Çünkü bilmiyorum, çünkü ilgilenmiyorum. Özellikle ilgilenmiyorum.

Çünkü ben gıcığım Türk kadınının erkekten çok geçim derdi ve fatura düşünmesine.

Zaten çocukların ağzıyla burnuyla, kakasıyla, kirlisiyle, evin köşesiyle bucağıyla uğraşan benim. Yemeğin vaktini saatini, hazırlamasını, tuzunu biberini lezzetini düşünen benim. Halının kirini, kitaplığın tozunu, perdenin isini, kaloriferin altına yumurta bırakan örümceği gören benim.

Evin odalarında günde binlerce kez dağılan oyuncakları, çıkarılmış kıyafetleri, tersi dönmüş eşyaları toplayan, üzerinde tepinilmekten şaftı kaymış koltuğu derleyen benim.

Çocuğu emzirenim, her Allah’ın günü parka götürenim, peşinde koşturmaktan beli ayrılanım.

Çocuğu uyutmaya uğraşırken ömrünün hatırı sayılır vaktini geçiren benim. Yetmedi aktivitesini, ekranın karşısında fazla durmamasını zarar görmemesini vesaireyi düşünen benim.

Çocuklar büyüdükçe gelen ödev dertlerine, okul ihtiyaçlarına koşan benim.

Ev ve çocuklarla ilgili bir dünya şeyin üzerine bir de faturaları, o borcu, bu harcı da mı ben düşüneceğim?

Dert küpü müyüm ben, yoksa hamal falan mı?

Sonra Türk kadını neden yılgın, neden suratı böyle olumsuz, neden bazı konularda isteksiz falan.

Neden diye sormak abesten de öte.

Para kazanma ve maddi işlere erkek bakıyorsa, alışverişi, getir götürü, faturayı, ödemeyi de o düşünsün lütfen. Evine bakmayan sorumsuz erkekler de var biliyorum, mevzumuz onlar değil.

Ha ben evin emanetçisi kadın olarak, iktisat etmek ve israf etmemek noktalarına dikkat ederim tabi.

Ama tutumluluk ya da israfa dikkat edişimiz sadece faturaya endeksli olmamalı diye düşünüyorum.

Ben suyu şakır şakır akıtırken sorun olmuyor da, fatura çok gelince mi kıymetli oluyor o su?

Faturası olmasaydı dilediğimiz gibi har vurup harman mı savuracaktık yani dünyanın kaynaklarını?

Zaten faturadan bağımsız şekilde, bir değer olarak benimsediğim için iktisada dikkat ediyorum, faturadan banane..

Elbette israftan ari değiliz, Allah affetsin fakat aklımın erdiği gücümün yettiği ölçüde elimden geleni yapmaya çalışıyorum.

Elbette ki paylaşırız konuşuruz eşimle evin ekonomik durumunu. Neye birikim yapıyoruz, nereye ne harcıyoruz bilirim. Ama derdini çekmemeye çalışırım. Benden çok eşim düşünmeli diye bakarım.

Maddi olarak en sıkışık zamanlarımızda da böyleydi, en geniş zamanlarımızda da böyleydi. Sıkışık zamanlarda da faturalardan değil, hangisi daha az ihtiyaçtır diye düşünerek başka alanlardan kısma yaparız.

Ha bir de Türk toplumunda ‘hep yeni yeni giyin, bir gün giydiğini bir dahakine giymemek için paraya acıma, ama evde doğalgazdan kıs, soğukta otur’ anlayışı da var. Nasılsa o garibanlığını elalem görmüyor kafası yani. Neyse oralara girmeyelim.

Allah erkeği boşu boşuna dayanıklı, sert, güçlü yaratmamış. Kadının duygusallığı ve herşeyi çok ağır yaşayışı erkekte yok.

Onun düşüneceği şeyleri kadın daha çok düşününce altından kalkamıyor, denge bozuluyor. Abus ve çökük kadınlar ürüyor.

Erkeğin üzerine vazife olan şeyleri de ben düşüneceksem, erkek de gelsin evde yemek yapsın, kek pişirsin, çocuğun altını alsın, dolapları çekmeceleri düzenlesin, bebeği uyutsun, lavaboyu ovalasın, klozetteki kirleri temizlesin, kıyafet ütülesin, camları silsin lütfen. Yapmasa bile bunları benim gibi bir bir düşünsün, derdini çeksin lütfen.

Öyle olmadığına göre…

Benim düşünülecekler listem bana yeter.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...